Zorunlu göç mağduru aileler köylerine dönmek istiyor

10:23

Derya Ceylan – Eylem Daş / JINHA


İSTANBUL – Zorunlu göç nedeniyle büyük kentlere göç etmek zorunda kalan göç mağdurları Kürt olmaktan kaynaklı yasadıkları sosyal baskının yanı sıra tekstil atölyelerinde uzun mesai yaparak sigortasız çalışıyor. Yıllar önce PKK’ye yardım ettikleri gerekçesiyle terk etmek zorunda kalan Kürt aileler köylerine geri dönmek istiyor.


Türkiye’de en fazla nüfusa sahip olan İstanbul’da bulunan tekstil atölyelerinde çalışan insanların sayısı son zamanlarda hızla artış gösteriyor. TBMM raporuna göre 1990’lı yıllarda bölgede yaşanan çatışmalı dönemde en çok göç alan il olan İstanbul’da yaşayan aileler uzun mesaili tekstil atölyelerinde sigortasız olarak çalışmanın yanı sıra geçim sıkıntısı çekiyor. Her geçen gün artan tekstil atölyelerinde çalışan Kürtler, memleketlerine geri dönmek istiyor. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Amed Newrozu’da başlattığı çözüm süreciyle beraber köylerine geri dönme umudunun yeniden doğduğunu belirten aileler JINHA’ya konuştu.


‘PKK’ye yardım gerekçesiyle bizi köyümüzden ettiler’


Mardin’e bağlı Eroğlu köyünden dokuz yıl önce İstanbul’a göç eden Gül Begeç, PKK’ye yardım ettikleri gerekçesi ile köyde askerlerin kendilerine sürekli baskı yaptıklarını dile getirerek, “Köyümüze sürekli askerler gelip erkekleri dövüyordu. Bize ‘siz PKK’lileri saklıyorsunuz’ diyorlardı. Her gün gelip baskı yapıyorlardı. Biz de dayanamayıp köyü boşaltmak zorunda kaldık” dedi.  Köyden İstanbul’a geldiklerini söyleyen Gül, ilk geldikleri dönmede zorluklarla karşı karşıya kaldıklarını ve köy hayatıyla büyük kent yaşamının aynı olmadığından dolayı iki yaşam arasında sıkışıp kaldıklarını dile getirdi. Gül, “Çocuklarım küçük yaşta olmasına rağmen okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldılar. Daha 12 ve 13 yaşında olan çocuklarım tekstil atölyelerinde yaşam zorluk çekerek büyüdü. Çocuk yaşta oldukları için zaten sigorta vermeyen iş yerinde ayrıca az ücret de alıyorlardı. Bu şekilde dokuz yıl geçti ve hala çocuklarım tekstil atölyelerinde çalışmaya devam ediyor. Ben ise, Tekstil işlerini eve getirip evde kıyafet süslemesi yapıyorum” dedi. Gül, “Barış sürecinden çok umutlandık, hala umutluyuz. Bir an önce barış gelsin ve köyümüze geri dönelim istiyoruz” ifadesini kaydetti.


‘Hata olduğunda sürekli Kürtler kötüleniyor’


Köylerinin yakılmasından sonra 5 çocuğuyla beraber İstanbul’a göç etmek zorunda kaldıklarını ifade eden 34 yaşındaki Gurbet Begeç de, çocuklarıyla beraber kendilerinin de tekstil atölyelerinde çalıştıklarını ve hem cinsiyetçi ücretlendirmeden dolayı, hem de Kürt kimliğinden dolayı defalarca iş ortamında ötekileştirildiklerini söyledi.  Gurbet, “Tekstil atölyelerinde bir işte hata olduğunda sürekli Kürtler kötüleniyor” dedi. Kaldıkları evin bodrum katı olduğuna ve buna rağmen ev sahibin Kürt olduklarından dolayı kendilerini öteki olarak gördüğüne dikkat çeken Gurbet, “Ev sahibi en ufak hatada bize kızıyor. Kirayı geç verdiğimizde bize ‘Hesabınıza geliyorsa oturun, gelmiyorsa çıkın’ diyor. Bizde istiyoruz köyümüze gitmeyi ama orda ekmek parası bile bulamıyoruz, geçinemiyoruz” şeklinde konuştu. İnsanlarda her kötü olayın Kürtlerin yaptı algısının çok fazla olduğunu belirten Gurbet, “Çocuklarıma hırsız gözüyle bile bakanlar oldu. Oysa çocuklarım daha küçücük yaşında ekmek için atölyelerde çalıştı. Çocuklarım sokağa çıkıp oynadıklarında diğer çocukların kendi çocuklarına hem kızıp hem dövdüklerini ve ‘Neden köyünüze gitmiyorsunuz?’ gibi sözlerle karşılaşıyorum. Bizde kendi memleketimize gitmek istiyoruz. Devlet evimizi yaktı. Evimizi ve işimizi geri istiyoruz. Kendi memleketimizde özgürlük olsun, barış olsun ve savaş bitsin diyoruz” dedi.


‘Oğlum PKK’ye katıldı diye dışlandık’


Batman’a bağlı Kınalıçeşme (kaniye heni) köyünden İstanbul’a göç eden ve 4 çocuğuyla beraber tekstil atölyesinde çalışan Fatma Kaya (50) 20 yıl önce oğlunun PKK saflarına katıldığından dolayı hükümet tarafından kendilerine sürekli baskı yapıldığını dile getirerek, “Sürekli eve baskın yapıyorlardı. Eşim iki yıl hapis yattı. Bizde eşim hapisten çıktıktan sonra İstanbul’a göç ettik” ifadesini kaydetti. Yedi yıldır İstanbul’da olduklarını söyleyen Fatma “İstanbul’da dışarı tek başımıza çıkmaya korkuyoruz.Pazara bile gittiğimizde biz Kürtlere ‘Terörist’ diyorlar ve alış veriş yapmamızı engelliyorlar” dedi.


‘Hakkımızı savunsak da faydası yok’


Diyarbakır’dan iki yıl önce ekonomik nedenlerden dolayı İstanbul’a göç eden üç çocuklu Zeynep Uçar (40) ise  İstanbul’da yaşadıkları geçim sıkıntısını anlattı. Zeynep, “İstanbul gibi bir yerde üç çocuklu bir ailenin yaşaması çok zor. Hiçbir yer insanın memleketi gibi olmuyor. Sürekli çalışmamıza rağmen bir türlü geçinemiyoruz. Kışın çocukların topladığı boş kasa ve süt kutularını sobada yakarak ısınmaya çalışıyoruz. İki kızımla beraber be n de tekstilde çalışıyorum. Günde12 saat çalışıyoruz ve aldığımız para bize yetmiyor. Sigortasız olarak çalıştığımız bu atölyelerde işçi olarak gördüğümüz muamele ise Kürt olmaktan kaynaklı ötekileştirme oluyor. Hasta olduğumuz günlerde dahi işe gitmek zorunda bırakıyorlar bizi. Gidemediğimizde o gün aç kalıyoruz” dedi.


 ‘Diyarbakır’a dönmek istiyorum’


Zeynep’in kendisiyle beraber tekstil atölyesinde çalışan kızlarından Yaprak Uçar (18) çalıştıkları için akrabalar ve çevredeki insanlar tarafından “Siz kadınsınız, nasıl çalışırsınız?” gibi sözlere maruz kaldıklarını ifade ederek “Bizi çalıştığımız için ayıplıyorlardı. Fakat kendilerinin  yardım edecek gücü yoktu.Kadına bakış açısı her zaman aynı. İstanbul’a gelince çalışmak istedik. Zaten başka alternatif yoktu, aç kalacaktık. Hala çalışmaya devam ediyoruz.  İş yerinde ne kadar ötekileştirmeye maruz kalsak da hem kakdın olarak hem de Kürt olarak çalışmaya devam edeceğiz. Bu güç bizde var” dedi.


(ed-dc/zd)