Aycan 'gençler ölmesin' diye yola çıkmıştı
09:04
JINHA
ÊLIH - Ankara katliamda yaşamını yitiren HDP Üsküdar İlçe Eş Başkanı Aycan Kaya'yı ailesi anlattı. Aycan'ın mücadelesini sürekli geliştirdiğini ve mücadelesini her an yükselttiğini söyleyen kızları ve kardeşleri, "Başını eğmeyen bir kadındı, her zaman kadınlara öncülük ederdi. Onunla onur duyduk ve duyma devam edeceğiz" dedi.
Ankara'da yaşanan bombalı saldırı sonucu yaşamını yitirenlerden birisi olan HDP Üsküdar İlçe Eşbaşkanı Aycan Kaya, devletin zulmüyle 90'lı yıllarda köyünün yakılması sonucu İstanbul'a zorunlu göçle tanıştı. Yaşadığı zulme mücadele saflarına katılarak direnen Aycan'ın bir kardeşi de Kürt Özgürlük mücadelesi saflarında yaşamını yitirdi. Kardeşinin yaşamını yitirmesinin de ardından Aycan, kendisini tümüyle mücadeleye ve kadın özgürlüğüne adamaya başladı. Okur-yazarlığı mücadele içerisinde öğrenen Aycan, kendisini her geçen gün geliştirdi ve mücadelesini sürekli büyüttü. Yaptıklarını hiçbir zaman yeterli görmeyen Aycan, HDP Üsküdar İlçe Eş Başkanlığı görevini üstlendi ve aldığı görevlerin hakkını veren bir kadın olarak savaşın bitmesi için de elinden geleni yapıyordu. Savaş ortamında gençlerin yaşamını yitirmesinden etkilenen Aycan bu doğrultuda Ankara'da yapılmak istenen "barış mitingi" için çok çalıştı. Barış için çalışan gençlerin ölmesini istemeyen Aycan, genciyle, yaşlısıyla birlikte Ankara katliamında yaşamını yitirenlerden birisi oldu.
'Annem el işi yaparak büyüttü bizi'
Aycan'ın mücadele dolu yaşamını, kızları Sevda Kaya ve Sevgi Arslan kardeşi Ayşe ile ablası Aynur anlattı. Annesinin küçüklüğünden beri çok sıkıntılar yaşadığını ve köylerinin boşaltıldığını söyleyen Sevgi Arslan, "Köylerimiz boşaltıldı, biz daha çok küçüktük İstanbul'a sürgün edildik. Annem bunun acısını çok fazla yaşadı. İstanbul'a yerleştik ve hiçbir şeyimiz yoktu. Annem gece gündüz çalışarak çabalayarak, el işi yaparak bizi büyüttü ve o şekilde okuduk" dedi. Aycan'ın sürekli bir çaba içinde olduğunu söyleyen Sevgi, "Annem, 'Her zaman sizin arkanızdayım. Ama artık büyüdünüz bana ihtiyacınız yok. Biraz da kendim için, bu ülke için, barışı sağlamak için çabalamak istiyorum' diyordu" diye konuştu.
'Kadınlar ve barış için elimden geleni yapacağım'
Annesinin okuma yazması olmadığını sonradan çabalayarak öğrendiğini söyleyen Sevgi, "Anneme okuma yazman yok nasıl yöneticilik yaparsın diyorduk 'Mücadele edebiliyorsam, ülke barışı için en ufak bir şey yapabileceksem ne mutlu bana' dedi. Sürekli okuyup yazıyordu, eve farklı farklı kitaplar getirip okuyordu, evin içinde bağıra bağıra okuyordu. Üsküdar HDP İlçe Eş Başkanı oldu, seni nasıl eşbaşkan yaptılar okuma yazman bile yok diye takılıyorduk bazen. Annem o kadar azimliydi ki 'ben kadınlar için, bu ülke için, barışın sağlanması için elimden gelen her şeyi yapacağım' dedi. Çok uğraştı annem" şeklinde konuştu. Annesinin tek isteğinin binlerce gencin ölümüne sebep olan bu savaşın bitmesi olduğunu belirten Sevgi, "Kan dökülmesin, kimse evladını savaşta kaybetmesin diye Ankara'ya gitti. 'Ben gitmezsem o gitmezse barış nasıl sağlanacak' deyip gitti. Annem haberleri izleyemiyordu, her izlediğinde ağlıyordu. Bir şey yapamadığı için çok üzülüyordu, 'keşke yapacak bir şey olsa da bu acılar yaşanmasa, bu ölümler olmazsa artık' diyordu" diye belirtti.
'Hep beraberdik nasıl alışacağım'
Annesinin kendisine haber vermeden gittiğini söyleyen Sevgi, "Annemden Ankara lafını duyunca birden içimden bir şey koptu, ya elimi tutup gidersin ya da gitme dedim. Ne yaparsam yapayım annem hep arkamdaydı, evlendim ama annemi hiç bırakamadım, her gün yanındaydım. Bir gün gitmezsem 'niye gelmedin' diyordu, hep beraberdik nasıl alışacağım onun yokluğuna" diye konuştu.
'Annem sürekli çalışmalardaydı'
Aycan'ın küçük kızı Sevda Kaya, annesinin sürekli çalışmalarda olduğunu belirterek, "Annem hep çaba içerisindeydi, bazen sabah yedide çıkıp gece on ikiye kadar sürekli çalışmalarda kalıyordu. Her yerdeydi annem, bazen bir yerlere gittiklerinde annemi arıyorlardı 'Aycan sensiz olmaz, sensiz toplantı olmaz, sensiz toplantı alamayız gel' diyorlardı. Bir ara çok iyi hatırlıyorum bir toplantı yapılacaktı. Annem organizasyonu yapıyordu, genelde katılımlar az oluyordu ama o gün annem büyük bir düğün salonunu doldurmuştu. Beklenmedik kadar kitle toplamıştı, o kadar tatlı o kadar neşeli ve güzel bir toplantıydı ki herkes ona hayran kalmıştı" dedi. Annesinin sürekli kendisine gurur verdiğini söyleyen Sevda, "Eskisi gibi değildi o kadar geliştirdi ki kendini ideolojisiyle, pratiğiyle o kadar çok ilerlemişti ki. Bir sorun bir gelişme olunca annem herkesten önce koşuyordu. HDP bayraklarını bile çoğu zaman sokaklara kendisi asıyordu. O kadar çok seviliyordu ki çoğu zaman yürüyemiyorduk onunla. Herkes tanıyordu onu, etrafında koşuşturuyordu" şeklinde konuştu.
'Şehitlik onun için çok önemliydi'
Sevda, "Annem gitmeden önce beni aradı. 'Sevda montumu kapıya getir hemen gideceğim' dedi. Yine bir ev ziyaretine gider diye düşünmüştüm. Geldi tam çıkacaktı kapıyı kapattı kapıyı geri çektim, 'Anne nereye gidiyorsun' dedim, 'Ankara'ya gidiyorum' dedi. Sarıldım, öptüm. Hiç bir şey demedim çünkü annemi destekliyor ve gurur duyuyordum. Yaptığı her şeyi halkı için yaptığını biliyordum, bu bana gurur veriyordu" dedi. Annesinin sürekli hayal ettiği ölümü dile getirdiğini söyleyen Sevda, "Şehit olmayı çok istiyordu annem. Şehitlik onun için çok önemliydi. Annemi hayal ettiğinden daha güzel uğurladık" diye konuştu.
'Umarım barış şehitleri barışın ilk adımı olur'
Aycan'ın tüm çabasının barış için olduğunu aktaran ablası Aynur Arslan ise "Kardeşim şehit düştükten sonra Aycan kendini davaya adadı. Aycan yanıma gelecekti, göremedim onu, katlettiler kardeşimi. Umarım kardeşim ve diğer barış şehitleri barışın ilk adımı olur. Bizim yüreğimizi yaktılar başkasının yüreği yanmasın. Aycan her zaman çözümün barıştan geçtiğine inanırdı. Her zaman Kürdistan'ın geleceği için emek harcardı. Aycan hep gülerdi. Hiç bir zaman yüzünü buruşturmazdı. Hiç bir zaman zalimlere karşı başını eğmeyen bir Kürt kadınıydı, her zaman kadınlara öncülük ederdi. Aycan'la onur duyduk ve duymaya devam edeceğiz" diye anlattı kardeşini.
'Dava aşkı mücadelesine mücadelesi de ruhuna yansıyordu'
Aycan'ın kız kardeşi Ayşe Tunay ise "Ablam çok değerliydi. Ablamdı, arkadaşımdı. En baştan beri o ve ailesi bu yoldaydı. Amcamın oğlunu devlet öldürdü, kardeşim şehit oldu. Onlardan sonra davaya aşkla bağlandı. Bizden büyüktü ama bizden daha gençti. Davanın aşkı ve sevdası yüreğinde çok büyüktü, bu aşkı mücadelesine, mücadelesi de ruhuna yansıyordu. Halklar ölmesin, gençler ölmesin, asker gerilla ölmesin diye barışı haykırmaya gitmişti. Savaşı isteyenler onun sesini kıstılar, onu katlettiler. Hep, 'ben şehit kardeşimden, diğer şehitlerimizden daha değerli değilim, o bu yolda canını verdi, ben de ne olursa olsun onun yoluna baş koyacağım' diyordu" diyerek ablasını anlattı.
'Aycan şerefimize şeref kattı'
Aycan'ın tüm Türkiye halkların şehidi olduğunu dile getiren Ayşe, "Aycan sadece benim şehidim değil, Kürdistan'ın, Türkiye halklarının şehidi oldu. Düşmanın karşısında asla ağlamayacağız. Onlarca şehidimiz var, Aycan en son şehidimiz oldu şerefimize şeref kattı. Mücadelemiz büyüktür, düşmana karşı asla başımızı eğmeyeceğiz. Şükürler olsun ki Aycan'ın şahadeti önünde eğildik, başımız diktir. Oylarını satanlar yönünü Aycan'a ve diğer şehitlere dönsün, Aycan'ın mücadelesine, şehadetine uğruna can verdiği mücadeleye sahip çıksınlar. Aycan'ın bize bıraktığı mirasa sahip çıkalım" dedi.
(za/dk)
