Beyza Üstün: Nerede olursam olayım mücadeleye devam edeceğim

09:00

Öykü Dilara Keskin / JINHA

İSTANBUL - HDP'den 7 Haziran seçimlerinde milletvekili olarak seçilen ve ekoloji mücadelesini meclise taşıyan Prof. Dr Beyza Üstün, 1 Kasım'da tekrarlanan seçimlerde seçilememiş olmasına ilişkin açıklamalarda bulunarak, "Nerede olursam olayım ben aynı halde devam edeceğim. Ben buradayım zaten. Burada HDP'nin vekilleri varsa mücadelenin vekilleridir onlar. Hep beraber ordayız" dedi.

Türkiye'de ekoloji mücadelesi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan ve daha önce HDK Ekoloji Komisyonu Üyesi olan Prof. Dr. Beyza Üstün, 7 Haziran Genel Seçimleri'nde HDP İstanbul Milletvekili olarak seçilerek meclise kısa bir süre de olsa ekoloji mücadelesini taşıdı. Kasım ayında tekrarlanan seçimlerde HDP İstanbul Milletvekili olarak seçilemeyen Beyza, ekoloji mücadelesinde kendi bölgesiyle sınırlı kalmayarak İstanbul'un en ücra köşesinden en merkezi yerlerinde düzenlenen eylemlere kadar hep en ön safta yerini aldı. Çevre düşmanlarına karşı mecliste bahar havasını katarak ve ekoloji mücadelesini yükselten Beyza ile 7 Haziran'dan beri başlayan savaş sürecini ve bundan sonraki yol haritasını konuştuk.

7 Haziran seçim sonuçlarının halkların barış, eşitlik ve özgürlük mücadelesi için gösterdiği iradenin parlamentoya yansıması olarak değerlendiren Beyza, "HDP, 80 vekille umudu meclise taşıdı. Yapılan saldırılarda alanlarda olduk. Saldırıların olduğu her yerde kendi irademizle var olduk. Bütün katliamlar halklara yönelik saldırılar aslında korkunun ve hakimiyetin sürmesi için baştan sona planlanmıştı" dedi. Beyza, 7 Haziran'dan bu yana yaşanan süreçlerin sorumlusunun AKP ve Cumhurbaşkanı olduğunu ifade ederek, "Önce Cudi'de başlayan yangınlar her yer de sürdü. Köyler yakılarak, halk göç etmeye zorlandı. Halklara yönelik saldırılar, sıkıyönetim ilanları, silahlarla vurulanla, ölenler oldu. Orada yaşayan halkların olarak oy kullanmaları mümkün değildi. Topluma ciddi bir korku yayıldı. Suruç'a giden gençlerimizin çoğu Kobanê'nin inşası için gitmişlerdi ve katledildiler" diye belirtti.

' Yaşananlara neden olanlara iktidarın cephesini tutanlar'

Türkiye içinde yaşanan katliamlar ve savaşın yanı sıra Kobanê direnişini kırmak için AKP- IŞİD desteğinin açığa çıktığı süreci anımsatan Beyza, "Kürdistan'da IŞİD'e verilen mücadeleyi kırmak için Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl destekçi olup olmadığı da ortaya çıkacak. Yaşananlara sebep olanlar şuan iktidarın bütün cephesini tutanlardır. Bir taratan saldırıyor, bir taraftan saldırılarla katliamlarla korku yaratıyor bir taraftan yalanlarıyla algı operasyonu yapıyor ve halkı 'HDP gelmeseydi bu kaos ortamı olmayacaktı' diyebilecek kadar hadlerini aşıyorlar. Burada hukuku inşa etmek üzere görevli olan savcı ve hakimler bu korkuyu yaratan iktidara destek oldu" şeklinde konuştu.

'Doğa tahribatları görülmedi çünkü insan öldürmek gibi işleri vardı'

Beyza, Kürdistan'da yaşanan doğa tahribatlarını AKP'nin 13 yıllık iktidarının uyguladığı politikalar sonucunda gerçekleştiğine dikkat çekerek, "Oradaki insanlar öldü, yaşayanlar ise atık suların içinde yaşamaya çalıştı. Oralar afet bölgesi ilan edilmedi onların yaralarını sarmak için müdahale edilmedi. Çünkü öbür tarafta insanları öldürmek gibi işleri vardı. AKP 'den yeni vekil olarak seçilen biri bundan sonra bu kaos ortamı yaşanmayacak diyecek kadar cüretkarlar. Katliamlar göz göre göre yapıldı. Yaşananların sorumlularını mutlaka halka göstereceğiz" diye kaydetti.

Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Beyza, "AKP'nin tek başına iktidar olacak kadar oy almasının sebebi halka korku vermesi, müdahalede bulunması. Dünya geneli değişen saatlerin burada değişmemesi de bir müdahale biçimi. Bu yaşananların hepsi açığa çıkacak. Yüzde 50'nin katliamlara evet dediğine inanmıyorum. Kürdistan'da yüzde 100'a yakın barış istiyorum diyen halklar ben savaş mı istiyorum demek istedi ben buna inanmıyorum. Algıyı iyi yönelttiler, oradaki halklar 100 yıllardır baskıyı gören halklar. Ben bu kadar korkunun olduğunu da düşünmüyorum. Sonuçlar gerçeği yansıtmıyor diye düşünmekte doğru değil, halk bu sonuçlarla bir şeyler söylemek istedi" dedi.

'Halkın iradesini doğru okumak gerekiyor'

Beyza, seçim sonuçlarından görünen diğer bir tablonun da MHP tabanının AKP'ye oy verdiği olduğunu söyleyerek, "Halk ne söylemek istedi bunu anlamak gerekiyor. Halklar, artık ölmek ve öldürülmeye tanıklık etmek istemiyor. MHP tabanını AKP'ye kaydı. MHP'nin HDP ile bir masaya oturmam demesi bunun nedenlerinden biridir. 7 Haziran halkın birlikte yönetin isteğidir. Kürdistan'da HDP'ye oy veren kısmın AKP'ye oy vermesi korku mudur, sonuçların değiştirilmesi midir bilemem ama halkın iradesini doğru okumak gerekiyor. Halk, savaş ortamında yaşamak istemiyor. Biz buradan yaşam ilkelerimizi hayata geçirmek için çalışmalıyız" diye belirtti. Parlamentonun mücadele alanlarından birisi olduğunu belirten Beyza, "HDK'nin HDP'nin ilkelerini yaşama geçirmeye çalıyoruz. Ben ekoloji mücadelesinden geliyorum. Bir sosyalist olarak halkların özgürlüğüne inanıyorum. Kadının eşit koşullarda yaşamasını savunuyorum. Akademik alanda özgürlükler için çabaladım, örgütlü olduğum bütün ortamlarda. Yine aynı özgürlük ve barış mücadelesine devam edeceğim. Biz hangi alanda olursak olalım parlamentoda ya da parlamento dışında tüm meclislerimizle bu mücadelemizi hayata geçirmeye çalıyoruz. Onun için vekil olup olamam arasında benim açımdan, mücadelem açısından hiçbir fark yok" şeklinde konuştu. Meclis içerisinde ve dışarısında kalanlarla birlikte özgür yaşan, halkların eşitliği için mücadele etmeye devam edeceklerini söyleyen Beyza, "HDP'nin vekilleri mücadelenin vekilleridir. Hep beraber oradayız" dedi.

'Kadın vekillerimiz kadınların susmayacağını gösterecektir'

Beyza, meclis içerisinde kadın sayısının azalmasının kadın mücadelesi açısından yeterli bir algı olmadığına işaret ederek, "Bizim aslında sayısal bir temsiliyetle ilgimiz yok. Oradaki kadın arkadaşlarımızın kadın perspektifiyle bakması ve verdikleri mücadeleyi siyaseti burada vermeleri önemli. Hatırlarsanız Başbakan Yardımcısı Arınç gayet rahatlıkla vekil olmadığı halde sadece hükümeti temsil ettiği bir oturumda dönüp bir kadın arkadaşımıza ''Sen sus kadın'' halinde diyebilecek kadar haddini aşabildi. Ya da herhangi bir ortamda bu eril zihniyeti görebilmeniz mümkün. Meclisin içinde de görmeniz mümkün. Bence HDP'nin kadın vekilleri kadının sözünün gerçek olduğunu, sus deyince susulamayacağını gösterebilecek vekillerdir. Sayıları kaç olursa olsun sorun değil. Meclisin içindeki bütün partilerin erkek vekilleri de bunu en kısa zamanda öğrenecektir, görecektir. Tabii ki meclisteki kadın sayısı daha fazla olsa şüphesiz eril yönetimin yok oluşu daha kısa sürecek. Ama ben eminim parlamentoda vekil olan kadın arkadaşlarımız kadın özgürlüğünü halklara da doğru bir şekilde yansıtacaklar" diye konuştu.

'Mahalle meclisleri kurulduğunda öz yönetimler sözünü söylecektir'

Seçimler sonrasında çalışmalara hep beraber devam edeceklerini belirten Beyza, "Yapacak çok işimiz var, ne yazık ki eril bir zihniyetin faşizme doğru kaydırılmak istenen kapitalizmin yoğun bir şekilde yaşandığı bir ortamda yaşıyoruz. Bu eril zihniyeti ortadan kaldırmak için iktidarın bütün süreçlerini faşist süreçlerini yıkabilmek için hemen bu günden itibaren bütün mücadeleleri yeniden düşünmek ve yeniden inşa etmek zorundayız" diye belirtti. Beyza, yeni dönem çalışmalarında ise kurulacak mahalle meclislerinin önemine vurgu yaparak, "Çok açık ki biz eğer bu coğrafyanın her yerine mahalle meclislerimizi kurmuş olsaydık, HDK'yi tam tamına yapılandırmış olsaydık, kadın meclisimizi, ekoloji meclisimizi, sağlık meclisimizi en küçük birime kadar kurabilmiş olsaydık, yani halklar kendi sözünü kendileri meclislerde kurabilselerdi ister para koysunlar ortaya, ister saatlerle oynasınlar, ister ıslak imzalarla oynasınlar, ister korku yaratsınlar, ister saldırsınlar bunlar karşılık bulmayacaktı. Bunların olmasının bir nedeni de gerçekten halkların kendi meclislerinde kendi sözlerini üretmemiş olmaları. Bunu başardığımız an zaten öz yönetimler kendi sözünü üretecektir. Bugünden itibaren biz bu çalışmalara devam edeceğiz" diye kaydetti.

(öç/dk)