‘Savaş Ruken’i, benden aldı’
10:48
Hicret ÇİFTÇİ/JINHA
COLEMÊRG –2012 yılında Şırnak’ın Gabar dağında TSK ve HPG arasında yaşanan çatışmada yaşamını yitiren Ruken Gever kod isimli Gönül Atak’ı ailesi anlattı. Ruken’i de her genç gibi uzun yıllardır Kürtler üzerinden yürütülen baskı ve asimilasyon dolayı yitirdiğini dile getiren annesi Hamide Atak, “Annelerin bu kadar gözyaşı döktüğü yetmez mi? Annelerin yüreği yanıyor” dedi.
Bölgede 30 yılı aşkın bir süredir yaşanan savaşta bir çok Kürt kadını çocuklarının cenazelerini bile görmeden yaşıyor.Kadınlar evlatlarını savaşta, faili meçhullerde cinayetlerinde kaybetmiştir. Hala birçok anne çocuğunun kemiklerinin nerde olduğunu bilmezken birçoğu da çocuklarının olmayan cenazeleri ve taziye ziyaretlerini kabul etmektedir. Bu ailelerden biride Ruken’in ailesi. Colemêrg’în Gever ilçesinde yaşayan aile, 11 yıl önce PKK’ ye katılan ve 2012 yılında Şırnak’ta bulunan Gabar dağında yaşanan çatışma sonucu yaşamını yitiren Ruken Gever kod isimli Gönül Atak’ı anlattı.
‘11 yıllık büyük bir özlemim var’
Ruken Gever’i anlatan annesi Hamide Atak, 11 yıldır büyük bir özleminin olduğunu belirterek, şu sözlerle Ruken’i anlatmaya başladı: “Çocukken de sürekli gerillalarla konuşmak ve onlara katılmak istiyordu. Büyüdükçe bu isteği arttı ve bir gün bana anne ben arkadaşlara katılacağım” dedi. Önceleri söylediklerine inanmadığını dile getiren Hamide, onunla arasında “Ona sen yapamazsın. Sen dışarı çıkamıyorsun nasıl gideceksin dedim. Bana çok kızmıştı” şeklinde tatlı bir diyaloğun geçtiğini belirtti. Ruken’in çok dürüst ve kararlı bir kişiliğe sahip olduğunu söyleyen Hamide, “Ruken bana ‘ben dağa gidersem çok iyi bir komutan olacağım’ diyordu” diye ifade etti. Ruken’in gidişinin 11 yılı içinde sadece bir kere telefon görüşmesi yapabildiğini dile getiren Hamide, “Bana anne bütün çocuklarını buraya gönder. Devrime gelsinler” diye belirtti.
‘Adını gülen yüzünden almış’
En çok Ruken’in güler yüzünü özlediğini söylerken duygulanan Hamide, “Ruken çok neşeli ve güler yüzlüydü. Arkadaşlarda güler yüzlü olduğu için adını Ruken koymuşlar. Gitmeden öncede arkadaşlarına, komşularına karşı çok saygılı ve güler yüzlüydü” dedi. Ruken’in kendisine sürekli gitmesi gerektiğini dile getirdiğini belirten Hamide, “Biz gitmeliyiz ki Kürdistan sömürgeden kurtulabilsin. Kürtler üzerindeki zulümler son bulsun” diye belirtti. Ruken’in şakacı bir yanın olduğunu ifade eden Hamide, kendisinin Ruken’e beddua almamak için kimsenin çocuğunu götürmemesi gerektiğini söylediğinde “Benim korktuğumu hissettiği an beni kızdırmak için gülerek gidersem 20 genç götüreceğim derdi” diye belirtti.
‘Annelerin bu kadar gözyaşı döktüğü yetmez mi?'
Ruken’i de her genç gibi uzun yıllardır Kürtler’in üzerinden sürdürülen politikalardan dolayı kaybettiğini dile getiren Hamide, “Annelerin bu kadar gözyaşı döktüğü yetmez mi? Annelerin yüreği yanıyor. Erdoğan bizden ne istiyor?Bunun hesabını mutlaka vermelidir” dedi. Yapılan zulümleri kabul etmediklerini ve etmeyeceklerini belirten Hamide, Ben bütün çocuklarımı önderliğimin yolunda vereceğim. Önderlik bizim için bir aydınlıktır. Bir dünyadır” diye belirtti. Kendilerinin 30’lu yaşlara kadar Kürtlüğün ne olduğunu bilmediklerine değinen Hamide, eskiden yanlarına kırmızı, sarı renkli bez bile alamadıklarını belirterek, “Bizi dövüyor. İşkencelerden geçiriyor. Kürt kadınlarını yerlere atıp dövüyorlardı. Yıllarca genç, çocuk kadın demeden katlettiler” dedi.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sürekli Kürtleri yok sayan bir tutum sergilediğine değinen Hamide, Kürtlerin var olduğunu ve dünya döndükçe de var olacaklarını söyledi. Kürtlerin verdikleri mücadeleyi çözüm oluncaya kadar devam edeceğini vurgulayan Hamide, “Erdoğan çözüm getireceğim diyor. Üç gencimizi katletti. 10 yetim bıraktı. Sivillerin cenazeleri kalkıncaya kadar arkadaşların cenazeleri geliyor. Eline silah verdiği polisi askeri halkı öldürüyor” dedi. Hamide, Ruken’in arkadaşlarıyla birlikte kimyasalla öldürüldüğünü belirterek sorumluların yargılanmasını istedi.
‘Gülüşü bütün sözcüklere bedeldi’
Ruken’i anlatacak sözcüklerin yetersiz kaldığını ve bunda çok zorlandığını dile getiren babası Mehmet Atak ise “Ben Ruken’i çok seviyordum. 5 kızım vardı ama en çok Ruken’i severdim. Ruken bana daima gülerdi. Sürekli gülerdi. Çok az konuşurdu. Ama gülüşü bütün sözcüklere bedeldi” dedi. Ruken’in evdekilerle çok ilgilendiğini belirten Mehmet, Ruken’in kendilerinden ayrıldığı günü şu sözlerle anlattı: “Ben köye gittim hastaydım uzandım battaniyeyi üzerime örtü. Uyandığımda, bana kayıp olduğunu söylediler. Sonrasında 3 arkadaşıyla birlikte PKK’ye katıldığını öğrendim” dedi. Ölünceye kadar Ruken’in ve yoldaşlarının mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayan Mehmet, “Ruken şehit oldu başımız diktir. Dağdaki arkadaşları, önderlik ve halkın başı sağ olsun. Binlerce Ruken var dağlarda hepside bizim çocuğumuzdur” diye belirtti.
‘Biz önderliğimiz için tahammül ediyoruz’
Ruken’in devrim şehidi olduğunu söyleyen Amca Necip Atak, “Bugüne kadar özgürlük mücadelesinde şehit olmuş, özgürlük savaşçılarının mücadelesini sonuna kadar yürüteceğiz. AKP devleti tarafından çok kirli politikalar yürütülüyor. Katliamcı devletin katliamlarını lanetliyoruz” dedi. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Mart ayında bir çözüm süreci başlattığını vurgulayan Necip, buna rağmen hükümetin savaş politikalarını uygulamaya devam ettiğini belirterek, her gün yeni katliamların olmasının bunun göstergesi olduğunu söyledi. Artık yürütülen bu politikaları kabul etmeyeceklerini söyleyen Necip, “Biz önderliğimizin başlattığı sürecin hatırı için tahammül ediyoruz. Önderlik olmasa tahammül sınırlarımız aşılacaktır” diye belirtti.
‘Kürtler hep barıştan yana olmuştur’
Kürtlerin her zaman barıştan yana olduklarına değinen Necip, Roboski’de 34, Gever’de 3 insanın katledildiğini dile getirerek, “Devlet eğer katliamlara devam ederse bizde baş kaldırırız. Devlet hala üzerimizde silah kullanmaya devam ediyor. Devlet silahlarını üzerimizden çeksin. AKP devleti Kürt halkına kulak vermek istiyorsa PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sesine kulak vermesi gerekiyor.Hala gençler katledilip tutuklanıyor. Siyasetçilerimiz tutukludur. Hasta tutukluların ve siyasetçilerin bırakılması gerekiyor” dedi. Yürütülen mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceklerini söyleyen Necip, bunun bedelini verdiklerini ve bu bedelleri veremeye devam edeceklerini ifade etti..
‘Ruken saf ve temiz bir yüreğe sahipti’
Çocukken Ruken ile geçirdikleri günleri büyük bir tebessüm ile anlatan kardeşi Şehriban Atak ise, Ruken’in evdeki herkes tarafından çok sevildiğini belirterek, kendisinin yokluğunun kendilerinde büyük bir özleme dönüştüğünü dile getirdi. Kardeşten öteye arkadaş gibi olduklarını söyleyen Şehriban, başlarından geçen bir anıyı anlattı. “Bir gün birlikte elma koparmak için dağa çıkmıştık. Bizi köpekler kovaladı, bizde bir ağacın tepesine çıktık. Çok korkmuştum. O beden daha cesurdu. Beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ruken çok saf ve temiz bir yürekliydi. Bizim kalbimizi kırsaydı odasına çekilir gizli gizli ağlardı. Çok duygusaldı” dedi. Kardeşinin onurlu bir yolda yaşamını yitirdiğini dile getiren Şehriban, “Önderliğimiz tutuklanmasının çok zoruna gittiğini söylüyordu. Bir halkın önderi nasıl tutuklanır diyordu. Ve gitti. Kardeşim şehit oldu. Bu bizim için bir onurdur. Onun silahı yerini mutlaka dolduracağız” dedi.
Ruken’i yüreklerinde hep yaşatacaklarını belirten Şehriban, Bir Kürt kadını olarak Ruken’in yürüttüğü mücadelenin kendilerini etkilediğini dile getirerek “Erdoğan kan akıtmaktan vazgeçsin. Bu Müslümanlık değildir” ifadesiyle sözlerine son verdi.
(hç/zd)

