'Dilek'le beraber sıktıkları kurşun halka bir gözdağıdır'

09:26

Öykü Dilara Keskin/JINHA

İSTANBUL - Polis kurşunuyla vurulan Dilek Doğan'ın avukatı Ebru Timtik, "Dilek'le beraber sıktıkları kurşun aslında halka bir gözdağıdır. 'Evinize de gireriz gerekirse, geliriz gecenin bir yarısında boğazınıza da binebiliriz, vururuz, kimse de bize bir şey yapamaz' demek istiyorlar" dedi.

Kürdistan'da Ekin Wan, Hacı Lokman Birlik ve Kağızman'da çıkan çatışmanın ardında HPG'li 3 gerillanın katledilmesinin ardından bedenlerine yapılan işkence Kürt halkının direnişini kırma ve savaşı bedenler üzerinden yürütmesinin örneklerinden. Türkiye'de Halk Cephesi üyesi Günay Özarslan'ın polisler tarafından eve yaptıkları baskın sırasında katledilmesi ve son olarak ise Küçükarmutlu'da ev baskını sırasında polisler tarafından Dilek Doğan'ın vurulması sadece Kürt halkı değil, tüm halklara yönelen devletin savaş konseptini ortaya koymakta. Yaşanan olaylarda devletin halka gözdağı vermek istediğini belirten Dilek Doğan'ın avukatı Ebru Timtik, İstanbul'da yaşanan iki olayında ülkenin genel politikasından ayrı değerlendirmenin mümkün olmadığını söyledi.

'90'lar aslında bu ülkeden hiç gitmedi'

Başbakan Davutoğlu'nun Van'da yaptığı konuşmaya dikkat çeken Ebru, "Beyaz Toroslar gezmeye başlayacak diyerek gözaltındaki kayıplarla, işkencelerle, infazlarla tehdit ediyor. Biz bu gerçeği hiç unutmadık. 90'lar aslında bu ülkeden hiç gitmedi" dedi. 90'lı yıllardan sonrada katliamların devam ettiğini söyleyen Ebru, " Roboski'yi düşünelim. Uğur Kaymaz'ı öldürdüler. İnfazlar, Ovacık'ta köylüleri öldürmek, katletmek. Bunlar 1990'ların hiçbir zaman bizim ülkemizden gitmediğini gösteriyor. Bu açıdan bu politika yani öldürerek sindirme politikası hiç bitmedi" diye konuştu.

'Dilek'in katil zanlısı 90'lardaki işkenceci'

Hacı Lokman Birlik'in, işkence edilmiş gerilla bedenlerinin fotoğraflarının çekilmesiyle topluma bir mesaj verilmek istendiğini söyleyen Ebru, "Bize diyorlar ki bizim hala elimizin altında çalıştırdığımız 90'lı yıllara ait elemanlar var. Eğer çok ısrar ederseniz biz yine aynı yöntemleri uygularız" dedi. Dilek'in vurulmasında bu durumun etkisi olduğunu söyleyen Ebru, " Dilek'in katil zanlı 90'lı yıllarda işkenceler de yer almış biri. Baba 90'lı yıllardan tanıyor bu zanlıyı. Gidip bir insanı evinde katletmek, sonra da çatışma çıktı demek o dönemin alışkanlıklarıydı. Ama bu hiçbir zaman bitmedi. Türkiye'de ne zaman bir infaz gerçekleşse, bir katliam gerçekleşse hep bu savunmayı yaptılar "şeklinde konuştu.

'Terör dedikleri şey halkın meşru mücadelesidir'

Yargısız infazlarda polisi suçsuz göstermek için bahaneler üretildiğini söyleyen Ebru, "Dilek'le ilgili de yine aynı şeyi görüyoruz. Dilek'le beraber sıktıkları kurşun aslında halka bir gözdağıdır. ' Evinize de gireriz gerekirse, geliriz gecenin bir yarısında boğazınıza da binebiliriz, vururuz, kimse de bize bir şey yapamaz' demek istiyorlar" diye kaydetti. Gözdağına karşı mücadelenin halkın geleneği haline geldiğini ifade eden Ebru, " Onların terör dedikleri şey halkın meşru mücadelesidir. Güçleri bizden fazla fiziki güçleri bizden fazla, imha kabiliyetleri fazla ama biz halkız, öldürmekle tükenmeyen bir şeydir halk. Ve halkın verdiği mücadeleden öldürerek insanları, vazgeçiremezler. Ne yaparlarsa yapsınlar en azından bu gerçeği görmeleri gerekiyor. Görmezlerse nihayetinde halk bu gerçeği onlara gösterecektir" dedi.

(zd/dk)