Surlu kadınlar özyönetimi direnişleriyle büyütüyor

09:01

Bêrîtan Canözer - Melis Ilgaz / JINHA

AMED - Özyönetimin ilan edildiği Sur'da saldırılar nedeniyle göç eden aileler dönüş kararı alarak, yaşamın aslında direniş olduğunu belirtiyor. Özyönetim kararını direnişleriyle büyüten kadınlar da, "Bizi ölümle korkutamazlar, onlar vurdukça biz direneceğiz" diyor.

Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yaşayan yurttaşlar, yaşadıkları polis saldırılarının ardından yaralarını sarmaya başladı. Sur halkı, evleri, dükkanları zarar gören komşularıyla dayanışarak birlik ve beraberliklerinin bozulamayacağı mesajını veriyor. Polislerin kadınlara ve çocuklara yönelik gerçekleştirdiği saldırıya tepkili olan Sur halkı, ne kadınları ne de çocukları ezdirmeyeceklerini ve buna karşı daha çok direneceklerini söyledi.

'Bizi ölümle korkutamazlar'

Sur'un Hasırlı Mahallesi'nde yaşayan Şefika Aktaş, "Sur'a saldıranlar polis değildi hepsi DAİŞ çetelerine benziyordu. Ben daha önce böyle bir şey yaşamamıştım. Kafamızı görseler tarıyorlardı. O silah seslerinin altında bile biz gene yaşamımıza devam ediyorduk. Dışarıda tandırımız vardı, sokakta polisler dolaşıyordu biz yine de çıkıp ekmek yapıyorduk. Evdekiler bana kızıyordu dışarı çıkıp ekmek yapmayayım diye. Onlar da haksız değillerdi çünkü karşımızda camilere bile saygı göstermeyen vicdansızlar vardı. Vallahi biz kendimizi bildik bileli Kürdüz bu saatten sonra da kimse bunu değiştiremez. Kimse bizi evimizden çıkaramaz. Zaten hep ölüyorduk bizi ölümle de korkutamazlar" diye konuştu.

'Bizi yine göçe zorluyorlar ama gitmeyeceğiz'

Saldırılar esnasında zarar görmemek için ve polisin baskısı sonucu evlerini terk etmek zorunda kalan birçok ailenin olduğunu kaydeden "Aslında kimse evini terk etmekten yana değildi ama polisler herkesi zorla çıkarıyordu. Kadınlara şiddet uyguluyorlardı, çocukları hırpalıyorlardı. Onlar da mecbur kalıp gidiyorlardı. Biz gitmedik çünkü gidersek korkup kaçtık sanacaklardı. Evimizi, sokağımızı bırakıp nereye gidecektik. Buradaki birçok aile de gitmedi. Çoğumuz başka yere gitmeye gücümüz yetmediği için gitmedik, burayı bırakmak istemediğimiz için gitmedik. Lice'de de köyümüzü, evimizi, toprağımızı yaktılar bizi göçe zorladılar. O zaman gücümüz yoktu geldik buraya Sur'a yerleştik. Şimdi gene bizi göçe zorluyorlar ama bu kez gitmeyeceğiz. Gidenlerin de hepsi geri dönüyor. Hepsi gelip evlerine yerleşiyorlar ve 'biz bir daha gitmiyoruz, onlar girmesin bu sokaklara' diyorlar. Herkesin artık gözü açıldı" ifadesine yer verdi.

'Onlar vurdukça biz direneceğiz'

Geri dönen ve evleri hasar gören komşularına yardım ettiklerini söyleyen Şefika sözlerine şöyle devam etti: "Onlar ne kadar saldırırsa biz de o kadar birbirimize bağlanıyoruz. Evleri yıkılan, yakılan komşularımızla beraber evlerini yeniden oturacak hale getirmeye çalışıyoruz. Burada hepimizin maddi durumu bellidir ama evimizde son bir lokma ekmeği bile birbirimizle bölüşebiliriz. Eskiden öyle değildik ama artık hepimiz birbirimize bağlandık. Mahallede o kadar AKP'li vardı şimdi hepsi nefret kusuyor. Gözlerimizin önünde çocuklara ve kadınlara vuruyorlardı. Onlar vursun, onlar vurdukça biz de direneceğiz. Onlar vurdukça biz sokağa çıkacağız. Onlar vurdukça biz evlatlarımızı, kadınlarımızı, sokağımızı, toprağımızı sahipleneceğiz. Bugüne kadar başıma ne geldiyse kaçmaktan geldi, kulağımızı tıkamaktan geldi. Bugünden sonra kimse evinde oturmasın, zulme karşı sesini çıkarsın. Evlatlarımızı yerde mi bulduk."

'Kürt halkı kızını buzdolabında saklayan anneyi unutmamalı'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halkın vergisi ile kendine saray yaptırdığını şimdi de o sarayda yaşayabilmek için halkın kanı üzerinden oynadığını belirten Şefika, "Bir de utanmadan çıkıp 'Kürt kardeşlerim' diyor. Yok, biz senin kardeşin değiliz. Kardeşin de olmak istemiyoruz. Bizden uzak dur başka bir şey istemiyoruz. Sen ne yaparsan yap biz önderimizden, çocuklarımızdan, sokağımızdan vazgeçmeyeceğiz. Sokağımızı, mahallemizi terk etmeyeceğiz. Cizre'de bir ana kızını buzdolabında sakladı, bu hak mıdır? Kürt halkı bunları unutmamalı" dedi.

(mg)