Ceren Sözeri: Medya 1990’lardaki gazetecilik anlayışı ile yüzleşemedi
09:04
JINHA
İSTANBUL - Türkiye’de medya ve iktidar sorunu ile gazetecilikte “etik” anlayışını değerlendiren Ceren Sözeri medyanın ezici çoğunluğunun resmi söylemlerin dışına çıkmadığını belirterek,” Ana akım medya 1990’lardaki gazetecilik anlayışı ile yeteri kadar yüzleşemedi. Çözüm süreci ile rafa kaldırdıkları militarist söylemlerin sürecin bitmesi ile beraber hızlıca raflardan indiğini gördük” dedi.
Yürütülen siyasetin amacına ulaşabilmesinin en etkin yöntemlerinden biride medya olarak görülüyor. Türk siyaset tarihinde “ana akım medya” olarak tabir edilen medya gurupları hükümetlerin değişen söylemleri ile birlikte habercilik dillerini de hükümetlerin söylemleri ile ortaklaştırılır. Kendileri ile aynı dili kullanmayan gazetecileri ise ya başlarına silah dayayarak ya da yargı yolu ile tehdit ederek pasifize etmeye çalışan hükümetlerin bu tutumlarının medyada etik anlayışının neresinde durduğunu Galatasaray Üniversitesi Öğretim üyesi Etik Gazetecilik Network Üyesi Ceren Sözeri’ye sorduk. Türkiye’de ana akım medya sahipliği ile medya iktidar ilişkisinin oldukça problemli olduğunu belirten Ceren, medya sahiplerinin çeşitli şekillerde hükümet tarafından baskı altına alındığını ve bu yollardan en etkilisinin ekonomik yöntemler olduğunu kaydetti.
‘Medya’nın ezici çoğunluğu resmi söylemlerin dışına çıkamıyor’
“Ana akım medya” bir taraftan kendini hükümet ile aynı tarafta görürken öte yandan aynı tarafta olmalarına rağmen yine de büyük bir korku ve panik halinde olduklarına dikkat çeken Ceren,” Bu açıdan baktığımızda özellikle de son zamanlarda bölgede Kürtler’e yönelik müdahaleler, baskınlar ve yaşanan saldırılar esnasında medyanın tek kaynağı ‘resmi kaynaklar’ oluyor. Medya’nın ezici çoğunluğunu bu noktada resmi makamların ve söylemlerin çok da dışına çıkamadığını görüyoruz. Ama bir taraftan da şu var devlet de üzerine düşen görevi yapmıyor ve böyle olunca da o bölge de doğru haber yapma olanakları da ortadan kalkmış oluyor ki aslında ne yazık ki birçok medya kuruluşunun da böyle bir derdi yok. Yine de o bölgede yaşananları olduğu gibi aktarma çabasında olan gazetecilerin de bir takım yerleşim yerlerine girmeleri engelleniyor, haber yapma hakları ellerinden alınıyor. Bunlar çok ciddi sorunlar ve sorunlardan kaynaklı o bölgeden verilen haberlerde resmi ağızların kullandıkları dilin tekrarı oluyor” diye konuştu.
‘Rafa kaldırdıkları militarist söylemlerin hızlıca indiğini gördük’
Bazı medya kuruluşlarının 1990’larda çok eleştirdikleri gazetecilik dili ile “Çözüm sürecinde” yüzleştiklerini ve hatalarını kabul etmelerine tanık olduğunu ifade eden Ceren, “ Çözüm süreci ile birlikte biz 1990’larda ‘yanlış yaptık, hatalıydık’ dedikleri ve rafa kaldırdıkları militarist söylemlerin hükümetin çözüm sürecine değişen yaklaşımı ile birlikte değişti ve o söylemler çok hızlı bir şekilde raflardan indi. Bu söylemlerin bu kadar hızlıca raflardan indirilmesi aslında o dönemlerle çok da fazla hesaplaşılmadığını gösteriyor.
‘Kürt medyasına yapılan saldırılar yeteri kadar gündeme gelmiyor’
“Ana akım medya”da çalışan gazeteciler saldırıya uğradığında bu saldırıların ziyadesiyle, “sesli” bir şekilde dile getirildiğini ifade eden Ceren, aynı saldırılara Kürt gazeteciler maruz kaldığında bu saldırıların görmezden gelindiğini kaydetti. Bu tutumun gazeteciliğin etik anlayışında yeri olmadığını söyleyen Ceren, “Bu tür saldırıların herkesin başına gelebildiğini bu süreçte gördük ana akım medya bu saldırılardan çok da özerk, korumalı bir bölgede değil. Gazeteci, bu saldırılar sadece kendi başına geldiği zaman değil her zaman, nerede bir hak ihlali varsa böyle durumlarda haksızlığa uğrayan tarafın yanında olmalıdır. Diğer türlüsünün gazetecilik anlayışında yeri yoktur zaten bunu defalarca dile getirdik. Çoğu gazetecinin artık bu tür şeylerin farkında olduğunu gördük. Tabi ki bu ümit verici bir durum, geçmişte olduğu gibi Kürt gazetecilerin karşılarında değil yanlarında olduklarını söylüyorlar. Tabi bu bir gün de değişecek bir tutum değil, süreç lazım bu değişimin gerçekleşmesi için. Şu anda hükümete yak ın bir takım medya kuruluşlarında bulunanları bu bahsettiğim gazetecilere dahil etmiyorum. Onlar için gazetecilik başka bir şeye dönüşmüş durumumda, orada ki etik problemler çok ciddi düzeyde artık bazı şeyler gazetecilik çerçevesinde değerlendiremeyeceğimiz noktada” şeklinde konuştu.
Ceren son olarak gazetecilerin yaşadıkları bu sıkıntıları ve gazetecilik mesleğinin hak ettiğin etik düzleme oturtulabilmesi için “Kürt medyası”, “Ana akım medya” ayrımı yapılmaksızın bütün baskılara birlikte direnilmesi gerektiğinin altını çizdi.
(ekip/zd/fk)
