Ekmek ve Gül, kadın mücadelesinin ekranlardaki sesi olmaya devam ediyor
09:41
Sibel Özalp/JINHA
İSTANBUL - Hayat TV'nin en eski programlarından biri olan Ekmek ve Gül, kadın ekibiyle yola devam ediyor. İlk yıllardan bu yana kadınlarla buluşmaya ve hep birlikte ortak bir mücadele sürdürmeye devam eden Ekmek ve Gül ekibi, "Kadın hareketinin savaşsız sömürüsüz eşit bir hayat için mücadelesini son yıllarda yaşayarak görüyoruz. Her tür mücadelenin en önünde kadınlar var. Biz bunu yansıtmaya devam edeceğiz. Tek tek kadın deneyimlerinin birbirlerine öğrettikleri bir süreç olarak değerlendireceğiz" diyor.
Hayat Televizyonu'nun en eski programlarından biri olan Ekmek ve Gül, 2008 yılından bu yana bir program olmaktan çıkıp kadınların sözlerini örgütledikleri bir mecraya dönüşen kadın programı oldu. Kadınların "Ekmek ve Gül"de simgeleşen yaşam mücadeleleri önceki yüzyılın başlarına kadar uzanır. 1908'de 15 bin kadın işçi daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir, oy hakkı ve doğum izni için yürüyüşe geçtiğinde dillerinde Ekmek ve Gül sloganı vardı: "Karnımızı doyurmak için ekmek, ruhumuzu doyurmak için gül istiyoruz." Öyle ki kadın hareketi şair James Oppenheimer'a ilham olmuş, Ekmek ve Güller adlı bir şiir kaleme almıştı.
'Hem ekmek hem de gül istiyoruz'
Bundan bir yıl sonra 1912'de ABD'nin başka bir eyaleti Massahucettes'de büyük yün merkezi Lawrence'de, 20 bin işçi, ücretlerinin azalmasını protesto etti. Bunun üzerine büyük New England Tekstil Sanayi'yi sarsan iş bırakma olayı gerçekleştirildi. Grevcilerin yaptığı pek çok yürüyüşten birinde, bir grup genç işçi kadın "Hem Ekmek Hem de Gül İstiyoruz" yazılı bir pankart taşıdı. Oppenheimer'in yazdığı şiirden bestelenen şarkı ve ekmek ve gül sloganı Lawrence grevine öylesine damgasını vurdu ki grev "Ekmek ve Güller" grevi olarak tarihte yerini aldı.
'En tatlı mizahı yansıtabileceğimiz programlar yapacağız'
Nerede bir kadın direnişi varsa oradadır Ekmek ve Gül, memleketin kadın direnişini belleğinde barındırır. Kısacası sokakta, toplumda, hayatta sözleri dikkate alınmayan, yerleri önceden belirlenmiş, yaşam sınırları çizilmiş tüm kadınların direnişini... Yeni yayın dönemine başlayan Ekmek ve Gül çalışanlarıyla bu dönemde nelerle karşılaşacağız, "sizdeki Ekmek ve Gül'ün hikayesi nedir" diye sorduğumuzda program sunucularından Şengül Karadağ, "Yeni dönemde her konuda daha güzel şeyleri konuştuğumuz, savaşın ve şiddetin olmadığı güzel günlerde daha eğlenceli, daha renkli ve Sennur Ablamızın da dediği gibi 'en tatlı mizahı yansıtabileceğimiz' programlar yapacağız" cevabını verdi.
'Nasıl bir kadın program yapmamamız gerektiğini gördük'
Ekmek ve Gül'ün hikayesini anlatan Şengül, programı yapmaya karar verdiklerinde televizyonda kadın programlarının var olduğunu belirterek, "Herkes bizlere hemen klişe şekilde nasıl bir program yapacaksınız sorusunu sordu. Bizler o zamanki kadın programlarına bakarak aslında nasıl bir kadın programı yapmamamız gerektiğini gördük" şeklinde konuştu. O dönemdeki programlara alternatif bir program için Ekmek ve Gül'ü tartıştıklarını söyleyen Şengül, "Kadınların bir yandan ev işlerini yapıp diğer bir yandan kulaklarının televizyonda olduğunu biliyorduk, kulakları başka programlarda olacağına bizde olsun dedik" diye belirtti.
'Söyleyecek çok sözümüz olduğunu gördük'
İlk zamanlarda özellikle erkeklerin yıldırıcı hamleleriyle karşılaştığını dile getiren Şengül, "İlk karşılaştığımız durumlardan bir tanesi de bize her gün ne söyleyeceksiniz, her gün nasıl olacak denildi. Ancak başladıktan sonra her gün yapmanın bile yetmeyeceğini her gün yapmaya başlayınca öğrendik" ifadelerine yer verdi. Kadınların her alanda ve konuda katmerli bir şekilde işin başında ve sonunda en can alıcı taraflarıyla yer aldığını gördüklerini dile getiren Şengül, "Bunu görünce söyleyecek çok sözümüz olduğunu anladık. Kahkahalardan tutun gözyaşlarına kadar..." dedi. Ekmek ve Gül ekibinde gönüllülük temelinde herkesin her işi yaptığını ifade eden Şengül, "Bir sürü sunucu var, hepimiz gönüllülük ve kadın dayanışması temelinde çalışıyoruz" ifadesini kullandı.
'Sennur abla ile aynı kavgada olmak bir şans'
Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Evrensel gazetesi başyazarlarından Sennur Sezer'in Ekmek ve Gül programına olan katkılarından söz eden Şengül, Sennur Sezer'i her zaman gülerek hatırladıklarını söyledi. Şengül, "Sennur Abla'ya kadın fotoğrafları atıp altına şiir yazmasını isterdik. Fotoğrafı gönderiyordum beş dakika sonra hemen dönüş yapıyordu. Bu kadar güzel şeyleri kısa sürede nasıl yapıyorsun siye sorduğumda ise, 'Evladım beş dakikada değil, 60+5 dakika, bu işlere öyle bakmayacaksın' demişti. Yani kadınlar ne isterse hayır demezdi. Değerli bir parçamızı kaybettik. Bizler ondan çok şey alabilme hakkına sahip kadınlardık. Her zaman yanımızda olacak, büyük bir şairle bu kadar aynı kavgada olabilmek bizim için şans" dedi.
'Her mücadelede en önde kadınlar var'
Son olarak Ekmek ve Gül'ün yeni döneminde yer alacak konulara değinen Şengül, "Kadın hareketinin savaşsız sömürüsüz eşit bir hayat için mücadelesini son yıllarda yaşayarak görüyoruz. Her tür mücadelenin en önünde kadınlar var. Biz bunu yansıtmaya devam edeceğiz. Tek tek kadın deneyimlerinin birbirlerine öğrettikleri bir süreç olarak değerlendireceğiz. Kürt kadın hareketi, feministler, birbirimizden öğrenerek dayanışarak bir şeyler yapacağız" diye belirtti.
'Hayatlarımızı nasıl değiştirebiliriz'
Program sunucularından ve program koordinatörü Sevda Karaca, "Kadınların seslerini duyurmak, taleplerini, mücadelelerini televizyon ekranına getirmek iddiasıyla başladık" dedi. Sevda, bunun dışında kadınların sadece bir izleyici olarak televizyon ekranlarında değil de aynı zamanda konuşulan bütün konuların üreteni olarak da program içerisinde yer alma iddiasıyla başladıklarını dile getirdi. Ekmek ve Gül'ün dört veya beş kadının bir araya gelip nasıl bir program yapalım demesiyle oluşmadığını ifade eden Sevda, "Kadınların 'hayatlarımızı nasıl değiştirebiliriz' sorusuyla alternatif program oluşturma iddiasıyla başladık" diye konuştu.
'Mücadelenin kadın birikimiyle olduğunu hatırlatıyordu'
Sevda, Sennur ile ilgili duygularını dile getirerek, Sennur'un, kadınların hayatı nasıl değiştireceğini tarihten örnekler vererek kendileri ile paylaştığını söyledi. Sevda, "Sennur Abla, 'Eğer bir kadın bütün bir günün hay huyu içerisinde bir saat erken kalkıp, kendisine vakit ayırıp kitap okumazsa, şiir okumazsa o zaman bu dünyanın dönmesinin olanakları da ortadan kalkmıştır. Benim sizin üzerinizde emeğim varsa bunu yaparak hayatınızı sürdürün' derdi. Kadınlar gün içerisinde iki saati kendilerine harcamalılar, bu söz bizim için önemli bir miras" şeklinde konuştu. Sennur'un kadın özgürlük ve eşitlik mücadelesinde yılların hafızasını taşıdığını kaydeden Sevda, "Bizlere o hafızayı aktararak yalnız olmadığımızı gösterdi. Bu mücadelenin yüzyıllardır kadın birikimiyle olduğunu hatırlatıyordu" diye belirtti.
'Sennur ablanın bütün kadınların hayatında önemli yeri var'
Toplumda umutların her gün giderek azaldığına dikkat çeken Sevda, "Bu durum mücadele süreçlerine nasıl evriltilebilirdi, Sennur Abla edebiyattaki kadınların, işçi kadınların biriktirdikleriyle anlattı" ifadesini kullandı. Sevda, Sennur'un sadece Ekmek ve Gül' e değil toplum olarak hayatında bir şeylerin değişmesini hisseden bütün kadınların hayatında önemli bir yeri olduğunu dile getirerek, "O müthiş kadının hafızasının, küçücük bir göstereni bile olmuşsak bu onurdur bizim için" diye konuştu.
'Kadınların barış talebini dile getirmeye çalışacağız'
Yeni dönemde yine kadınların yaşadıkları sorunlardan ve olaylardan bahsedeceklerini söyleyen program editörlerinden Ezgi Unay, "Düşünün bir gün evde oturuyorsunuz ve sorunlarınızı arkadaşınıza anlatmak yerine, bütün kadınlara anlatıyorsunuz..." dedi. Türkiye'de geçtiğimiz günlerde bir katliam yaşandığını ve seçim sürecinin var olduğunu dile getiren Sevim, "O konulara dair programlar yapmaya çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde başka bir olay olur mu diye program gündemini değiştirerek ilerliyoruz. Bu süreçte de kadınların barış talebini dile getirmeye çalışacağız" şeklinde konuştu.
(zd/dc)

