'Türkiye'nin göçmenler için sağlam bir politikası yok'
14:33
JINHA
İSTANBUL - Türkiye'nin göçmen politikasının dış siyasetiyle de ilintili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sema Erder, "Şu an Suriyelilere yaklaşım dahi Türkiye'nin siyasetine bağlı. Aynı zamanda Türkiye'de göçmenler için sağlam bir politika yok ve Türkiye'nin zaten 'yabancıya' karşı bir korkusu var. Bu durum, onu göçmenlerin bekleme odası konumuna getiriyor" dedi.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nün 2002'den bu yana aralıksız sürdürdüğü Çarşamba Seminerleri kapsamında Prof. Dr. Sema Erder tarafından "Sınır Açık, Kapılar Kapalı: Türkiye'nin Değişmeyen Göçmen Politikası" başlıklı sunum yapıldı. Göç konusu üzerinde araştırma yapan akademisyen ve öğrencilerin katılım gösterdiği sunumda Sema Erder ilk olarak "mülteci" tanımlamasına dikkat çekerek, "Göç, muhacir, göçmen, mülteci tanımlamaları yönetimler tarafından belirlenen kelimelerdir. Sosyolojik bir tanımlama olmayan bu kelimeler, dünya tarihinde sınırların belirlenmesiyle ortaya çıkan ulus devletlerin kimin yurttaş, kimin de yabancı olduğunu belirlemek adına var olan terimlerdir" dedi. Sema, "yurttaş" tanımının da yönetsel bir kavaram olması nedeniyle yerine farklı bir kelimenin kullanılması için tartışmaların başlatılması gerektiğini kaydetti.
'Suriye ile birlikte Türkiye'nin göçmen politikası da görüldü'
Türkiye'nin göçmen politikasının ana hatlarının tartışmaya açıldığı seminerde, her ulus devletin kendine göre bir mülteci hukuku olması nedeniyle, yoğun bir şekilde göç dalgasının yaşandığını kaydeden Sema, Türkiye'nin de sadece kendine göre bir mülteci hukuku yürüttüğünü söyledi. Sema, Suriye göçü ve sonrasında yaşananların, daha önce konuyla ilgili küçük bir çevrede tartışılan ve eleştirilen Türkiye'nin göç politikasının geniş kitlelerce algılanmasına ve çok yönlü olarak tartışılmasına neden olduğunun altını çizerek, çalışmaların kapsamlı hale gelmesiyle birlikte Türkiye'nin dışarıya kapalılığını ve "yabancı" olarak tanımlanan insanlara karşı tavrının açıkça görüldüğüne işaret etti.
'Kuzeye göç için para ve belirli bir birikim gerek'
Dünyada en çok "güneyden güneye" ve "güneyden kuzeye" şeklinde göç dalgasının olduğunu ifade eden Sema, güneyden güneye göçün daha fazla yaşandığını güneyden kuzeye doğru göçün daha fazla elit kesimlerin yapabildiğini söyledi. Sema, "Suriye örneğine bakacak olursak, tıpkı 1990'larda göç etmek zorunda kalan Kürtlerin yoksul kesimlerinin Diyarbakır'da kalması, parası olanın ise gücü yettiğince batıya doğru gelmesi gibi, şu an yoksul kesimin büyük çoğunluğu sınıra yakın kentlerde yaşarken, İstanbul'a dahi gelebilenler belirli miktarda parası olanlardır. Güneyden kuzeye göç etmenin nedeni sadece ekonomik nedenler değil, aynı zamanda kuzeyde anadilde eğitim, ekonomik ve sosyal haklar, cinsel kimlik gibi hakların daha da sağlanması nedenleri alt tabanında yatıyor" diye konuştu.
'Ulus devletlerin göç politikası işlevini yitirdi'
Ulus devletlerin belirlediği göç politikalarının artık işlevini yitirmeye başladığını kaydeden Sema, devletin denetiminde olan ve olamayan göçler arasındaki büyük farka işaret etti. Göçlerle beraber dünyanın her yerinde kötümser kaosun ortaya çıktığını ifade eden Sema, göçmenlere karşı ulusalcı güdülerin ortaya çıktığını söyledi. Türkiye tarihindeki göç politikalarına dikkat çeken Sema sözlerine şöyle devam etti: "İran İslam Devrimi sırasında 1 milyon İranlı Türkiye'ye geldi. Kalmak için çeşitli zorlu prosedürler gerektirirken, yurttaşlığa (muhacir) kabul edilme ise çok zor işlemleri gerektirdi. Bunun için ön şartlardan biri Türk kültürüne sahip olmakken, Müslüman olmak ise bir avantaj olarak görülüyor. Türkiye'de ayrıca sadece batıyı kabul etme durumu var. Ama onda da yine belirli bir ayrımcılık söz konusu. Örneğin Yunanistanlı çingeneyi kabul etmiyor. Bunun yanı sıra Türkiye'de göçmen politikası kendi dış politikasıyla da ilintili. Suriyeli yurttaşlara yaklaşımı dış politikasına bağlı. Örneğin Bosna Hersek Savaşı'nda Bosnalılara misafir yaklaşımı sergileyen Türkiye, polisin onlara karışmaması ve istediklerini yapabilmeleri için serbest bıraktı. Ama bu durum dahi savaş bittikten sonra Bosnalıları Türkiye'de tutmadı. Çünkü Türkiye'de göçmenler için sağlam bir politika yok ve aynı zamanda Türkiye zaten yabancıya karşı bir korku var. Bu durum, onu göçmenlerin bekleme odası konumuna getiriyor."
'Suriye ve Türkiye göç politikası yoğun araştırma gerektiriyor'
Osmanlının iskân kanuna dikkat çeken Sema, "Osmanlı'nın arka bahçesi" olarak tanımlanan Suriye ve Irak'a karşı Türkiye politikalarının da farklı olduğunu ifade etti. Sema, "İsyan eden Kürtlerin sürgün yeri haline gelen Suriye'ye baktığınızda hemen yanına bir nezaretçi halk konumunda olan çeçenler veya Türkmenleri görebilirsiniz. Ya da sağ kalan Ermenilerin yerleştiği Der-Zor bölgesi, o da aynı durumda. Dolayısıyla Suriye'den gelen her insanın Suriyeli diye bir yaklaşım sergilenmesi de doğru olmayabilir. Yoğun göçün yaşandığı Suriyelilere ilişkin, bu insanların kimler olduğu, inançları, yaşam şekilleri, kültürleri, sosyal yaşamları gibi birçok araştırma yapılması gerekiyor" dedi.
(zd/mg)

