'İktidarın sorumluluğu bulunan dosyalarda kısıtlılık kararı var'
15:40
JINHA
ANKARA - Hukuk örgütleri, siyasal iktidarın sorumluluğu bulunan dosyaların tamamında kısıtlılık kararı olduğunu belirterek, Ankara katliamı soruşturmasının siyasi sorumlularının MİT ve emniyet yetkililerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini belirtti.
Ankara katliamındaki olay yeri inceleme ve soruşturma sürecinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hukuk örgütleri ortak bir açıklama yaptı. Mülkiyeliler Birliği'nde yapılan toplantıda hukuk örgütleri; katliamın aydınlatılması, devletin katliamdaki sorumluluğu ve katliamın asıl sorumlularını açığa çıkarma çabası içerisinde olduklarını belirtti.
Hukuk kurumları adına açıklama yapan Halkevleri Hukuk Dairesi avukatlarından Deniz Özbilgin, kısıtlılık kararının mağdur avukatlarını kapsamadığı halde kendilerine kısıtlık getirildiğini ve itirazlarının da reddedildiğini söyledi. Reyhanlı, Suruç ve Diyarbakır bombalanmasına getirilen kısıtlılık kararının Ankara katliamının da koşullarını yarattığını belirten Deniz, "Dosyanın kaçırılması, faillerin ve delillerin gizlenmesi, katliamın arkasındaki karanlığın korunmaya çalışıldığını gösteriyor" dedi.
'Cenazelerin üzerine basıldı, tükürüldü'
Katliam alanına ambulans yerine TOMA, sağlıkçılar yerine çevik kuvvet gönderildiğini ifade eden Deniz, delillerin korunmasının kolluk, savcılık ve siyasal iktidarın temsilcileri tarafından engellendiğini söyledi. Deniz, olay yeri incelemesinden sorumlu polisin cenazelerin üzerine bastığını belirtirken, daha sonra bu anın görüntüsünün de izletildiği toplantıda, aynı polislerden birinin cenazelerin üzerine tükürdüğü de görüldü.
Siyasal iktidarın temsilcileri tarafından soruşturmayı manipüle eden açıklamalar yapıldığını vurgulayan Deniz, "Katliam ilk andan itibaren aydınlatılmaya değil karartılmaya çalışılmıştır. Başsavcılık açıklamasında olayı gerçekleştiren örgütün adını vermemesi, devamlı suretle başka örgütlerin bağının araştırıldığını eklemesi de tam olarak bu hedef saptırmanın, manipüle etmenin sonucudur" diye ekledi.
'İktidarın sorumluluğu bulunan dosyalarının tamamında kısıtlılık var'
Deniz'den sonra açıklamaya devam eden Çağdaş Hukukçular Derneği avukatlarından Evin Konuk, katliamın IŞİD eliyle gerçekleştiğini belirterek, "Ancak şimdi bilinmeyen, IŞİD'in bu saldırıyı gerçekleştirmesinde, bu saldırının planlanmasında devlet ve siyasi iktidar içindeki isimlerin rolleridir. Soruşturma dosyasına kısıtlılık kararı konulmasının bir sonucu da bu rollerin ortaya çıkması engellemektedir" diye konuştu.
Kısıtlılık kararındaki 'ortak' bağlantıya dikkat çeken Evin, "Son yıllarda siyasi iktidarın sorumluluğu bulunan soruşturma dosyalarının tamamında kısıtlılık kararı verilmekte ve bu kararın ardından bu dosyalarda hiçbir hayda değer gelişme olmamaktadır" dedi.
'Katliam aydınlatılmıyor'
Ortak açıklamanın ardından konuşan Özgürlükçü Hukukçular Derneği Eşbaşkanı Nuray Özdoğan, Ankara katliamının aydınlatılması yönünde bir çabanın söz konusu olmadığını belirtti. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) avukatlarından Senem Doğanoğlu ise, Ankara katliamında devletin rızası ile teşvikinin olduğunu ve doğrudan ona bağlı aktörlerin de içinde olduğunu ifade etti. Senem, "Bazı eşyaların teslimi için olay yerinin yeniden yapılandırılması gerekiyor, faillerin ortaya çıkarılması da bu yapılandırmayla gerçekleşecek" dedi.
'Yaralıların şikayeti değil, ifadesi alındı'
Ankara Barosu avukatlarından Doğan Erkan da yaralıların tedavileri sürerken şikayet almak yerine ifadeye zorlandığını ve usul hukukuna aykırı bir soruşturma yürütüldüğünü belirtti. Yaralıların uğradığı tüm mağduriyetlere dair yalnızca tanıklık ve şikayet almak gerektiğini belirten Doğan, bu sebeple yanlarında avukat olması gerektiğini söylemek için Terörle Mücadele Şubesi amirini aradıklarını, ancak Ankara Emniyetine bağlı hiçbir kolluk kuvvetinin yanlarında avukat olmadan ifade aldığını ve mağdurlara avukat hakkı olduğunu söylemediklerini bildirdi.
'Kolluk kuvvetleri birinci dereceden eylemli sorumludur'
Patlamanın ardından gam bombası atılmasından dolayı ilk yardım yapılamadığı için devletin eylemli sorumluluğu olduğunu belirten Doğan, kolluk kuvvetlerinin de birinci dereceden eylemli sorumlu olduğunu vurguladı. Soruşturmayı TEM'in yürüttüğünü bildiren Doğan, "TEM gibi geçmişi belli olan idari kolluğa soruşturmayı yürüt diyemezsiniz. TEM'de yürütülen soruşturma baştan ayağa sakattır. Soruşturmayı tetikçiyle sınırlayan bir kültür var ülkemizde" dedi.
Katliamın aydınlatılması için acilen yapılması gerekenler
Deniz Özbilgin ise, "Savcılık devlet memuru olmanın dışında siyasal iktidarın da memuru olma yolundadır" diyerek, bu dosyanın soruşturmasını kendilerinin yürüteceğini belirtti. Deniz, ellerinde görüntü ve döküman olan herkese kendilerine ulaştırması için çağrı yaptı.
ÖHD, ÇHD, Halkevleri Hukuk Dairesi, İHD Ankara Şubesi, TİHV, Demokrasi İçin Hukukçular ve Hukukta Sol Tavır'ın imzacısı olduğu metinde, soruşturma sürecinin sağlıklı yürütülmesi ve katliamın aydınlatılması için acilen yapılması gerekenler şöyle sıralandı:
* Soruşturma dosyasındaki kısıtlılık kararının, biz bu olayın aydınlatılmasını elbette ki herkesten çok isteyen mağdurlara yönelik uygulanmasına derhal son verilmesi,
* Soruşturma sürecinin; katliamın gerçekleşme sürecinin öncesinde ve sonrasında parçası olan siyasi polis tarafından değil bizzat savcılık tarafından yürütülmesi,
* Soruşturma sürecinin katliamın siyasi sorumluları, MİT ve emniyet yetkililerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi,
* Cumhurbaşkanı, başbakan ve AKP iktidarının tüm temsilcilerinin sürecin hukuksal takibini ve soruşturma mercilerini siyasi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye, katliamda parmağı olanları aklamaya çalışmaya son vermesidir.
(sy/gc)
