KJA: İnsanlık değerleri olan kutsallara saldırmaktan vazgeçin
10:56
JINHA
AMED - Kongreya Jînen Azad (KJA) Halklar ve İnançlar Komisyonu; her türlü ahlak vicdani değerleri ayaklar altına alarak, cenazeleri ve mezarlıklara uygulanan zulmün bir an önce son bulması çağrısı yaptı ve "AKP Hükümeti'ne hiçbir din ve inançta yeri olmayan; hukuki, ahlaki ve vicdani olmaktan uzak, manevi değerlere dönük bu şiddet politikasından biran önce vazgeçme çağrısında bulunuyor, 'İnsan temel hak ve özgürlükleri ile insandır' sözünü hatırlatıyoruz. Tüm demokratik çevre ve duyarlı kesimleri insani değerleri korumak ve savunmak amacıyla bir arada ve dayanışma içerisinde olmaya davet ediyoruz" dedi.
KJA Halklar ve İnançlar Komisyonu, gerilla cenazelerinin sınırlarda bekletilmesi, günlerce morg önünde aileler beklemesine rağmen verilmemesi, cenazelere yapılan insanlık dışı işkenceler mezarlıklar ve inanç merkezlerinin bombalanmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Her türlü ahlak vicdani değerleri ayaklar altına alarak, cenazeleri ve mezarlıklara uygulanan zulmün bir an önce son bulması çağrısı yapan KJA açıklamasında şunlar belirtildi:
Kutsalların bombalanması hangi ahlaka sığar?
7 Haziran Genel Seçimleri öncesinde kararı verilen ve sonrasında tüm boyutları ile hayata geçirilen savaş konsepti içerisinde, İnsan Hakları Evrensel Hukuku'nu ve İslam Fıkhını ayaklar altına alan savaş suçları işlenmiş ve işlenmeye devam etmektedir. KJA Halklar ve İnançlar Komisyonu olarak, kaygıyla belirtmek isteriz ki; canlılara ve doğaya karşı işlenen suçlar ve yaşanan hukuksuzluklar dışında, bu süreç içerisinde, ölü bedenlere yönelik sistematik ve sürekli artan bir saldırganlık da söz konusudur. 2015 yılının 11 Eylül - 23 Ekim tarihleri arasında Ağrı, Muş/ Varto, Van/Çatak, Bitlis, Mardin/Nusaybin, Hakkari, Kars, Dersim, Diyarbakır/Lice, Siirt ve Diyarbakır/Dicle'de olmak üzere, savaş koşullarında değişik tarihlerde yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren örgüt üyelerine ait 11 mezarlık güvenlik güçleri tarafından bombalanmak sureti ile tahrip edilmiştir. Ayrıca örgüt üyelerinin toplantı yaptığı ve cephanelik olarak kullandığı ileri sürülerek mezarlıkların yakınında yer alan cami ve cem evleri de bombalanarak yerle bir edilmiştir.
'Hakikat komisyonu demiştik'
Ulusal ve uluslararası hukuk sisteminde bir insan öldükten sonra ceza/cezasızlık kategorisi ölen birey nezdinde ortadan kalkar. İslam dininde ise bir insan öldüğü zaman artık ceza ve mükâfat Allah'a aittir. İster dini, ister ulusalüstü insan hakları belgeleri ekseninden bakalım, ölüye yapılan işkence hiçbir şekilde kabul edilmez ve hatta mahkûm edilir. Bölge halkı tarafından bizzat yapımında yer alınarak sahiplenilen, gerillaların defnedildiği mezarlıklar halkımızın hafızasının ve maneviyatının en önemli, en dokunulmaz parçalarıdır. Dolayısıyla güvenlik güçlerinin ölü bireyler ve mezarlıklar üzerindeki bu yıkıcı uygulamaları Kürdistan halkının dini duygularını, manevi bünyesini tahrip etmekte ve kapanması zor toplumsal yaralara yol açmaktadır. Oysaki Kürt Sorunu'nun demokratik ve barışçıl çözümü için atılacak en önemli adımlardan biri olarak kabul edilen ve her ne kadar AKP tarafından sonlandırılmış olsa da "Çözüm Süreci"nin de bir parçası olarak değerlendirilen "Hakikat, Yüzleşme ve Adalet Komisyonu'nun" kurulması halinde, sonuç alıcı bir çalışma yürütülebilmesinin en önemli koşullarından biri mezarların açığa çıkarılması ve dolayısıyla inşa edilen mezarlıkların korunmasıdır.
'İslam cenazeye zulmü lanetler'
Kadın ve erkek ölü bedenlere yogun işkence yapıldığı, çıplak bir şekilde teşhir edildiği, askeri araçlara bağlanarak şehrin sokaklarında, meydanlarında hakaretler yağdırılarak sürüklendiği ve görüntülenerek sosyal medya üzerinden paylaşıldığı utanılası günlerden geçmekteyiz. Geçmişte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye'nin benzer konularla ilgili mahkumiyet hükmü bulunmasına rağmen, ölülere işkence ve soyarak teşhir etmede ısrar edilmesi açıktır ki, sonuçları bilinerek gerçekleştirilen insanlık dışı uygulamalardır. Evrensel hukukta bu saldırılar "Ölüye saygısızlık, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama, kişinin hatırasına hakaret" suçları kapsamında değerlendirilir. İslam fıkhında ise 'müsle' denen bu uygulamalar katiyen yasaklanmış ve lanetlenmiştir.
'Yasalarda ölü hakkına saygı var'
Cenazeler işkenceden geçtikten sonra otopsi için hastaneye getirildiklerinde de işkence devam etmektedir. Otopsi tarafsızca yürütülmezken, cenazeyi almaya gelen ölü yakınlarına manevi ve fiziki şiddet uygulanmaktadır. İslam fıkhında en azılı düşmanların dahi cenazeleri ve törenleri haremdir, yani dokunulmazdır. Tüm bu hususlar TCK'nın düzenlediği 77. ve 94. madde kapsamında da açık insanlık suçu ve işkence olarak tanımlanır. TCK'nın 130. maddesi "Kişinin hatırasına hakaret" başlığı altında ölümle birlikte "kişi" olmaktan çıkan "ölüyü" cezai himayenin konusu yapar, bir kimsenin öldükten sonra hatırasına hakareti ve ölünün cesedini ve kemiklerini almayı ya da zarar vermeyi cezalandırır. Ayrıca ölülerine saygılı olan devletler, din hürriyetine karşı işlenen suçlarda da, ölüyü, cezai himayenin konusu yapmaktadır.
Bazı cenaze törenlerine defin sırasında dahi örgüt propagandası yapıldığı gerekçesiyle müdahale edilmesi, mezarlıkların ve ibadet yerlerinin tahrip edilmesi, savaş hukuku ve dini hüküm temelli, tüm itirazlara rağmen ısrarla sürdürülmektedir. Halkımızın özellikle kutsal saydığı günlerde camilere, cem evlerine ve mezarlıklara akın ettiği bilindiği halde, Kurban Bayramı'nda ve Aşura Günleri'nde dahi mezarlıklara yönelik saldırılar sürmüştür. Yüzlerce anne, baba ve kardeş mezarları başında kutsallık atfettikleri dini ibadetlerini yaşayamamıştır. Saldırı gerçekleştirilen bölgelerde devletin kolluk güçleri kutsallara ve halkın değerlerine açıkça hakaret eden duvar yazıları yazmıştır. "Ölünüzü dirinizi, her gün birinizi, bir gün hepinizi" şeklindeki son derece faşist söylem, bugün bilfiil pratiğe dökülmektedir.
'İnsanlık suçuna son verin'
38 Dersim Katliamında yaşamını yitirenlerin kemiklerinin de bulunduğu Dersim'deki mezarlık ve içinde bulunan cem evinin bombalanması Alevi Pirleri, Dedeleri ve bir bütün Alevi Toplumu tarafından acı ve öfkeyle karşılanmış; kendilerine yönelik yüzyıllardır devam eden inkar ve imha zihniyetinin ve Dersim Katliamı'nın bir devamı olarak kabul edilmiştir. Devletin düşman olarak kabul ettiği insanların mezarlarına karşı sergilediği bu şiddet, barış sürecini kesintiye uğratan hükümetin açıkça bir gaflet hali içinde olduğunu göstermektedir. Mezarlıklara yönelik bu saldırılar ulusalüstü insan hakları belgelerinde, İslam, Hristiyan, Yahudi, Alevi, Ezidi ve tüm diğer inançlarda büyük bir insanlık suçu olarak kabul edilmektedir. Din, inanç ve insaniyet karşıtı, belgelenmiş bu suçlar karşısında ne bağımsız ve tarafsız yargı ne de Diyanet İşleri Başkanlığı gereken cevabı vermiştir. İnsanlığın ortak değerleri olarak kabul edilen mekanların imha edilmesi yalnız Kürdistan Halkları'na değil tüm insanlık ailesine dönük bir saldırıdır.
İnsanı değerleri korumak için dayanışma çağrısı
KJA olarak, insan olma ve insan kalma mücadelemizdeki ısrarımızı bir kez daha ortaya koyuyoruz. AKP Hükümeti'ne hiçbir din ve inançta yeri olmayan; hukuki, ahlaki ve vicdani olmaktan uzak, manevi değerlere dönük bu şiddet politikasından biran önce vazgeçme çağrısında bulunuyor, "İnsan temel hak ve özgürlükleri ile insandır" sözünü hatırlatıyoruz. Tüm demokratik çevre ve duyarlı kesimleri insani değerleri korumak ve savunmak amacıyla bir arada ve dayanışma içerisinde olmaya davet ediyoruz."
(fk)

