Elif Zavar: İnsanları bir araya getiren Cizre'nin vicdanı

09:42

Duygu Erol / JINHA

ANKARA - Ankara Katliamı'nda kızıyla beraber yaralı olarak kurtulan ve 13 yıldır insan hakları mücadelesi veren Elif Zavar, "İnsanları bir araya getiren Cizre'nin vicdanı. Ben mücadeleye kaldığım yerden devam edeceğim. Sanmasınlar sineceğiz, vazgeçeceğiz" dedi

Ankara katliamı tanıklarından ve kızıyla beraber yaralı olarak kurtarılan Elif Zavar, yaşadıklarını ve bundan sonra neler yapacağını anlattı. 13 senelik insan hakları aktivisti olan ve aynı zamanda Odak Dergisi eski yazı işleri müdürü ve 15 senedir Sincan 1 Nolu F Tipi'nde kalan siyasi tutsak Erol Zavar'ın eşi olan Elif, yaşamının her alanında mücadele içerisinde. Elif'e mücadele yaşamında ise 16 yaşındaki kızı eşlik ediyor. Elif, "İnsanları bir araya getiren Cizre'nin vicdanı. Ben mücadeleye kaldığım yerden devam edeceğim. Sanmasınlar sineceğiz, vazgeçeceğiz" dedi.

Berna Koç: Geleceğim abla, artık barış gelmeli

Katliamın yaşandığı gün, barış şehitlerinden Berna Koç'un yanında olduklarını belirten Elif, "Berna'yla daha önce konuşmuştuk. Suruç Katliamı'nı protesto ederken darp edilmişti. Gelmeden önce konuşmuştuk. 'Geleceğim, abla artık barış gelmeli' diyordu. Berna'yla karşılaştığımızda sıkı sıkı sarıldık, herkes birbirine sarılıyordu. Herkes çok mutluydu, halaylar çekiyor, şarkılar söylüyorlardı. Ben dedim, bir çay içelim. Çay ocağına doğru gittik. Çayı aldıktan sonra daha cüzdanımı çantaya koymadan patlama oldu. Bir bina büyüklüğünde alevler yükseldi" diye konuştu.

'Polis patlama olduktan sonra geldi'

Alana ilk girdiklerinde herhangi bir güvenlik çemberi oluşturulmadığına dikkat çeken Elif, "O an düşünmem gerekiyordu. Zaten Suruç patlamasından sonra Ankara'da daha büyük bir patlamanın olacağını hep düşünüyordum. Alana ilk girdiğimizde etrafta tek bir tane bile polis yoktu, patlama olduktan sonra hepsi geldi. Zaten yere düşünce kendi kendime 'Elif polis yoktu' dedim" şeklinde konuştu.

'Polis yaralıların da ölmesini istiyordu'

Kızıyla taburcu olduktan sonra evde kucaklaştıklarını söyleyen Elif, o anları şöyle anlatıyor: "İlk baktığımda herkes gibi kızım ve Berna yerde kanlar içinde yatıyordu. Birinin beli diğerinin de ağzı kanıyordu, benim de boynumdan kanlar akıyordu. Bizimle beraber gelen arkadaşım Serkan'a önce Berna ve kızımı hastaneye göndermesini istedim. Ben bekledim. Diğer yararlıların götürülmesini istedim. Polis yaralıların da ölmesini istiyordu. Yaralıların üstüne gaz sıktı, o an nefes alamadım. Kanamam dursun diye Serkan atletini kullanmıştı, onu aldım burnuma koydum ve o an nefes aldım. 'Serkan ben dayanamıyorum artık' dedim ve gözlerimi kapattım."

'İnsanları bir araya getiren Cizre'nin vicdanı'

Cizre'de cenazesi dolapta bekletilen çocuğun vicdanının, batıda bu kadar insanı bir araya getirdiğini söyleyen Elif, bu patlamayla insanların birbirinden, mücadeleden vazgeçeceklerinin düşünüldüğünü ifade ederek, "Bizim öpmeye, dokunmaya kıyamadıklarımızın sebebi oldular. İnsanları bir araya getiren Cizre'nin vicdanı. Ama sanmasınlar biz korkacağız, sineceğiz. Biz birbirimize daha çok kenetleneceğiz, vazgeçmeyeceğiz" dedi.

'Sandığıma sahip çıkacağım'

Hastanede ameliyathanede unutulan, saatlerce kanaması devam eden ve hayatta kalmak için mücadele veren Elif, 10 gün sonra seçim olduğunu hatırlatarak, "Ben sandık görevlisiyim. Ve bu yaralı halimle gidip sandığımda duracağım, oylarıma sahip çıkacağım" dedi.

(dk)