İki katliamın tanığı: Yaralıyım demekten utanıyorum
09:02
Bêrîtan Canözer - Tekoşîn Tekin / JINHA
AMED - Diyarbakır mitinginde ki bombalı saldırı ve Ankara katliamı tanıklarından Meliha Önen, "Patlama olduğunda kendimi Diyarbakır'da hissettim. Orada da aynı şeyleri yaşamıştım. Patlama sonrası şoka girdim kıpırdayamadım. İki adım atsaydım ikinci patlamada bende yaşamımı yitirecektim. Gördüğüm o görüntüler karşısında yaralıyım demekten utanıyorum. On binlerce insan sadece bu ülkede barış olsun diye toplandı. Tek istekleri insanların ölmemesiydi" dedi.
Ankara'da 'Barış mitingi'nde yapılan iki bombalı saldırı sonucu gerçekleşen katliam tanıklarından ve yaralılarından Meliha Ürek, aynı zamanda Diyarbakır'da bombalı saldırının da tanıklarından. Meliha, "Alana gittiğimiz zaman yeni otobüsten inmiştik. Alan çok kalabalıktı, her yerden insanlar gelmişti, her yer rengarenkti. İnsanların yüzünde çok büyük bir umudun resmi vardı. Hepimizin gönlünde çok farklı duygular vardı. Arkadaşlarımızla, ailelerimizle beraber çok büyük bir coşku ile Ankara'ya gittik. Ülkede yapılan vahşetler son bulsun diye gittik" dedi. Meliha, alanda yürürken etrafını gözlemlediğini ifade ederek, "Kimlerin geldiğini, nerden geldiklerini merak ediyordum ve herkesi izliyordum. Eminim alandaki birçok kişi benim gibi etrafını gözlüyordu. Alandaki birçok kişi çocukları ile beraber gelmişlerdi. Çünkü aslında hepimiz çocuklarımıza, gençlerimize güzel bir gelecek, barış dolu bir ülke bırakmak için oradaydık. Bizim yaşadığımız zulmü onlar yaşamasın diye oradaydık. Bu yüzden herkes çocuklarını yanında getirmişti. O barış umudunu çocukları da görsün istemişlerdi" diye belirti.
'Yoldaşlarımla halay çekemedim'
O büyük coşkunun ve heyecanın ardından zehir gibi bir gün geçirdiklerini belirten Meliha, "Öncesinde güzel anlar yaşadık. İnsanların mutluluğu yüzlerinden okunuyordu. Alanda yürürken birden davullar çalmaya başladı, insanlar şarkılar söyleyerek halay çekmeye başladılar. Karnım heyecandan karıncalanmaya başladı. Çok farkı bir heyecan hissetmeye başladım. Şarkıların okunduğu noktaya doğru yürümeye başladık. Halay çekmeye gidiyorduk. Oraya gelen onlarca yoldaşımızla halay çekecektik. Heyecanla yürürken birden patlama sesini duydum ve sonrası ne oldu bilmiyorum. Hiç ummadığım bir şeydi. Her şey saniyeler içinde oldu. Ben gidip halay çekeceğimin heyecanını yaşıyordum. Halay çekmeyi çok sevmeme rağmen o gün orada o insanlarla halay çekmek istedim ama o çok istediğim halayı yoldaşlarımla beraber çekemedim. O halayda yer alan onlarca kişiyi kaybettim" şeklinde konuştu.
'Hayallerimizi de bombaladılar'
Alana girdiği anda polisleri hiç görmediğini söyleyen Meliha, bunun dikkatini çektiğini ve arkadaşlarına da sorduğunu belirtti. Meliha, polislerin en küçük açıklamada bile yoğun önlemler aldığını ifade ederek, böylesi büyük bir mitingde polislerin olmamasının tesadüf olmadığını dile getirdi. Meliha, "Aslında alanda polislerin olmaması bir şeylerin olacağının sinyalini veriyordu. Suruç katliamında da patlamadan önce etrafta hiç polis yoktu ve patlamadan sonra gelip halka saldırmışlardı. Ankara'da da aynısı oldu. Öncesinde alanda olmayan polisler patlama sonrası alanda yaralılara yardım etmeye çalışan halka saldırdılar" dedi. Patlamadan önce yanında bulunan arkadaşları ile beraber miting sonrası Ankara'yı gezmeyi planladıklarını söyleyen Meliha, "Halayın çekildiği alanda doğru yürürken aynı zaman aramızda miting sonrası Ankara'yı gezmeyi konuşuyorduk. Mitingin saat 16.30 civarlarında biteceğini tahmin ediyorduk ve 19.00 'da Diyarbakır'a dönüş saatimize kadar gezerdik diye plan yaptık. Ne yazık ki hayallerimizi de bombaladılar" diye kaydetti.
'Kendimi Diyarbakır'da ki patlamada gibi hissettim aynı şeylerdi'
Patlama olduğunda Diyarbakır'da olduğunu hissettiğini söyleyen Meliha, "Şoka girmiştim ve kendimi Diyarbakır'da hissediyordum. Diyarbakır mitinginde de vardım ve kendimi oradaki patlamada sanıyordum. Sarı dumanlar yükseldi önce ve her yerden ateşler yükseldi. Herkes yere yattı ama ben hala şoktaydım ve ayakta duruyordum. Hiç kıpırdayamadım. Herkes kalktı koşmaya başladı ben de koşmak için hareket etmeye çalıştım ve tam o anda ikinci patlama sesini duydum. İki adım daha ilerlemiş olsaydım ikinci patlamada ben de yaşamını yitirenler arasında olabilirdim. Patlamalar en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü. İlk patlamadan kurtulup kaçanların hangi yöne kaçacağı hesaba katılmıştı ve kaçılacak olan yönde de ikinci patlama meydana geldi. İlk patlama olduktan sonra ikinci bir patlamanın olabileceğini kimse düşünemedi. Aslında Diyarbakır mitinginden bunu düşünebilmeliydik ama o anki şok ile kimsenin aklına gelmezdi" diye belirtti.
'Herkes aklını yitirmiş gibiydi'
Meliha, insanlara ait parçaların havadan üzerilerine düştüğünü dile getirerek, "Etrafı çok kötü bir yanık kokusu sardı. Her yer kan gölüne döndü. İnsan yağları vardı her yerde. Parçalanmış bedenler, gencecik insanlar, halay çekmek için can attığım yoldaşlarımın bedenleri parçalara ayrılmıştı. İlk yardımı bilmeyenler bile yaralıları tedavi etmeye çalışıyordu. Ağlayanlar, bağıranlar, şoka girenler, herkes aklını yitirmiş gibiydi. 16-17 yaşında bir genç vardı ve inanılmaz bir şekilde kan kaybediyordu. Bir insanın vücudunda bu kadar kan olabileceğini düşünemezdim. Ambulans sesleri geliyordu ama alana gelen ambulans olmadı. Uzun bir süre ambulanslar alana giremedi, polisler tarafından engelleniyorlardı. Ben olayın şokundan yaralı olduğumu fark etmedim. Çok sonradan sakinleşince bacaklarımdan yaralandığımı fark ettim ve arkadaşıma söyledim" diye kaydetti.
'Yaralıyım demekten utanıyorum'
Yaşadıklarından dolayı için hayatın durduğunu düşündüğünü söyleyen Meliha, "Yaram umurumda değildi. Gördüğüm o görüntüler karşısında yaralıyım demekten utanıyordum. On binlerce insan sadece bu ülkede barış olsun diye toplandı. Tek istekleri insanların ölmemesiydi. Hepimizin tek amacı bu toprakların kanla sulanmasını engellemekti" dedi. Patlamadan sonraki en kötü saatlerin hastanede yaşandığına dikkat çeken Meliha, "Hastanede yakınlarını arayan aileler vardı. Bazı aileler çocuklarını, akrabalarını, babalarını, annelerini ayak parmaklarından tanımaya çalışıyorlardı. Bedenler o kadar kötü hale gelmişti ki; saç renginden, bedenine ait parçada bulunan bir leke ya da bedenin üzerinde bulunan bir giysi parçasından tanımaya çalışanlar vardı. Yakınlarının görüntüsü parçalanan bedenlerin görüntüsünden daha can yakıcıydı. Ne aradıklarını, nasıl arayacaklarını bile bilmiyorlardı. Çaresizce bakıyorlardı" şeklinde belirtti.
'Bunu asla unutmayacağız'
İnsanlar inanarak Ankara'ya geldiğini dile getiren Meliha, "Barışa dair umutları artmıştı. KCK'nin açıklaması hepsini umutlandırmıştı ve inançları artmıştı ama vahşice bir saldırı düzenlediler. Bu saldırı ile aslında kimin savaş yanlısı olduğu da ortaya çıktı. Seçim öncesi böyle bir miting ile tüm halkların sesini duyurmak istedik. Çocuklarımızla, gençlerimizle, yaşlılarımızla beraber o alanı barış için doldurduk ama kan dökme yanlısı olanların barış kelimesine bile tahammülü kalmamış. Hepimizin ortasında bomba patlattılar ve onlarca yoldaşımızı katlettiler. Bunu asla unutmayacağız ve bu asla bizi yıldırmayacak. Biz her şeye rağmen alanlarda olmaya devam edeceğiz. Barışı sahipleneceğiz" diye kaydetti.
(dk)

