'Beyaz torosların plakaları hükümetin alnında yazıyor'

09:04

JINHA

İSTANBUL - Eşini bir beyaz Toros'a bindirilerek kaybeden Cumartesi Anneleri'nden Hanım Tosun, Başbakanın "Biz gidersek beyaz Toroslar geri gelir" söylemlerine işaret ederek, beyaz torosların bölgeden zihniyet olarak hiç çekilmediğinin altının çizdi. Hanım, "Biz beyaz Torosları çok iyi biliyoruz o torosların plakaları da bugün ki hükümetin alnında yazıyor" diye konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun geçtiğimiz hafta Van'da yaptığı mitingde AKP iktidar olamazsa bölgede 1990'lı yıllarda işlenen failli belli cinayetlerin tekrardan yaşanacağını ima edercesine sarf ettiği, "Biz buraları faili meçhullere bırakmayacağız. Hiç merak etmeyin seksenli doksanlı yıllara dönmeyeceğiz. Biz gidersek beyaz Toroslar geri gelir" söylemi akıllara o yıllarda yapılan katliamlarda kullanılan "Beyaz Toroslar"ı getirdi. 1990'lı yıllarda gerçekleştirilen katliamların oluş biçiminde, sokaklarda birden bire boy göstermeye başlayan beyaz Torosların, önceden belirlenen evlerin kapı önlerine yaklaşmaları ve kişileri o araçlara alıp kaçırmaları bir daha da o kişilerden haber alınmaması sıkça geçen tanık anlatımlarındandır. Beyaz Torosların, Bu şekilde gerçekleştirilen faili belli "Beyaz Toros" cinayetlerinden biri 1995'te yaşanan Fehmi Tosun cinayeti. Fehmi Tosun'un kaybettiriliş biçimini ve Davutoğlu'nun "Beyaz Toroslar" söylemini bu olayların tanığı olan Fehmi Tosun'un eşi Cumartesi Anneleri'nden Hanım Tosun'la konuştuk.

'Anne beyaz bir araba kapının önünde duruyor'

Bazı kayıp olaylarının ne şekilde gerçekleştiğini kimsenin bilmediğini, görmediğini belirten Hanım, olay günü kızı ve yeğeninin saat 18.00 sularında eve geldiklerini söyledi. Hanım olay gününü anlatarak şunları söyledi: "Genelde o saatlerde eve gelirlerdi. Bende o saatte onların eve geldiklerini bildiğim için sofrayı kuruyordum. Normalde bir defa çalan kapının zili o gün iki üç defa üst üste çaldı. Kızıma sinirlenip ne oluyor neden iki üç defa çalıyorsun diye kızdım. Baktım kızım korkmuş bir şekilde heyecanla 'Anne beyaz bir araba bizim kapının önünde durdu. Babamı arabadan çıkarıp, bahçeye götürürlerken gördüm' kızıma, babanın arkadaşlarıdır, korkacak bir şey yok dememe rağmen kızım, 'bunlar babamın arkadaşlarına benzemiyorlar farklı adamlar hem ellerinde silaha benzer bir şeyler vardı' dedi. Kızımın bu anlattıklarından sonra hemen balkona koşup sokağa baktım ve beyaz bir Torosun kapının önünde durduğunu, birinin, arabanın ön tarafının kaportasını kaldırıp tamir ediyormuş gibi uğraştığını gördüm."

'Yetişin beni kaçırıyorlar!'

Balkondan aşağı bakarken toplumsal yargılardan kaynaklı ilkin yaptığının ayıp olup olmadığı ikileminde kaldığını ifade eden Hanım, ortada olağan üstü bir şeyler olduğunu hissettiğini bu nedenle bakmaya devam ettiğini belirtti. O esnada bir an içeri girip çıktığını söyleyen Hanım, "Tekrar balkona geri döndüm. Bütün her şey on dakika içinde gerçekleşti. Balkona döndüğümde birinin eşimin kolundan tutup eşimi arabaya koymaya çalıştığını gördüm. O anda neler döndüğünü anladım. Eşim onlara direniyordu, aralarında bir itiş kakış yaşandı. Ben adeta donmuş vaziyette onları izliyordum ve o anda eşim 'Yetişin beni kaçırıyorlar' dediğini duydum. Düşünün o anda evde altı yedi kişiydik ve bu olay altı yedi kişinin gözleri önünde oldu. Yani gözlerimizin önünde eşim, 'faili meçhul-belli' oldu" şeklinde konuştu.

'Oğlumun başına silahla vurup, "sen de gelmek ister misin" dediler'

Eşinin götürüldüğü anda, bağırıp çağırıp arkasından yetişmeye çalıştıklarını aktaran Hanım, sözlerine şöyle devam etti: "Hepimiz sokağa koştuk. Ben kapıdan çıkar çıkmaz araba hareket etti. Eşimin ayakları yerde sürükleniyordu. Bizler arabanın arkasından koşmaya başladık, ben plakayı alın diye bağırdım. O toz dumanda oğlum babasının üzerine kendisini attı. Birisinin elinde silah vardı. Silahla oğlumun eline vurdu. Oğlum babasının ceketini tutmuştu, arabadakiler oğluma 'sende gelmek ister misin' dediler ve silahla vurup oğlumu yere attılar."

'Yaralarımızı sarmadan seçim propagandası için beyaz Torosları kullanıyorlar'

Gözlerinin önünde eşinin beyaz Toros'la kaçırıldığını söyleyen Hanım, o günden sonra çok uğraşmalarına rağmen eşinden ve onun gibi birçok insandan haber alamadıklarına dikkat çekti. Yaşadıkları acıların hala çok taze olduğunu ve yaralarının sarılmadan Davutoğlu'nun beyaz Toroslar söyleminde bulunmasını tamamen seçim propagandası olarak değerlendiren Hanım,"Hala herkes 90'lı yılları konuşuyor, 12 Eylül'ü konuşuyor. Daha yaralarımızı sarmadan, Bölgede seçim propagandası yapmak için, Kürdistan illerine gidip, insanlarımıza parmağını sallayarak 'Bize oy vermezseniz buralarda beyaz Toroslar dolaşacak' demeleri bizleri korkutmaya yöneliktir" diyerek tepkisini dile getirdi.

'Beyaz Toroslar gitti Beyaz TOMA geldi'

Beyaz Torosların bölgeden zihniyet olarak hiç çekilmediğini, sadece arabaların markasının değiştiğine işaret eden Hanım, "Beyaz Torosları gitti yerlerine beyaz TOMA'ları" geldi diyerek sözlerine şu şekilde devam etti: "Ben başbakanı Başbakan olarak tanımıyorum. Zaten Başbakan olsaydı bizlerin acıları üzerinden propaganda yapmazdı. Biz beyaz Torosları çok iyi biliyoruz o Torosları plakaları da bugün ki hükümetin alnında yazmaktadır. AKP bizim dönemimizde faili meçhul olmadı diyor. Doğrudur olmadı onlar beyaz TOMA'larla insanları açık bir şekilde sokak ortalarında, çocukları anne kucağında katlettiler."

'Onların kirli yüzleri ortaya çıkana kadar biz meydanları boş bırakmayacağız'

Sistemin yıllardır kendilerini katletmelerine rağmen, susmadıklarını, evlerinde oturmadıklarının altını çizen Hanım, "Ben yıllardır Galatasaray Lisesi'nin önüne geliyorum ve gelirken biliyorum ki eşim artık geri gelmeyecek. Ben buraya benzeri katliamlar bir daha yaşanmasın ve onların kirli, karanlık yüzleri meydana çıksın diye geliyorum" dedi.

(ml/zd/dk)