'Kadınlar özyönetimi sahiplenmeli'

09:01

Şîlan Özhan / JINHA

SÊRT - Özyönetimin içeriğinin devletin tekçi zihniyeti ile boşaltılmaya çalışıldığına vurgu yapan Siirt İl Genel Meclis Başkanı Hatice Tay, "Her kentin kendi hakkındaki kararları verebilmesinin neresi yanlış?" diye sordu. Hatice, kadınların özyönetim modelinde kendilerini daha özgür ifade etme imkanına sahip olacaklarının altını çizerek, "Kadınlar özyönetimi sahiplenmeli" dedi.

Her kentin kendine göre şekilleneceği özyönetimin Siirt'te uygulanabilecek modelini İl Genel Meclis Başkanı Hatice Tay anlattı. Özyönetimin doğru algılanması gerektiği vurgusu yapan Hatice, "Özyönetim demokratik bir taleptir. Bunu bu şekilde algılamak ve değerlendirmek gerekir" dedi. Özyönetimin katılımcı, çoğulcu, eşitlikçi ve yerel demokratik siyasetin ta kendisi olduğunu ifade eden Hatice, bunun günümüzde farklı şekillerde yansıtıldığını söyledi. Özellikle son zamanlarda özyönetim ilan edilen yerlerle beraber özyönetime farklı bir anlam yüklenmeye çalışıldığına dikkat çeken Hatice, "Şırnak, Cizre, Nusaybin, Lice ve daha birçok yerde özyönetim hendeklerle anılmaya başlandı ve kamuoyunda hendek-özyönetim algısı oluşturuldu. Ancak bunun hendeklerle ya da savaşla alakalı bir durum olmadığını anlatmak gerekiyor" diye konuştu.

"Dünyada neredeyse 200 tane devlet var ve bunların yaklaşık 4'te 1'i özyönetim şekliyle kendilerini yönetiyorlar" diyen Hatice konuşmasında "Hem devlet bazında hem de bölgesel şekilde özyönetimle yönetilen ülkeler bunlar. Türkiye'de nüfusu yoğun ve kalabalık olan ülkelerde birtek Türkiye'de özyönetim yok" ifadelerine yer verdi.

'Özyönetim şekli tartışılarak oluşturulur'

Hatice, özyönetimin tartışılarak oluşturulacak bir model olduğuna dikkat çekerek, "Bugün kamuoyunda hendeklerle, savaşla, katliamla ve gözyaşıyla anılan ve böyle dillendirilen özyönetimin içi boşaltılmaya çalışılıyor. Özyönetim iyi algılandığında, iyi anlatıldığında en demokratik yönetim şekillerinden biridir. Demokratik, katılımcı, eşitlikçi, çoğulcu, yerel siyasetin karşılığı olarak kendini ifade eder. Ayrılıkçı, ülkeyi bölen, siyasal sınırları ayıran bir durum söz konusu değil. Ülkemizde birçok etnik kimliğe sahip, dini inanca sahip topluluklar ve halklar var. Bu insanların kendi dini inançlarını, kendi kültürlerini, kendi dillerini kendi özerkliğinde, kendi özünde yaşamasının neresi yanlış olabilir?"

'Kadın kendini özyönetimde ifade edebilir'

Özyönetimin eğitim, ekonomi, özsavunma, gençlik, kadın gibi çeşitli boyutları olduğunu ifade eden Hatice, kadının toplumun temel direğini oluşturmasına karşın feodal bir yönetim şeklinde tamamen sindirilmiş, sömürülmüş ve kapitalist sistemin metası haline gelmiş olduğuna vurgu yaptı. Hatice "Kadınların kendi kaderini tayin etme, kendi ekonomisini oluşturma, kendini toplumda var edebilme gibi şansları olacak" diye konuştu. Kadının demokratik toplumun şekillenmesinde çok büyük bir rolü olduğunu belirten Hatice, "O sebeple kadının kendini her alanda özgür olarak ifade edebilmesi, özgür ve katılımcı olabilmesi çok önemlidir. Çünkü ortaya çıkan sorunlar ancak kadın eliyle, kadın diliyle ifade edildiğinde çözüme kavuşacaktır. Toplumun gerçek anlamda özgür bağımsız kadın modeli ancak kadın eliyle oluşabilir. Kadın ancak özyönetimde kendini ifade edebilir" dedi.

'Kendi anadilinde eğitim görmek bütün halkların hakkı'

Ekonominin bölge açısından önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Hatice, "Bu bölgede yerüstü ve yeraltı kaynaklarımız, tarımsal arazilerimiz ve petrol var" dedi. Hatice şöyle devam etti: "Burada yaşayan halkların bundan faydalanması gerekiyor. Burada 20'nin üzerinde HES ve baraj kuruluyor ama Siirt halkı elektriği belki de birçok ilden daha pahalı kullanıyor. Ekonominin de yerel kaynaklardan pay alarak var olması gerekiyor. Bunun dışında eğitim hakkı özyönetimlerde kendi anadiliyle eğitim ve kültür, gelenek ve göreneklerini yaşatabilmesi açısından çok önemlidir. Bunların anayasal çerçeveye sığdırılması gerekiyor. Bütün dünya halklarında bu böyledir. Bir halkın kendi anadiliyle eğitim görmesi, kendi anadiliyle konuşabilmesi kadar doğal bir hak yoktur. Kendi coğrafyasının üzerinde sürdüğü yaşamla alakalı bir durum. Ben neden kendi coğrafyamda kendi halkımla farklı bir dilde konuşayım ya da eğitim göreyim? Diğer dünya ülkelerine baktığımızda etnik kimliğe sahip halklar kendi özyönetimlerini oluştururken, kendi anadilleriyle eğitim hakkını kullanıyor. Hatta bu durum bazı ülkelerde ikinci resmi dil olarak kabul edilmesine kadar varıyor."

'Özyönetim halkların birlikteliği demek'

Siirt'in birçok etnik kimliğe ve dinlere ev sahipliği yaptığını kaydeden Hatice, "Özellikle son zamanlarda göçlerle beraber oldukça renkli, çeşitli bir halk topluluğunun oluştuğu bir yer burası. O yüzden burada bir talep ifade edilirken sadece Kürt halkının bir talebi ya da hakkı olarak görülmemelidir. Bu talep Kürt halkı için olduğu kadar yine burada yaşayan Arap halkı, Türk halkı ve diğer halklar için de önemli ve gereklidir. Onlar da aynı şekilde faydalanabilmeli kendi yaşantılarında. Bu hem yerel halk için hem de göç etmek zorunda kalan halklar için kolaylaştırıcı ve birleştirici olur. Halkların kardeşliğinin en iyi şekilde ifade edildiği yönetim şeklidir özyönetim. Siirt bu konuda zengin ama kendi taleplerini dile getirmede belki yetersiz kalıyor şimdilik. Siyasal çevrelerde özyönetimin anlatıldığı gibi farklı idrak ettiği halkları parçalayan, ayıran bir durum olmadığını her zaman her şekilde ifade ediyoruz. Siirt'te de bu şekilde halkların birlikteliğini, kardeşliğini ifade edeceği ümidini taşıyoruz" şeklinde konuştu.

(fk)