Türkiye’nin tek sansürlü gazetesinin şimdi de yazar ve editörleri soruşturmalık
09:05
JINHA
İSTANBUL - Seçim kazanan AKP’nin ilk icraatlarından biri de Türkiye’nin tek sansürlü gazetesi olan Özgür Gündem Gazetesi’ne dönük gerçekleştirilen baskı oldu. Defalarca sansüre uğrayan gazetenin neredeyse tüm köşe yazarlarına ve editörlerine dönük soruşturma açıldı. İlk günden bu yana saldırılara boyun eğmeden yola devam ettiklerini söyleyen gazete çalışanları, “Gerçekleri yazmaktan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.
AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın basın özgürlüğünü sindirmeye yönelik tutumları devam ediyor. İlk günden bu yana defalarca hedef alınan, bombalama saldırılarıyla uğradığı tehditlere rağmen yolundan şaşmayan Özgür Gündem Gazetesi, 1 Kasım Seçimlerinin hemen ardından bu kez de neredeyse tüm köşe yazarlarına ve editörlerine soruşturma açılarak hükümet baskısına maruz kaldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu” tarafından 1 Temmuz tarihinde 2015/125502 sayı ile başlatılan soruşturma kapsamında gazeteciler “terör örgütü propagandası yapmak” iddiasıyla ifadeye çağrılırken, Türkiye’nin tek sansürlü gazetesi olan gazetenin emekçileri direnişçi bir geleneği sürdürdüklerini dile getirerek, gerçekleri halka yansıtmaya devam edeceklerini söylediler.
‘Kısa bir süre önce bir dağıtımcımızı katlettiler’
Karşılaştıkları soruşturmaların yeni olmadığını gazetelerine ve diğer muhalif basın kuruluşlarına yönelik baskıların çok eskiye dayandığını söyleyen Ekoloji Sayfası Editörü Sevdiye Ergürbüz, “Biz doğmadan önce başlamış bir hikaye bu. Kısa bir süre önce bir dağıtımcımızı katlettiler. Biz daha bu mesleğe başlamadan önce binalarımız bombalandı. Böyle bir geleneği sürdürmeye çalışıyoruz” dedi. Şimdi de yeni bir hamleyle karşı karşıya kaldıklarını birçok editör ve yazarlarının ifadeye çağırıldığını ifade eden Sevdiye, “Bizim yapmaya çalıştığımız tek bir şey var halkı bilgilendirmek. Böyle bir yükümlülüğümüz var. Hepimiz burada bunun için bulunuyoruz. Arkadaşlarımız da halkı bilgilendirmek, halka gerçekleri yansıtmaktan başka hiç bir şey yapmadılar. Bu anlamda biz gerçekleri halka yansıtmaya devam edeceğiz. Devletin sansür ve sindirme politikalarına karşı tabi ki halkımızda gerçekleri takip etmeye devam etsinler ve özgür basın geleneğine sahip çıksınlar. Aslında bizim yaptığımız gazetecilikte halk bizim için birinci kaynak. Biz devletin aygıtlarındansa bire bir halktan olanı biteni takip ediyoruz ve halka yansıtıyoruz” diye konuştu.
‘Yöntem aynı…’
Açılan soruşturmaları çok şaşırtıcı bulmadıklarını söyleyen Kadın Sayfası Editörü Hicran Urun ise, “Aslında şaşırtıcı olan bugüne kadar iktidarların sürekli aynı yöntemleri deneyerek bundan bir sonuç almayı beklemesi. Bu anlamda biz çok şaşırmış değiliz bu açılan davaları zaten bekliyorduk. Bugüne kadar iktidarın yaptıkları ortada nasıl bir baskı mekanizması oluşturduğu, bütün muhaliflerin, gazetecilerin ve Kürtlerin üzerinde uyguladığı katliamlar ortada” dedi. Özgür Basın olarak sözlerini söylemekten geri durmayacaklarını ifade eden Hicran, “Zaten Kürdistan'da Kürt halkı bugüne kadar Özgür Basın'ın her zaman yanında durdu. Bundan sonra önemli olan diğer halklarla da ortaklaşması olacaktır. Çünkü demokrasi ve adalet herkese lazım. Bu anlamda bütün muhalifler ve bütün demokrasi yanlıları bir araya gelip bu baskılara bir dur demeli” dedi.
‘Bizim aldığımız miras direniş mirası’
Hakkında soruşturma açılan editörlerden Ersin Çaksu ise 1990'lardan hatta daha da öncesinden beri bu tür sansür, baskı, tehdit, katletme, cezaevine atma veyahut çeşitli yasaklarla karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi. “1990'larda ne şekilde katlediliyorsak, özellikle 7 Haziran seçimlerinden sonra 1990'ların yönetimini kat ve kat aşan bir savaş politikası devreye konuldu. Toplumun bütün kesimlerine yönelik ve özellikle Kürdistan'da bir savaş politikası yürürlüğe konuldu. 1990'larda bilindiği gibi Özgür Gündem Gazetesi, onlarca şehit vererek, onlarca bedel ödeyerek gerçeklerin karanlıkta kalmaması için bir mücadele yürüttü” dedi. Saldırıların başlamasından hemen sonra dönemin hükümet sözcülerinden Bülent Arınç’ın Özgür Gündem başta olmak üzere muhalif gazeteleri ‘suç makinesi’ olarak hedef gösterdiğini hatırlatan Ersin, “Ondan sonra bir sansür dalgası başladı. Bu soruşturmaları başlatanlar, bunu yürütenler, bunun arkasındaki siyasi irade şunu bilmeli biz teslimiyet mirası devir almadık. Bizim aldığımız miras direniş mirası. Bu direniş devam edecek” diye ifade etti.
‘Gazeteler şuan bir yol ayrımında’
AKP’nin tek parti iktidarını tekrar eline almasının hemen ardından haklarında soruşturma açıldığını söyleyen Ersin, davanın basın savcısı yerine terörle mücadele savcıları tarafından takip edilmesini ise hukuksuzluk olarak nitendirdi. “Bizler senin savaşının destekçisi olurum ama bize kayyum gönderme diyecek gazeteciler değiliz” diyen Ersin, “Gazeteler şuan bir yol ayrımında. Ya havuz medyasına dahil olup gerçekleri manipüle edecekler ya da ileride halkların karşına çıkabilecek yüzleri olacak” dedi.
(ck-mı/zd/fk)

