Koruma Kanunu mu dediniz? O da ne!

08:45

 


Derya Ceylan-Eylem Daş/ JINHA


İSTANBUL –  Devletin güvenlik birimlerinin kadını koruyamadığına dikkat çeken Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, 2013 yılında korunması gereken birçok kadının katledildiğine işaret ederek, kadınların ortak sorunun koruma talebi olduğunu, ancak koruma başvurusunda bulunan birçok kadının ise “Personel eksikliği, günlük yevmiyesini karşılamak” gibi sorunlarla karşı karşıya olduklarına işaret etti.


Kadınlara yönelik şiddet yaşadığımız topraklarda tüm kadınları tehdit eden bir gerçekliktir. Her gün ortalama 5 kadının öldürüldüğü Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın katliamları gün geçtikçe artarak devam ediyor. Kadın katliamlarına yönelik ciddi önlemler almayan Adalet ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ikna odalarıyla evli çiftleri boşanmaktan vazgeçirmesi ise dikkat çeken başka boyutu gözler önüne seriyor. Kadın katliamlarının devam ettiği Türkiye’de son olarak Dokuz Eylül Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Serpil Erfındık koruma kararının ertesi günü boşandığı eşi tarafından katledildi. Katillere “iyi halden” ceza indirimi yapan hakimleriyle, şiddete uğrayan kadını şiddete uğradığı evine geri gönderirken “kocandır birşey yapmaz” diyen, tecavüzcüleri yakalamaktan aciz polisleriyle bu devlet; kadınları koruyamıyor ya da korumuyor.


‘Her gün 5 kadın fütursuzca öldürülüyor’


Türkiye’de her gün 5 kadın, eşleri, sevgilileri, babaları tarafından öldürülürken kadının ismi sadece devletten değil, yaşamın içerisinden de siliniyor.  Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, Türkiye’de kadın cinayetlerinin toplumsal bir sorun olduğunu kaydederek, ilk defa Münevver Karabulut cinayeti ile görünür olduğunu ve daha sonrasında kadınların en önemli hakkı olan yaşam hakkının devamlı olarak ihlal edildiğini dile getirdi. Gülsüm,  yaşam hakkının kadınların en temel hakkı olduğunu belirterek, bu hakkın son yıllarda sürekli olarak ihlal edildiğini ve her gün 5 kadının fütursuzca öldürüldüğünü ifade etti.


‘Devletin güvenlik birimleri kadını koruyamıyor’


Bahar aylarında yapılan mücadeleler sonucunda kadın cinayetlerinde azalma görüldüğünün altını çizen Gülsüm, Gezi direnişi sırasında yaşanan polis şiddetine dikkat çekerek, “Erkek polis şiddeti Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanıyor olması ve kahraman ilan ediliyor olması yaz aylarında aynı anda kadın cinayetlerini yeniden arttırdı” dedi. Bunlar içerisinde Beyoğlu Emniyet Amirliği’nin on adım ötesinde, Türkiye’nin en çok polis bulunan bölgesi Taksim’de polisin gözü önünde 27 kez bıçaklanıp öldürülen Beyaz Bal’ın da olduğunu hatırlatan Gülsüm, devletin güvenlik birimlerinin kadını koruyamadığını vurguladı.


‘Kadın cinayetleri göz göre göre geliyor’


Türkiye’de 2013 yılında çok sayıda kadının katledildiğine işaret eden Gülsüm,  “Bu bakımdan, 2013 yılı hükümetin izlediği kadın düşmanı siyaset ile birlikte güvenlik kuvvetlerinin görevlerini yerine getirmeyişi, görevlerini hep demokrasi ve hak mücadelesini bastırmak üzere kullanması nedeniyle, özellikle koruma için devlete başvurmuş koruma alması gereken kadınların da içinde yoğun olarak bulunduğu kayıplar yaşadık” dedi. Türkiye’de 6284 Sayılı Kanun ile kadınların tehdit altında oldukları durumda başvurabilecekleri savcılık ve aile mahkemesinin olduğunu ifade eden Gülsüm, “Savcılık ve aile mahkemesinin kadınlar başvurdukları anda koruma kararı çıkarma yetkisi var. Bu yeni kanuna göre daha hızlı bir şekilde işleyiş ve daha kapsamlı koruma yasası olduğu halde güvenlik tedbirleri kadınlar için kullanılmıyor” şeklinde konuştu. Kadın cinayetlerinin göz göre göre geldiğine işaret eden Gülsüm, “Aileler ve biz yıllardır o acıları paylaşarak çok net anladık ki, bütün cinayetler tasarlanmış şekilde gerçekleşiyor. Kadınlar katilleri tarafından tehdit ediliyor,  öldürülecekleri her fırsatta açıkça dile getiriliyor” sözlerini ifade etti. Ailelerin “kızımızı koruyamadık” üzüntüsüyle acı çektiklerini vurgulayan Gülsüm, koruma görevinin ailenin değil, devletin görevi olduğuna dikkat çekti.


Kadınların ortak sorunu: Koruma Kanunu


Gülsüm, farklı şehirlerde yaşayan ve tehdit alan kadınların ortak dile getirdikleri sorunun koruma kanunu olduğu halde bu kanunun sadece kağıt üzerinde kaldığına dikkat çektiklerini belirtti. Kadınların koruma talebinde bulunduklarında birçok sorunla karşılaştıklarının altına çizen Gülsüm “Kadınlar başvurduklarında personel eksikliği ya da yakın korumanın günlük yevmiyesini karşılamak gibi bir zorunlulukla karşılaşabiliyor. Ceza kanununda hala bir düzenleme yapılmadı. Biz, kadın cinayeti teriminin artık hukukta yerini alsın istiyoruz. Töre diye işlenen suçlar gibi değerlendirilsin ve nitelik sahibi olarak indirim almasın, caydırıcı ceza, ağır ceza uygulansın” ifadelerini kullandı.


 (ed-dc/mg)