Meral Danış: Bize bölücü dediler, kendi hukuklarını çiğnediler!

18:17

 


JINHA


AMED – Tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılma taleplerinin yerel mahkeme tarafından reddedilmesinin ardından E Tipi Kapalı Cezaevi önünde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları ve tutuklu vekillerin ailelerinin katıldığı basın açıklamasında konuşan BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Avukat Meral Danış Beştaş, hiçbir mahkemenin Türkiye’de Anayasa’ya ve Anayasa Mahkemesinin kararına karşı çıkamayacağına dikkat çekerek, “Bize bölücü diyenler, kendi hukuklarını çiğniyor. Diyarbakır’da ‘Kürdistan’ diyip meclis tutanaklarından CHP ve MHP ile birlikte ‘Kürdistan’ kelimesini çıkaranlar bize çifte hukuku dayatıyor” ifadelerinde bulundu.


Birçok sivil toplum kuruluşu ve BDP Amed İl örgütü, Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından BDP Milletvekilleri İbrahim Ayhan ve Gülseren Yıldırım’ın tahliye talebinin reddedilmesini protesto etmek amacıyla Diyarbakır E Tipi Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya yüzlerce yurttaşın yanı sıra BDP Amed Milletvekili Nursel Aydoğan, BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, BDP Amed İl Eş Başkanları Zübeyde Zümrüt ve Mehmet Emin Yılmaz, tutuklu vekillerin aileleri, BDP Amed İl Örgütü ve birçok sivil toplum kuruluşu katıldı. Cezaevinde toplanan yüzlerce kişi, tutuklu vekillerin posterlerini taşırken, çok sayıda polis ve çevik kuvvetinde bulunduğu basın açıklamasında kitle sık sık “Biji Berxwedana Zindana”, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” sloganları attı.


‘Karar, demokrasiyi ve barış sürecini baltalamaya yöneliktir’


Tutuklu milletvekillerinin aileleri adına konuşma yapan Şükrü Yaşar, vekillerin 5 yıla yakın bir süredir “rehin tutulduklarını” belirterek, “Tamamen keyfi ve antidemokratik olan bu uygulama demokrasinin ihlali olduğu gibi kendi hukukunu dahi ayaklar altına almaktır” dedi. Milletvekillerinin tahliyelerinin reddinin “barış sürecini sabote etmeye, birlikte yaşamayı, demokrasiyi ve kardeşliği baltalamaya yönelik” olduğunun altını çizen Şükrü, AKP Hükümeti ve diğer partilerin de sessiz kalarak “iradeyi hapsetme operasyonuna” ortak olduklarına işaret etti.


‘Oyalama stratejisi, bu kez de mahkemeler tarafından uygulanıyor’


Rojava sınırına örülen duvarlar ile cezaevlerindeki duvarlar arasında hiçbir farkın bulunmadığına dikkat çeken Şükrü, “Amaç kitlelerle öncülerini birbirinden koparmaktır” dedi. Anayasa Mahkemesi’nin CHP Milletvekili Mustafa Balbay hakkındaki olumlu kararına karşın Kürt milletvekilleri için sürecin tersine işletildiğine vurgu yapan Şükrü, “AKP Hükümetinin Kürt siyasetinde uyguladığı oyalama stratejisinin aynısı, günlerdir mahkemelerce uygulanmaktadır” şeklinde konuştu. Savcı ve mahkeme heyetinin, dosyanın mahkemeye ulaşmadığını ve mütalaa için yeterli vaktin bulunmadığının gerekçe gösterilerek halkı oyaladığını dile getiren Şükrü, tahliyelerin reddine karar verilerek hukuk skandalına imza atıldığını belirtti. Tüm seçilmişlerin ve siyasi tutukluların derhal serbest kalması gerektiğini söyleyen Şükrü, “Hiçbir hukuk, halkın iradesinden üstün değildir, insandan değerli değildir. Her devlet insan için vardır. Hiçbir gerekçe halkın umutlarını hapsetmeye muktedir değildir” dedi.


‘Karar, iktidar ve yargının Kürtlere karşı ayrımcılığının göstergesidir’


Şükrü’nün ardından konuşan BDP Amed İl Eş Başkanı Mehmet Emin Yılmaz, Anayasa Mahkemesinin CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ın yerel mahkemece serbest bırakıldığına dikkat çekerek, “Mustafa Balbay’ın tahliye kararı tüm kamuoyunda tutuklu vekillerin de tahliye olacağı yönünde büyük bir heyecan yaratmıştı. Diyarbakır 5 ve 6’ncı ağır Ceza Mahkemelerinin tutuklu vekiller hakkında verdiği karar manidardır. Hukuksal pozisyonları açısından en ufak bir fark olmamasına rağmen tahliyelerinin reddedilmesi iktidarın ve yargının Kürtlere ve seçilmişlerine karşı olan ayrımcılığının göstergesidir” açıklamalarında bulundu.


‘Kürt halkına tahammülsüzlük gösterilmiştir’


AKP’nin mahkeme heyetini, hakim ve savcıları olağanüstü şekilde yetkilendirdiğine dikkat çeken Mehmet Emin, “AKP evrensel hukuk yerine kendi hukukunu işleten bir sistem yaratmıştır” dedi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD ziyaretinden hemen sonrasına denk gelen ve 30 yılı aşkın bir cezaya çarptırılmış olan Mustafa Balbay’ın tahliyesinin hukuksal olmayacağına dikkat çeken Mehmet Emin, AKP iktidarı ve ona bağlı yargı erkinin bir haftayı aşkın süredir tutuklu vekillerin tahliye taleplerine ilişkin menfi tutum içerisine girmesi ve verilen kararın, seçilmiş vekiller şahsında Kürt halkına tahammülsüzlüğün bir göstergesi olduğunu kaydetti.


‘Dayatılan, çifte hukuktur’


Sonrasında konuşan BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Avukat Meral Danış Beştaş ise, 10 gün önce verilen dilekçelerin oyalama sonucu halkın bekletildiğine dikkat çekerek, Mustafa Balbay kararının sadece kendisini ilgilendiren bir karar olmadığını ifade etti. Savcıların tahliye taleplerine rağmen, taleplerin oy çokluğuyla reddedildiğini kaydeden Meral, kararın “hukuksuzluğun tescil edilmesi” anlamına geldiğini vurguladı. Hiçbir mahkemenin Türkiye’de Anayasa ve Anayasa Mahkemesi’nin kararına karşı çıkamayacağının altını çizen Meral, “Bize bölücü diyenler kendi hukuklarını çiğniyorlar. Diyarbakır’da Kürdistan diyip meclis tutanaklarından CHP ve MHP ile birlikte ‘Kürdistan’ kelimesini çıkaranlar bize çifte hukuku dayatıyorlar” vurgusunu yaptı.


‘Verilen karar kabul edilemezdir’


Yerel mahkemenin verdiği “tahliyenin reddi” kararını değerlendiren tutuklu vekil Kemal Aktaş’ın ablası Ayşe Yaşar, kardeşi Kemal Aktaş’ın ve diğer tutsakların serbest bırakılmasını istediklerini belirterek, “Cezaevinin kapısında tutuklu vekillerin serbest kalmasını bekliyoruz. Verilen karar kabul edilemezdir” dedi. Kürt halkına ayrımcılık ve haksızlık yapıldığına dikkat çeken Ayşe, CHP’li vekiller bırakılırken, Kürt vekillerin bırakılmadığına işaret ederek, “Kardeşçe, barış içinde yaşamak istiyoruz. Annelerin ağlamasını gençlerin kanının dökülmesini istemiyoruz” ifadelerinde yer verdi.


(sg-rç/gk)