'Adalet'in iktidar da olduğu bir ülkede 21 yıldır akibet öğrenmeye çalışıyor
09:01
Zeynep Akın / JINHA
ÊLIH - Gözaltında kaybedilen eşinin akıbeti için 21 senedir mücadele eden Türkan Yetişen, eşinin gözaltında olduğuna şahitlik edebilecek kişiler olduğunu belirterek, onların yapacağı şahitliğin diğer dosyalar içinde örnek oluşturabileceğini söyledi. Türkan, "Eğer itiraf ederlerse Ahmet'in akıbetini öğreniriz, onların insafa, vicdana geleceği günü bekliyorum" dedi.
Türkiye'nin faili meçhullerinden biri olan Ahmet Yetişen'in eşi Türkan Yetişen, eşinin kaybediliş tarihi olan 1994 senesinden beri adalet arayışını sürdürüyor. Türkan, eşinin devlet tarafından alındığına emin olduğunu ancak inkar ettiklerini söyleyerek, devletin kendisinden delil ve şahit istediğini söyledi. Ahmet'le birlikte birinin Ahmet'in arkadaşı olmak üzere Kerem Çiftçi ve Fehmi Altun adında 2 kişinin daha gözaltına alındığını fakat şahitlik yapmadıklarını söylüyor. Türkan, "1994'tten beri bu dert böyle bizimle bu seneye kadar geldi. Olay dün olmuş ki gibi çok taze, eskimez, hafiflemez. Cenazeyi görmedik, devlette inkar ediyor. Biliyoruz her şey gözümüzün önünde oldu. Şahitlerimiz de var ancak şahitlik etmiyorlar. Eğer itiraf ederlerse Ahmet'in akıbetini öğreniriz, onların insafa, vicdana geleceği günü bekliyorum" diye konuştu.
'Eşimi bulamayınca 13 yaşındaki oğlumu götürdüler'
Eşinin kaybedilişinden bahseden Türkan, 2 dolmuş ve 2 arabayla evin önünde abluka kurup evlerine baskın yaptıklarını söyleyerek, "Huzur Mahallesinde oturuyorduk saat 19:30'tu evimize baskın yaptılar. Baskın yaptıkları zaman Ahmet evde değildi. Ahmet'i sordular evde olmadığını Mersin'e gittiğini söyledim. Gece eve tekrar baskın yaptıklarında ise 13 yaşındaki oğlumu alıp önce mutfağa götürüp ona işkence ettiler. Hanifi'nin çığlıkları arşa kadar gidiyordu. Ona bir süre işkence ettikten sonra arabanın bağacına koyup götürdüler. Yağmur yağıyordu, pencereden elbiselerini ayakkabısını giysin dedim biri pencereye hücum ederek sesini çıkarırsan seni götürürüm bir daha dönemezsin dedi. Kaynımın evini istiyorlardı Hanifi'yi alıp kaynımın evine götürmüşler, onlar da görmediklerini söyleyince onları da dövmüşlerdi" dedi.
'Emniyet önce Ahmet elimizde dedi ardından da inkar etti'
Hanifi'nin gözaltında bir gün kaldığını ardından serbest bırakıldığını söyleyen Türkan, "Hanifi'nin işkenceden her yeri yara içindeydi. Çok kötüydü baygındı, oturup Allah'a şükrettim Hanifi sağ bir şekilde dönmüştü. Sen sağ döndün babanı da götürmediler şükürler olsun dedim, 'babamı da benimle aynı gece aldılar' dedi. Dünyam başıma yıkıldı o zaman. O zamanın valisi Salih Şarman'dı, dilekçemi ona verdim. Vali 'bana yardımcı olursan bende sana yardımcı olurum' dedi. Bende sana hangi konuda nasıl yardım edebilirim ki dedim, sizin ağır silahlarınız var mı dedi. Bende birden irkildim, 'ne silahı yiyecek ekmeğimiz yok silahı nerden bulacağız' dedim. Beni azarlayıp kovar gibi, biz Ahmet'i görmedik, devlet Ahmet'i almadı dedi. Kapı kapı sordum Ahmet'i, Diyarbakır'daki karakol, emniyete bile gittim, Batman'da Diyarbakır'da sormadığım yer kalmadı. Onunla ilgili hiç bir şey öğrenemedik" diyerek yaşadıklarını anlattı.
'Babamı Filistin askısına asmışlardı'
Türkan, oğlunun işkence sırasındaki yaşadıklarını anlatarak, "Hanifi, 'Babamı Filistin askısına asmışlardı. K.Ç babamın üstüne ifade verip konuşurken bana da soruyorlardı, Hanifi sende bildiğini söyle ki doktoru getirip babanı iyileştirelim diyorlardı. Babam da kendini sağa sola sallamaya çalışıyordu, konuşma demek istiyordu bana. 13 yaşındaki çocuk ne bilecekti ki zaten' diyordu" diye konuştu. Oğlu Hanifi'ye uyguladıkları işkencelerin insanlık dışı olduğunu söyleyen Türkan, "Gelen gerillalar kimin evine gidiyor, sığınaklar nerde diye sorular sormuşlar, Hanifi nerden bilsin ki bunları. Çocuktu bilseydi o işkencelere karşılık söylerdi zaten" dedi.
'Biz işkenceden geçerken Kerem çay içiyordu'
Eşiyle aynı gün gözaltında olduğunu bildiklerini Kerem ile Fehmi isimli kişilerden bahseden Türkan, "Oğlum onları da gözaltında görmüş. Gözaltında olan 3 kişinin yani babası, Fehmi ve tanımadığı biri daha tanınmayacak hale geldiğini fakat Kerem'in saçının bile bozulmadığını ve çay içtiğini söyledi oğlum. Onların şahitliği bizim için çok önemli en azından eşimin mezarı olur. Devlet onu almadık diyor, sadece gelsin ben onu gözaltında gördüm ama sonra devlet bizi farklı yerlere aldı ondan sonra görmedim desin. Şahitlik edersem öldürülürüm dedi. İşin içinde parmağın yoksa niye öldürüleceksin ki. İhbar edersen şahitlik edersen öldürülürsün, şikayet ettin ki korkuyorsun" diyerek tepkisini dile getirdi.
Kerem'in, eşini gözaltında gördüğünü ifade eden Türkan, "Ahmet Kasım'da yakalandı, Kerem'in kaydı ise Aralıkta. Bir rapor hazırlamış bilinçli bir şekilde uydurarak hazırlamış, yakalandıkları tarihi de dosyaya koymamış. Avukat dosyaya bakıyor Kerem'in yakalandığı tarih yok dosyada. Ahmet'in yakalanışını kaybedilişini, bilinçli plan ve projelerle yapmışlar. En sonunda itiraf etti. Ben onu gözaltında gördüm dedi, o anda Allah'ım sana şükürler olsun dedim. Oradakiler 'gördüysen gidip şahitlik yapacaksın onu gözaltında gördüm diyeceksin' dediler. Bu itiraf Ahmet'in akıbetini ortaya çıkaracaktı ve diğer kayıplara da delil olacaktı. Binlerce kayıbı almamışız diye devlet inkar ediyor. Bir gün, iki gün, üç gün, bir ay geçti… O gün bugündür hala şahitlik yapmış değil. Bizi bir araya getirenlerden de ses çıkmıyor" şeklinde konuştu.
'Ölüyse de bir mezarı olsun'
Türkan, "Onun bir şahitliğiyle bir insan ortaya çıkacak. Çok mu zor bir şehit için bunu yapmak. Ahmet ki canını verdi kendi ve arkadaşlarının sırrını vermedi. Bu doğruluğu dile getirmesi çok mu zor. Tamam diyelim Kerem onu şikayet etmedi ve onu gözaltında gördü, hem akrabasısın hem de dava arkadaşısın, niye yabancı olan Fehmi, Kerem gelirse şahitlik ederim diyor sen niye şahitlik etmiyorsun" diyerek Kerem'e seslendi.
(dk)
