İzmir’deki hukukçular Serpil’in katledilmesini protesto etti
16:19
JINHA
İZMİR - Dokuz Eylül Üniversitesi'nde öğretim görevlisi Serpil Erfındık'ın boşandığı eşi tarafından katledilmesi İzmir’deki hukukçular tarafından protesto edildi. Avukat Ayşegül Altınbaş, "Yargı tarafından kadın cinayetleri sadece bir evrak olarak görülüyor" diyerek yargının kadın cinayetlerine duyarsız kalmasından dolayı cinayetlerin artığına vurgu yaptı.
İzmir'de, V.A'nın Dokuz Eylül Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan eski eşi Serpil Erfındık'ı bıçaklayarak öldürmesi olayını İzmir Barosu Kadın Hakları Danışma ve Hukuk Araştırmaları Merkezi üyeleri basın açıklaması yaparak protesto etti. Bayraklı'daki İzmir Adliyesi Adli Tıp Binası önünde cüpbeleriyle beraber çok sayıda avukatın katılım gösterdiği açıklamada konuşan merkez koordinatörü Avukat Ayşegül Altınbaş, "Yukarıdaki herkes bu cinayetten sorumludur. Bu olaya dahil olan herkes kirlenmiştir. Duymayan, görmeyen, bilmeyen bir devlet, devlet değildir" diyerek ailesinin iddiasına göre Serpil Erfındık'ın koruma talebi için gittiği savcı tarafından kovulduğunu söyledi.
‘Savcı Serpil’i odadan kovdu’
Kadın cinayetlerinin yargı tarafından bir dosya parçası olarak görüldüğüne dikkat çeken Ayşegül, "Daha önce defalarca konuştuk, söyledik, haykırdık. Önünüze gelen dosyalardaki kadınlar evrak değil bir insan dedik. Şimdi devlete göre bir kağıt, bir iş yükü, bir dosya azaldı. Bize göre ise bir insan öldü. Tıpkı korumayanlar, ciddiye almayanlar, odasından kovanlar gibi, acıkan, üşüyen, susayan, öfkelenen, korkan, sevinen, mutlu olmak isteyen bir kadın daha öldürüldü" dedi. Serpil Erfındık'ın daha önce savcılığa ve aile mahkemesine durumu anlatmasına rağmen ciddiye alınmadığının altını çizen Ayşegül, "Serpil durumu daha önce kolluğa durumunu anlattı, savcılığa durumu anlattı, aile mahkemesine durumunu anlattı. Aile Mahkemesi önce üç aylık, sonrasında bir aylık koruma kararı verdi. Tehditler yine sona ermedi. Merkezimize başvuran Serpil'in gerekli dilekçeleri düzenlendi ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Ailesinin beyanına göre Cumhuriyet Savcısı, 'Sen yine niye geldin. Bir de öğretim görevlisi olacaksın. Çan çan çan ne bu çene, ben zaten ameliyat olacağım rapor yazmam lazım sizinle mi uğraşacağız' diyerek odadan kovdu. Elindeki bir aylık koruma kararının son günü evinde şikayetçi olduğu eski eşi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Şu an fail halen yakalanamadı" şeklinde konuştu.
'Şikayetçiyiz!'
Ayşegül, Serpil gibi daha birçok kadının aile mahkemesi ve savcı tarafından ciddiye alınmadığını ve bu nedenden dolayı yargının görevini yerine getirmediğine işaret etti. Şiddete uğrayan, uğrama ihtimali olan, öldürme ile tehdit edilen kadınların, hakim ve savcılar tarafından bir evrak olarak görüldüğüne vurgu yapan Ayşegül, “Koruma denen şeyi bir polis memurunun cep telefonu numarası vermekten ibaret sayan koruma kararlarının infazından sorumlu Cumhuriyet Savcıları ve kolluk kuvvetlerinden, İstanbul ve Ankara'da, kadına yönelik şiddet vakaları için özel savcılıklar varken, talep ettiğimiz halde İzmir'de özel savcılık kurmayan Adalet Bakanlığı'ndan, kararları iş yükü görüp kararların infazını takip etmeyen Emniyet Genel Müdürlüğü'nden, TBMM'den, Serpil'i acımasızca öldüren V.A.'dan, Serpil'i odasından kovan Cumhuriyet Savcısı'ndan, koruma kararını layıkıyla infaz etmeyen kolluk kuvvetlerinden şikayetçiyiz" diye konuştu.
'Kadın cinayetlerini görmeyen devlet devlet değildir'
Kadın cinayetlerine duyarsız kalan ve yetkili kişilerin cinayetle birlikte kirlendiğini söyleyen Ayşegül, cinayeti görmeyen bilmeyen hükümetin hükümet olmadığını dile getirdi. Serpil, "Acımız çok büyüktür. Merkez olarak tüm sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Sorumlular yargılanıp cezalandırılana kadar bu işin peşini bırakmayacağımızı bildiririz dedi. Ayşegül ayrıca Serpil'i odasından kovduğunu ileri sürdükleri Cumhuriyet Savcısını tespit etmelerinin ardından suç duyurusunu yapacaklarını söyledi.
(zd/mg)

