TGS: ‘Cinnet’ başlıklı haberlerle cinayet meşrulaştırılıyor
18:18
JINHA
İSTANBUL - Türkiye Gazeteciler Sendikası Kadın Komisyonu, basında yer alan kadın cinayetlerine ilişkin medyanın olayı “cinnet” ibaresiyle gerekçelendirdiğini ancak olayın “cinnet” değil cinayet olduğuna dikkat çekerek, kadına yönelik katliamların sona ermesi için medyanın gücünün olduğunu bu nedenle tüm basın emekçilerine “cinnet” haberlerine karşı duyarlılık çağrısında bulundu.
Basında sıkça yer alan kadın cinayetlerine ilişkin yapılan haberlerde yer alan “cinnet” ibaresine ilişkin Türkiye Gazeteciler Sendikası Kadın Komisyonu yazılı açıklamada bulundu. Katleden erkeğin “cinnet geçirdi” cümleleriyle servis edilen haberlerle beraber cinayetin gerekçelendirildiğine dikkat çekilen açıklamada olayın “cinnet” değil cinayet olduğu vurgulandı. Kadına yönelik ayrımcılığın, erkek şiddetinin, cinayetlerin son bulması için medya emekçilerine büyük sorumluluk düştüğüne işaret edilen açıklamada, şiddeti ve cinayetleri meşrulaştıran haberlerden vazgeçilmesi gerektiğinin altı çizilerek “cinnet”in de bu ifadelerden sadece biri olduğu belirtildi.
‘Haber başlıklarıyla cinayet meşrulaştırılıyor’
Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne göre, Arapça bir sözcük olan “cinnet”in Türkçe karşılığı delilik ve “Cinnet getirme”nin Türkçe karşılığı ise “Bir an için delilik belirtisi göstermek” olduğu ifade edilen açıklamada, kadın cinayeti haberlerinde kullanılan “cinnet” sözcüğüyle bu tür cinayetlerin gerekçelendirildiği kaydedildi. Son 10 gün içinde basında yer alan kadın cinayetlerine ilişkin haberlerin, “Antalya’da boşanma cinneti”, “Cinnet geçiren adam önce nişanlısını öldürdü, sonra intihar etti”, “14 çocuğunun annesini sıcak çorba için öldürdü”, “Cinnet getiren öğretmen dehşet saçtı”, “Esenyurt’ta cinnet getiren koca eşini baltayla öldürdü” şeklinde başlıklarla servis edildiği belirtildi. Açıklamada, “Sizleri, medyadaki bu sorunlu dili değiştirmek için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz” denildi.
Cinnet haberlerine karşı duyarlılık çağrısı
Türkiye’de her gün kadınların katledildiğine dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlara yer verildi: “Kadınlar boşanmak istiyor diye, ‘ayrılalım’ dedi diye, sıcak çorba yapmadı diye, başka bir erkekle görüştü diye, kısa etek giydi diye yada başka bin bir türlü bahaneyle baltayla, bıçakla, silahla, boğarak katleden tüm bu erkekler ‘delirmiş’ olabilir mi? Kadına yönelik erkek şiddetinin vardığı son nokta olan kadın cinayetleri, ‘bir an için delilik belirtisi göstermek’ ile açıklanabilir mi? Mesele bu kadar basit mi? Biz kadın cinayetlerini haberleştirirken, cinayeti işleyen erkeğin ‘akli dengesinin bozuk’ olduğunu ya da bir an için ‘akli dengesi bozulmuş’ gibi belirtiler gösterdiğini iddia ederek, bilerek ya da bilmeyerek, cinayeti meşrulaştırmış olmuyor muyuz? Biz bu haberlerimizle, kadınları katleden erkeklerin çoğunun, mahkemede haksız tahrik indiriminden yararlanmak için en sık başvurduğu söylemlerden birini, ‘Kendimi kaybettim’, ‘Hatırlamıyorum, akli dengem bozuk’ şeklindeki iddiaları, daha yargılama bile başlamadan doğru kabul etmiş olmuyor muyuz?”
Kadına yönelik erkek şiddeti ve bu şiddetin vardığı son nokta olan kadın cinayetlerinin, “delilik”le, “bir an için delilik belirtisi göstermekle açıklanacak olguların olmadığına dikkat çekilen açıklamada, kadına yönelik katliamların sona ermesi için medyanın gücü olduğu vurgulanarak tüm basın emekçilerine “cinnet” haberlerine karşı daha duyarlı olma çağrısında bulunuldu.
(zd/mg)

