2013 eğitim-öğretim dönemi ve yasaklar…
09:25
JINHA
AMED – 2013 eğitim-öğretim dönemini değerlendiren Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi Kadın Sekreteri Fatma Gülçiçek, “ilk adım olarak 4+4+4 sistemi getirildi. El yazısı zorunla hale getirildi. Ezberleme yöntemi kaldırıldı. İmam Hatip liselerinin sayısı artırıldı. Bazı kentlerde kız çocuklarının etek boyu uzatıldı, sıralara setler çekildi, kız çocuklarının başı kapatıldı, kantine girişleri yasaklandı. Bütün bunlara baktığımızda nasıl yaşayacağımıza, ne giyeceğimize, ne kadar çocuk doğuracağımıza, ne eğitim alacağımıza, hangi kitabı okuyacağımıza karar verebilen bir mekanizma çıkıyor karşımıza” dedi.
Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi Kadın Sekreteri Fatma Gülçiçek, 2013 eğitim-öğretim sistemini değerlendirdi. Eğitim-öğretimde ciddi değişikliklerin yaşandığını ve çocukların psikolojik olarak etkilendiğine dikkat çeken Fatma, AKP hükümetinin muhafazakâr bir toplum yaratmayı hedeflediğini ve bununla toplumun dizayn edilmeye çalışıldığını ifade etti. Fatma, okullarında bundan payını aldığını söyledi. Toplumda bir muhafazakârlaşmanın olduğunu, buna paralel olarak eğitimin de bundan etkilendiğini kaydeden Fatma, “İlk adım olarak 4+4+4 eğitim sistemi değiştirdiler. El yazısı zorunlu hale getirildi. Ezberleme yöntemi kaldırıldı” sözlerini dile getirdi. Bütün bunların bir ön adım ve bir alt yapı çalışması olduğunu söyleyen Fatma, “Ergenekon operasyonu olsun, KCK operasyonu olsun başka operasyonlarla bağlantılı devlet ceza verme yöntemleriyle toplumu dizayn etmeye çalışıyor. Bir taraftan da geleceğe yatırım amacıyla eğitimi ve öğretimi de değiştirip dönüştürüyor” diye kaydetti
‘Birinci sınıfa başı kapalı gelen çocuklarımız var’
AKP’nin her geçen gün toplumu dindar değil de dincileştirdiğini bununda çocuklara yansıdığını ve çocukların eğitim biçimlerine yansıdığını kaydeden Fatma “Şimdi gelinen aşama ilkokula gelen çocukların bile başı kapalı. Birinci ikinci sınıfa başı kapalı gelen çocuklarımız var. O yaştaki çocukların gelişimi için, kasların gelişimi, fiziksel ve bedensel gelişimi için rahat hareket etmesi gerekiyor. Kastım şu ki aslan bile yavrusunu eğitirken doğayla uyum sağlatıyor. Bizde ise bir namus kavramı çıktı. Sanki AKP’den önce ahlaksız bir toplumduk, şimdi AKP ile birlikte toplumsallaşıyoruz ve ahlaklaşıyoruz. Bundan dolayı da bir muhafazakârlaşma dindar değil dinci denilen bir kültür gelişmeye başlandı” diye vurguladı.
‘Cinsel istismar olaylarında artış yaşandı’
Kız öğrencilerin etek boyunun uzatılmak istendiğini ve kızlarla erkeklerin aynı sırada oturmalarının yasaklanması gibi yaklaşımların olduğunu söyleyen Fatma “Mesela Diyarbakır’ın bazı okullarında kız çocuklarının oturduğu sıraların önü kapalı. Dışarıdan bakıldığında kız çocuklarının bacakları görünmesin diye set koymuşlar. Bu aslında cinselliği kışkırtan bir durum. Kapatınca saklama gereği duyunca insanların ilgisi artıyor, bu hem çocuk istismarının artmasına, hem kadın cinayetlerinin artmasına neden oluyor. Bütün bunlara karşı medya çok gelişiyor, iletişim araçları çok gelişiyor ama buna paralel olarak da gelişen taciz tecavüz vakaları var. Mesela öğretmenlerin inanılmaz derecede çocuklara sarkıntılık ettiklerini görüyoruz. Daha önce duymadığımız bilmediğimiz ya da toplum olarak alışık olmadığımız bir durum gün yüzüne çıktı” dedi.
‘Eğitim öğretim 12 yıla çıkarıldı’
Eğitimin ve öğretimin zorunlu 12 yıla çıkarıldığını ve ders programının içerik olarak değiştirildiğini ifade eden Fatma “Okullarda İslami bakış açısıyla yazılan hikâyeler görmeye başladık. Bütün bunlara baktığında türleştirme, dincileştirme, gericileştirme politikaları ile paralel bir çocuk tipi geliştirmek istiyorlar. Devlet ne verdiyse onu alan ona göre dizayn edilen bir toplum yaratılmak isteniyor. Bütün bunlara baktığında bir fotoğrafın tamamlandığının görüyorsun aslında. Özgür bakış açısını geniş okuyan, araştıran ve tartışan bir toplum yerine kapalı toplumlar yaratılmaya çalışılıyor” şeklinde konuştu.
‘AKP nasıl bir toplum hedefliyor?’
İmkanı olan ailelerin çocuklarını özel okullara gönderdiğini, olmayanın da devlet okulunda kaldığını ve öğretmenlerin de bakıcı konumuna getirildiğine dikkat çeken Fatma “Zorunlu dersleri 6 saatten 8 saatte çıkardılar. Şimdi 5’nci sınıfa giden bir öğrencinin bir günde 8 saat ders çalışma gibi bir potansiyeli yok. Üniversitelerde bile 4 saat. Bu hem fizyolojik olarak çocukların yıpranmasına neden oluyor hem de beyinsel olarak çocukların üretkenliğinin azalmasına neden oluyor. Ayrıca öğretmenlerin de verimliliğinin azalmasına neden olmaktadır. Bütün bunlara baktığımızda nasıl bir toplum hedefliyoruz. 2030 ya da AKP’nin değimiyle 2023 yılında okumayan, araştırmayan, düşünmeyen, devletin verdiği kadarıyla yürüyen, vermediği kadarıyla yürümeyen bir toplum yaratılmak isteniyor” sözlerine yer verdi.
‘Kız çocuklarının kantine girişleri yasaklandı’
Diyarbakır’da sayısı 4 olan İmam Hatip liselerinin 34’e çıkarıldığına dikkat çeken Fatma, ayrıca 2013 yılında yaşanan bazı olaylara da değinerek şunları dile getirdi:
“Artık kız çocukları okullarda rahat bir şekilde kantine gidemiyorlar. Çünkü kız çocuklarının kantine girişi yasaklandı. Erkek çocukların yanına oturamıyorlar. Eskiden daha rahat oturuyorlardı. Çünkü arkadaş olarak görüyordu. İletişim çağında yaşıyoruz insanların yan yana da durmasına gerek. Eğer insansak insan toplumsal bir varlıksa o zaman yan yana olacağız yan yana büyüceğiz. Tabi belirli kurallar olacak. Ama bunlar tecritle, yasaklamayla küçük çocukların başını kapatmakla olmaz. Çocuklara çocuk gözüyle bakmamız gerekiyor. Başı kapalı çocuk oynarken herkes tuhaf bakıyor çünkü çocuklar rahat olmalıdırlar. Başı örtülü çocuk sınıfta bir saat oynayamıyor çünkü çocuk o örtüyü taşıyamıyor. O olgunlukta değil henüz. İslam diyorlar ancak İslam’da ergenlik çağına kadar herkes masumdur deniliyor. Buna baktığımızda İslamiyet’i doğru okumama, doğur anlamama, doğru temelde yaşamama var.”
‘Nasıl yaşayacağımıza Başbakan karar veriyor’
“Bütün bunlara baktığımızda nasıl yaşayacağımıza, ne giyeceğimize, ne kadar çocuk doğuracağımıza, ne eğitim alacağımıza, hangi kitap okuyacağımıza, hatta ne yiyeceğimize bile karar verebilen bir mekanizma çıkıyor karşımıza” diyen Fatma, bu mekanizmanın dışına çıkmanın neredeyse imkansız hale getirildiğini söyledi. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Kızlı-erkekli aynı evde kalamaz” sözünü de hatırlatan Fatma, “Ancak 12 yaşındaki kız çocuğu evlenebilir” diyorsunuz. 18 yaşındaki bir genç ne yapmak istiyorsa bırak kendi karar versin o zaman. Aslında bütün bunların dışında siyasete bakmak gerekiyor. Belki de toplumu rahatlatan bir şey olur. Bütün bunları aşan bir politikaya ihtiyacımız var beklide” ifadelerini kullandı.
(ny/mg)

