ÖHD: Diyarbakır, Suruç ve Ankara'da 'deklare edilmemiş' işbirliği var

14:41

JINHA

ANKARA - Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi, Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamları değerlendirildiğinde, IŞİD dahil olmak üzere bu örgütlere Türkiye'den katılımların devletin istihbarat bilgisi dışında olamayacağına dikkat çekerek, "deklare edilmemiş işbirliği" olduğunu belirtti.

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi, Ankara katliamı soruşturmasına dair hukuki tespit ve değerlendirmelerini içeren raporunu açıkladı. Mülkiyeler Birliği'nde yapılan basın toplantısına ÖHD Ankara Şubesi eşbaşkanları Nuray Özdoğan ve Serbay Köklü ile dernek üyeleri katıldı. Raporu açıklayan Eşbaşkan Nuray Özdoğan, Ankara katliamının öncesinde, sırasında ve daha sonrasında yaşananların, elde edilen kayıt ve bilgilerin 5 Haziran'da HDP'nin Diyarbakır mitinginde gerçekleşen bombalı saldırı ve 20 Temmuz'da Suruç'ta gerçekleşen bombalı saldırıyla birlikte ele alındığında organizasyonel bir bütüne işaret ettiğini belirtti. Nuray, Suriye savaşından bu yana Türkiye'nin cihatçı örgütleri destekleme politikasının mevcut olduğunu söyleyerek, "Türkiye'den, IŞİD'de dahil olmak üzere bu örgütlere katılımların devletin istihbarat bilgisi dışında olduğu düşünülemez. 'Deklare edilmemiş işbirliği' Ankara Katliamı sorumlularını uzakta aramamayı gerektirmektedir" diye konuştu.

'İtfaiye aracının ne amaçla olay yerine girdiği anlaşılamadı'

Nuray, raporda yer alan itfaiye araçlarına dair ayrıntıyı da sundu. Rapora göre, itfaiye araçlarını, patlamanın hemen ardından Sıhhiye yönünde köprü altında bekletildiği anlaşıldı. İtfaiye araçlarının olay yerine girdiği, ancak ne amaçla olay yerine girdiğinin anlaşılamadığını belirten Nuray, "Bunun olay yerindeki kaos ortamını artırmaktan ve olay yerine ait delilleri bozmak, delillere zarar vermek kastından başkaca bir anlam ifade etmediği düşünülmektedir" dedi. Ayrıca raporda, Arena Spor Salonu önünde içinde herhangi bir personel bulunmayan itfaiye aracının yol üzerinde bırakıldığı, bu suretle yaralı taşımanın engellenmek üzere itfaiye aracının konuşlandırıldığının görgü tanıklıkları ile belirlendiği de yer aldı.

Faillerin belirlenmesi yönünden eksik soruşturma tehlikesi

Nuray, kişilerin üzerinden çıkan bilye ve metal parçaları dışında elbise ve sair eşya açısından talep edilen incelemeler konusunda da bilgileri bulunmadığını belirterek, "Sadece bomba mekanizmasının çözümlenmesine odaklı yaklaşımın kaçınılmaz olarak tesir edeceği değerlendirildiğinden ölüm sonucuna yol açan nedenlerin tespiti ve faillerin belirlenmesi yönünden eksik soruşturma tehlikesi mevcuttur" şeklinde konuştu.

'Savcılık tarafından yürütülmeyen soruşturmayı TEM yürütüyor'

Soruşturma işlemlerinin TEM'in KCK soruşturmalarını yürüten polisler tarafından yapıldığına dikkat çeken Nuray, "Formasyonu Kürtlerden şüpheli yaratmak olan bir ekibin, Kürtlere ve geniş muhalif kesimlere yönelen bombalı bir saldırıyı çözmek açısından nesnel kriterlere sahip olabileceğinin düşünülmesi mümkün değildir. Savcılık ya da bağımsız soruşturmacılar tarafından yürütülmeyen bu soruşturmada görülen TEM'in esas olarak işlem yürütmesi delil zincirinin baştan zedelendiğini ortaya koymaktadır" diye konuştu. Nuray, 14 Ekim 2015 tarihinde Savcılık tarafından yapılan soruşturmaya ilişkin her türlü yayın ile eleştirinin yasaklanmasına yönelik talebin, Türkiye tarihindeki en kapsamlı ve en gerçek dışı yayın yasağı olma özelliğini koruduğunu belirtti.

Ankara katliamının ve soruşturmanın takipçisi olacaklarını belirten ÖHD Ankara Şubesi, gözlem ve tespitlerine dayanarak hazırladığı raporda, soruşturmanın güvenliği açısından şunların altını çizdi:

"Türkiye'nin IŞİD'e ve benzeri örgütlenmelere verdiği destek teşhis ve teşhir edilmeden, katliamın sorumluluğu hukuken tartışılamaz. Ankara'da gerçekleşen katliam, öncülleriyle birlikte değerlendirilmeden açığa kavuşturulamaz. Olayın faili olduğu yönünde ciddi deliller bulunan İŞİD ve benzeri örgütlenmelerin Türkiye yapılanmaları yahut bu örgütlerin devlet içindeki bağlı unsurlarının teşhiri ancak demokratik bir zemin oluşması halinde imkanlıdır. Soruşturma konusu fiillerin insanlığa karşı işlenen suç kapsamında değerlendirilip ulusal, uluslararası soruşturma usul ve takip mekanizmalarının işletilerek ilerlemesi gereklidir.

Soruşturma, savcılık ve bağımsız soruşturmacılar yönetimine alınmadan ilerleyemez. Katliamın siyasi bağlantılarını da araştırabilme iradesi gösterecek etkin, bağımsız bir soruşturma yürütülmelidir. Buna uygun soruşturmacılar belirlenmelidir. Mağdur, müşteki ve yakınları ile avukatlarının bilgi ve belge erişiminin kısıtlanmasına derhal son verilmelidir. Mağdur, müştekilere ve vekillerine yönelik düşman hukuku uygulamasına son verilmelidir. Yaşanan katliamın psikolojik-sosyal travması bu kadar ağır iken devlet yetkililerinin muhalefeti suçlayan manipülatif söylemlerine ve olay özgünlüğünde de Barış mücadelesi yürütenlere dönük düşmanlaştıran, hedef gösteren ifade ve beyanlarına derhal son vermesi gerekmektedir."

(sy/mg)