Jineoloji ile kadın kendini yeniden tanımlıyor

08:37

 


RUKEN ÇELİK /JINHA


AMED – Diyarbakır’da yaklaşık 6 aydır kurulan Kadın Akademisi Jineoloji Atölyesi ile kadınlar kendisini yeniden tanımlıyor. Jineoloji ile toplumda yeni bir bakış açısı yaratmayı hedeflediklerini belirten atölye katılımcılarından Figen Aras, “Bilimi yapanlar erkekler, bilimi şekillendiren erkek zihniyeti, bilim devletlerin tekelinde, bilim üniversitelere sıkıştırılmış, üniversitelerde devletlere sıkıştırılmıştır. Bu durumda cinsiyetçiliği beraberinde getirir. Cinsiyetçiliği aşabilmenin yolu kadın bakış açısını kazandırmaktır. Kadın bakış açısıyla iktidar olgusunu deşerek, tartışarak, yeni bir paradigmayla, yeni bir bakış açısıyla var olan bilimleri ele almak ve var olan düşünce yöntemlerini tekrar değerlendirmek gerekiyor” dedi.


Kadın Akademisi Jineoloji Atölyesi, kadının yaşadığı 5 binlik yıllık ezilmişliği nasıl kabul ettiğini, epistemolojik boyutuyla, sosyolojik boyutuyla, tarihe gidiş boyutuyla tartışacak ve mitolojiyi, felsefeyi, dini, bilimi ele alarak, kurnazlıkları açığa çıkaracak. Konuya ilişkin görüştüğümüz Kadın Akademisi Jineoloji Atölyesi katılımcılarından Figen Aras, “Bu bilim sadece kadının sömürge düzeneğini, kadının ezilmişliğini ele alan ya da eril zihniyetin kadın bedeni, emeği üzerindeki tahakkümünü elen alan ve onun çözümünü amaçlayan bir bilim dalı değil de, bununla birlikte tüm toplumsal sorunların temelinde yatan iktidar ideolojisini çözmek ve bu düşünce yöntemlerini de ele alıp nasıl bir yaşam, nasıl bir hakikat arayışına sahip olma noktasındaki çabaların bir sonucu olacaktır diyebiliriz” dedi. Var olan Sosyal Bilimler’in 18. yüzyıldan bu yana kapitalist modernitenin denetimi altında olduğunu belirten Figen, egemenlerin kendi ideolojilerini ve kendi sistemlerini hayata geçirmek için düşünce yöntemlerini geliştirdikleri ve kapitalist modernitenin esaretine girmiş olduğuna dikkat çekti.


Jineoloji ile yeni bir bakış açısı…


Var olan sosyal bilimlerin pozitivist ve tekçi olduğuna ve gerçeği yansıtmaktan uzak olduğuna işaret eden Figen, “Özelliklede kadın sorununu açığa çıkarma, kadın sorununa değinme, çözümünü ele alma konusunda tamamen eril zihniyetin ya denetimi altında, ya da onunla birlikte hareket etmektedir. Bu yüzden de biz alternatif bir sosyal bilimler üzerinde yoğunlaşmak istiyoruz. Yani var olan sosyal yöntemin düşünce yöntemlerini, argümanlarını ve kavramlarını yeniden sorgulayarak yeni bir bakış açısı kazandırmanın önemini görüyoruz” dedi. Mevcut bilim dallarında kadının tanımlanmadığını ve kadının da aynı şekilde kendini tanımlamadığına vurgu yapan Figen, “Erkekler, devletler ve dinler kadını kendine göre tanımlamıştır. Bu tanımlama erkeğe göre bir tanımlamadır. Var olan tanımlamayı reddediyoruz. Jineoloji de bunun reddi üzerinden bir yoğunlaşmanın zeminini oluşturacak” diye konuştu.


‘Kadın bakış açısıyla cinsiyetçilik aşılacak’


 “Kadın kim olduğunu, varlığını, varlık gerekçesini ve yaşamdaki felsefik duruşunu kendisi tanımlamalı ve belirlemelidir” diyen Figen, “Bugün görüyoruz ki bedenimiz, emeğimiz, kendi tarihimizde tamamen egemenler tarafından belirleniyor tanımlanıyor. Bunu reddetmek üzerinden mücadelemiz sürecek. Bugün kadın nedir diye topluma sorarsak eğer ‘annedir, doğurgandır, eştir, erkeğin eşidir’ şeklinde tanımlanır bu algıyı aşmak üzerinden jineolojiyi tartışıyoruz” sözlerini ifade etti. Mevcut bilimin cinsiyetçi olduğunu, bilimin kendisinde problem olmadığını, merkezi uygarlık tarafından denetime alındığını ve kendi çıkarları temelinde kullanılmasında problem olduğunu kaydeden Figen, “Bilimi yapanlar erkekler, bilimi şekillendiren erkek zihniyeti, bilim devletlerin tekelinde, bilim üniversitelere sıkıştırılmış, üniversitelerde devletlere sıkıştırılmıştır. Dolayısıyla devlet denilen olgu tamamen erildir tamamen hiyerarşiktir iktidar yüklüdür. Bu durumda cinsiyetçiliği beraberinde getirir. Cinsiyetçiliği aşabilmenin yolu kadın bakış açısını kazandırmaktır. Kadın bakış açısıyla iktidar olgusunu deşerek, tartışarak, yeni bir paradigmayla, yeni bir bakış açısıyla var olan bilimleri ele almak ve var olan düşünce yöntemlerini tekrar değerlendirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.


‘Devletli düşünce yapısı parçalanacak’


Bilimin kendisine karşı olmadıklarını dile getiren Figen, bilimin iktidarın temsiliyeti olmasına tepkili olduklarını ifade etti. Feminizme karşı olmadıklarını ve feminizmi reddetmediklerini belirten Figen, “Onun yarattığı miras üzerinden, yarattığı değerler üzerinden eksik kalınan noktalarını da tamamlayarak feminizmi de içine alabilecek bilim dalından bahsediyoruz” dedi. Feminizme alternatif bir tartışma yürütmediklerini söyleyen Figen, “Genelde bir kaygı var ve tepki var. ‘Feminizm yetmedi mi Jineolojiyi öneriyorsunuz’ diye. Zaten feminizm ve Jineolojiyi aynı dengede tutmak doğru değil. Feminizmi bir teoriler bütünüdür bir ideoloji bütünü olarak değerlendirilebiliriz ama Jineoloji kadın bilimidir. Jineoloji feminizmin eksik kalan, başarısız olan ve sisteme cevap veremeyen yönlerini de tamamlayacak. Devletli düşünce yapısını parçalayacak” sözlerini dile getirdi.


‘Jineoloji ile kadın kendini yeniden tanımlayacak’


“Kadının kendi kararlarını alacağı, kadının kendini tanımlayacağı ve özgürlük tanımını doğru yapacağı bir zemini yakalamak için Jineoloji iddiasını ortaya koyuyoruz” diyen Figen, “Buda feminizmin çok daha gelişmesi, örgütlenmesi mücadele alanında büyümesi anlamına gelecek. Zaten kadın özgürlük mücadelesinin tüm topluma tüm dünya topluluklarına yansıması anlamına gelecektir. Bu bizde heyecan yaratıyor. Yakın zamanda İstanbul’da Avrupalı feministlerle de bir buluşma yaşandı. Kendileri de bir yerlerde eksiklik olduğunu belirterek, ‘Evet iki yüz yılı aşkındır mücadele veriyoruz. Ama bir araya gelmenin, bilgilerimizi paylaşmanın, deneyimlerimizi paylaşmanın ve birlikte mücadele etmenin zeminini yaratabilmeliyiz’ yaklaşımları görebildik. Buda bizi çok heyecanlandırıyor” ifadesine yer verdi.


‘Jineoloji tüm toplumsal ilişkilere yansıyacak’


Şuan ki tartışmaların Jineoloji’nin bir bilim dalı mı olacağı, Sosyal Bilimlerin bir disiplini mi olacağı yada Sosyal Bilimlerin kendisi mi olacağı yönünde tartışılan noktaların olduğuna işaret eden Figen,  “Bir karara varacaksak eğer tüm kadınların ortak görüşü, ortak emeği olmalıdır. Ama şunu söylüyoruz şuan var olan egemenlikli sistem kadının tanımlamasını kendine göre yapıyor. Kadını sömürüyor ama kadın üzerinden tüm toplumsal ilişkileri şekillendiriyor zaten. Bütün sömürge düzeneklerinin temelinde zaten kadının ezilmişliği yatıyor. Dolayısıyla kadın için ortaya koyduğumuz kadın bilimi kavramı Jineoloji tüm toplumsal ilişkilere yansıyacak ve bilimin kendisine yansıyacak bir olgudur. Tek başına kadının kurtuluşunu ele alırsak zaman zaman feminizmin düştüğü o tıkanmalara da gidebiliriz. Biz her zaman kadının kurtuluşu olmadan toplumun kurtuluşu olmaz diyoruz, burada da kadın sorununu doğru çözümlersek özgürlük tanımını doğru koyarsak zaten kölelik, ezilmişlik, sınıfsal farklılıklar, savaşlar, doğanın katliamı bütün bunları da o iktidar zihniyeti temelinde doğru algılamaya ve doğru çözüm noktaları da bulmaya çalışırız” belirlemesinde bulundu.


‘Jineoloji kadınlar açısından yaşamın temelidir’


Jineoloji’yi var olan Sosyal Bilimlere karşı alternatif bir bakış açısı olarak gördüğünü kaydeden Figen, “Çünkü var olan Sosyal Bilimler tamamen bütün bilim dallarının bakış açısını da etkiliyor. Var olan Sosyal Bilimler neredeyse ‘tek düze düşün, tekçi düşün, devletin dediğini yap, büyüklerin dediğini yap, tarihe düz bak’ gibi bir yaklaşım mevcut. Dolayısıyla Jineoloji, hem kadınların, hem toplumun doğru düşünmeyi, doğru yaşamayı, güzel yaşamayı, ahlaklı ve politik bir toplum için neler yapılması gerektiğini her bireyde bir sorumluluğa dönüştürebilir” sözlerine yer verdi. Jineoloji’nin kadınlar açısından yaşamın temeli olduğuna vurgu yapan Figen, atölyede en çok “Varlık olarak nedir kimdir kadın?, Kendini neden tanımlayamamış bugüne kadar?, Kimler müsaade etmiyor, kimler yanlış temelde tanımlıyor?” diye tartışmalar yürüttüklerini söyledi. En önemli konunun kadının kendisini tanımlaması olduğuna işaret eden Figen, “Kendimizi tanımlamak, kendi adımıza kararlar verebilmek, bize dayatılan bilgi yapılarını parçalamak, var olan kavramlara şüpheyle bakmak, yalanlara karşı kendi doğrularımızı aramak, tarihe yolculuk yapmak ve özgür bir toplum için özgür bir yaşam için kadın mücadelesini büyütmektir hedefimiz. İnanıyorum ki Jineoloji bütün bunlara zemin yaratacaktır” dedi.  


‘Jineoloji tarihteki kurnazlıkları ortaya çıkaracak’


Jineoloji tartışmalarını çok önemsediklerini ifade eden Figen, son olarak şunları belirtti:


“Diyarbakır’da da buluşmalar yaşandıkça hayaller kuruyoruz. Tüm dünyaya yayıldığını düşünüyoruz. Jineoloji tartışmalarının, büyük bir heyecan, büyük bir dayanışma, büyük bir kendine dönüş, özüne dönüş ve büyük bir inanç, hakikat arayışına dönüşeceğine inanıyoruz. Jineoloji, kadının yaşadığı 5 binlik yıllık ezilmişliği nasıl kabul ettiğini, epistemolojik boyutuyla, sosyolojik boyutuyla, tarihe gidiş boyutuyla ele alacak. Jineoloji mitolojiyi, felsefeyi, dini, bilimi ele alacak ve kurnazlıkları da açığa çıkaracak. Kapitalist modernitenin ikna etme sadece zorla sömürge etmek değil, nasıl ikna ettiğini, nasıl kandırmaya çalıştığını ve nasıl sömürü bir toplum yaratmaya çalıştığını ortaya çıkaracak inancıda bizde mevcut.”


 (rç/mg)