Lezbiyen Biseksüel Feministler 13 maddede neden AKP'ye oy vermemelerini sıraladı

16:33

JINHA

HABER MERKEZİ - Lezbiyen Biseksüel Feministler, 9 maddede neden AKP'ye oy verilmemesi gerektiğini belirtti.

Eşcinselliğin hastalık olarak tanımlandığı, ayrımcılık ve nefret cinayeti ile saldırıların arttığı 13 yıllık AKP dönemini direniş ve 'kahkaha' ile geçiren Lezbiyen Biseksüel Feministler, 9 maddede neden AKP'ye oy verilmemesi gerektiğini yazdı. Lezbiyen Biseksüel Feministler, 13 yıl içinde AKP'nin kendilerine çektirdiklerini anlatmanın roman kadar uzun süreceğini belirterek, "Mesela son seçimlerden önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan HDP'yi karalamak için, 'Biz onlar gibi eşcinsel aday göstermiyoruz' diye konuşurken Başbakan Ahmet Davutoğlu ise 'Eşcinseller Lut kavminin helakına sebep oldu. HDP aday gösteriyor' demekten bile gocunmadı. 'Ahlaksız, sapık, ablacı, sevici ve ibne 'olduğumuz için milletvekili olamazmışız. Tüm bu hakaretleri onurla kabul ediyor ve bilmukabele diyerek AKP döneminde yaşadığımız homofobik ve cinsiyetçi politika ve söylemleri bu kısa yazıda teşhir ediyoruz" dedi.

Lezbiyen Biseksüel Feministler AKP'ye oy vermemelerinin gerektiren 9 madde şu şekilde sıraladı:

*Kendine zor bela açıldıktan sonra benim gibi başkaları da vardır diye umut ederek LGBTİ derneklerini bulmaya çalışan biriyseniz, 2006 yılında olduğu gibi derneğinizin genel ahlaka aykırı bulunduğu gerekçesi ile kapatılmaya çalışıldığını öğrenirsiniz. Ki bu AKP döneminde gördünüz ilk baskı da değildir, 'normal'leşmedikçe de son olmaz.

*Ya da tam gücünüzü toplayıp ailenize ben eşcinselim demeye hazırlanırken akşam televizyonda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Aliye Kavaf'ın "Eşcinselik hastalıktır" dediğini duyarsınız. Ya da İstanbul Milletvekili İsmet Uçman'ın meclis tutanaklarına da geçen "Farklı cinsel tercihleri hiç arzu etmeyiz ancak eşcinsellik önlenebilir" konuşmasını

*Onur Yürüyüş'ünün her yıl kitleselleşmesi, "İstiklal'de yürüyen ayolcular, o cadde zaten günboyu sürekli kalabalık, sıkıyorsa Kazlıçeşme'de bir toplanın çapınızı çevrenizi bir ölçelim"diyen AKP'li Şamil Tayyar'ı rahatsız etse de yıllardır sorunsuz gerçekleştirdiğimiz Onur Yürüyüşü bu yıl Ramazan ayı gerekçe gösterilerek saldırıya uğradı. 28 Haziran'da gökkuşağı bayrağımız gaz ve plastik mermilere rağmen dalgalandı, kostümlerimiz ve dövizlerimiz TOMA'ların suyuyla çitilendi. Direnişimize ve dayanışmamıza, en büyük kamusal görünürlüğümüze, yani senede bir yaptığımız Onur Yürüyüşü'ne saldıran bir iktidar istemediğimiz için..

* Her mahallede tahmin ettiğinizden daha fazla LGBTİ'ler var. Ancak yerel yönetimlerin LGBTİ haklarının hayata geçirilmesindeki sorumluluklarını hatırlayarak hayata geçirilmesindeki sorumluluklarını hatırlatan SPoD'un (Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği) hazırlamış olduğu LGBTİ Dostu Belediyecilik Protokolünü hiçbir AKP belediyesi imzalamadı. LGBTİ'lerin kamu hizmetlerine erişebilmeleri, sağlık hakkı, barınma hakkı, çalışma hakkı ve ulaşım hakkından eşit olarak yararlanabilmelerini engelleyen bir iktidar istemiyoruz.

* AKP, kadın ve erkeklerin birbirine duyduğu aşkı ve arzuyu sapıklık, ahlaksızlık olarak görüyor ve bunu açık açık söylemekten imtina etmiyor. Yalçın Akdoğan HDP'ye oy kaybettirme ümidiyle "Parti tüzüklerinde 9 kez lezbiyen geçiyor" dedi.

* Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, "Bakanlığımızın İstihdam Politikaları Daire Başkanlığı bünyesinde dezavantajlı grupların işgücüne katılmasının desteklenmesi yönünde çalışmalar yapılmakla birlikte, LGBT'lerin işgücüne katılımı ve maruz kaldıkları sosyal dışlanmaya ilişkin özel herhangi bir çalışmamız bulunmamaktadır" diyerek bizi kendi halimize bırakan tek bakanlık olmasına içerledik. Çünkü çalışma hayatında açık kimliğimizle iş bulamıyoruz, bulduğumuz işlerde de cinsel yönelimimizi saklayarak yaşıyoruz.

* Pürtelaş'ta, Ülker sokakta yaşananların sesleri yıllar sonra Avcılar Meis sitesinden yankılanıyor. Birilerinin rant hırsına engel olmaya çalışan transları kovmak için 'ahlaki' gerekçelere dayandırılarak nefret ve şiddet örgütlendi, idari sorumlular seyretti. Bize gösterilen yerde değil şehrin her yerinde yaşamak istiyoruz. AKP'nin ranta kurban ettiği barınma hakkımızı istiyoruz.

* Yıllardır homofobi veya transfobi temelli nefret suçlarıyla mücadele etmek veya bu suçları önlemek için herhangi bir siyasi önlem ya da kamu politikası söz konusu değil. 2014 yılında 351 nefret suçu vakasından 118'i cinayet, cinayete teşebbüs, fiziksel şiddet, silahla yaralama, tecavüz veya diğer cins el saldırıları içerdi. 118 vakadan sadece 31'i polise bildirildi, 4'ü de mahkemeye taşındı.

* Bir de mektup aldık geçenler de, ona da değinmeden bitirmeyelim. 1 Kasım seçimleri öncesinde, seçmenlere Başbakan Davutoğlu imzalı mektup yollayan AKP teşkilatı, LGBTİ derneklerini de unutmadı. Açıkçası şaşırdık. Mecliste LGBTİ hakları üzerine çalışma yapan arkadaşlarımız tarafından yapılan hiçbir çağrıya cevap vermeyen AKP ile son münasebetimiz Onur Yürüyüşü'nde o kükrer biz direnirken yaşanmıştı. Bülent Arınç televizyonlara çıkıp, "Bunların güpegündüz çırılçıplak halde gelip İstanbul'un göbeğinde meydan okumaları üzüntü vericidir, üstelik hanımların yanında," gibi laflar etmişti. Sapıklardan mı oy istiyorsunuz şimdi, diye sormadan edemiyoruz açıkçası. Davutoğlu'nun adını Lezbiyen Gey Biseksüel Transeksüel Travesti güzelliğiyle aynı zarfta görmek günümüzü şenlendirdiyse de ona bize mektup yollama, LGBTİ haklarını tanı, LGBTİ aday göster, kadın ve trans cinayetlerini engelle, kadınları ev ve aileye, LGBTİ'leri gettolara sıkıştırmaya çalışma, eşcinsellere evlilik hakkı tanı, aramızda bir oyun lafı mı olur der gibi yapıyoruz ama aslında olur; homofobik, transfobik, ve cinsiyetçi AKP'ye oyumuzu vermiyoruz.

(dk)