‘Ekolojistler Silvan’a sessiz kalamaz’
15:56
JINHA
İSTANBUL - DTK Ekoloji Meclisi Üyesi Şehbal Şenyurt Arınlı, doğa, yaşam, özgürlük mücadelelerini bütüncüllüğü ile ele alan ekolojistlerin tüm savaşlara olduğu gibi Silvan özelinde yaşananlara da sessiz kalamayacaklarını belirterek herkesin savaş konseptine karşı tavır alması gerektiğini söyledi.
Silvan’ın 3 mahallesinde 7 gündür devam eden sokağa çıkma yasakları özel harekat polislerinin kahveyi taraması sonucu katliama dönüştü. Silvan’da yaşanılan süreci 7 Haziran sonrası, bekasını savaş politikalarına bağlayan Tayyip Erdoğan ve çevresi tarafından yükseltilen savaş konseptinin devamı olarak gördüğünü dile getiren Şehbal, “1 Kasım seçim oyunlarında istediğini elde etmesiyle bu savaş sürecini birden kesmesi beklenemez tabi. Bütün otoriter rejimler varoluşunu korku, sindirme ve şiddet politikalarıyla pekiştirirler. Kendini tam olarak güvenceye aldığını hissetmeden de bu politikaları terk etmek bir yana, aksine büyük katliamlarla ağırlaştırarak halkı tam anlamıyla teslim almayı planlarlar. Bu taktik, demokratik algıları oturmamış neredeyse bütün toplumlarda tutmuştur. 1 Kasım seçim sonuçlarının gösterdiği üzere, Türkiye’de de tuttuğu açıktır” dedi.
‘Ekolojistler sessiz kalamazlar’
Daha önce Cizre, Nusaybin, Sur, Şırnak ve Kürdistan kentinde olduğu gibi Silvan’ın da bu teslim alma politikalarına güçlü bir hayır cevabı verdiğini söyleyen Şehbal, “Dolayısıyla iktidarın cezalandırma vahşetine maruz kalmaya devam ediyor. Doğa, yaşam, özgürlük mücadelelerini bütüncüllüğü ile ele alan ekolojistler elbette ki tüm savaşlara olduğu gibi Silvan özelinde yaşananlara da sessiz kalamazlar, metotları farklı olduğu için belki sesleri çok duyulmuyor ama sessiz kalmıyorlar da. Doğadaki her bir var oluşun çektiği acının en derinden paylaşılmasındandır ki, doğa ve ekoloji mücadelesi sürdürülmektedir. Öte yandan, en nihayetinde, ‘güç’ algısına tapınan iktidar, erk politikalarına topyekun karşıt, farklılıklarla eşitlik, dayanışma, sade yaşam gibi temel ilkelere yaslanan ekoloji mücadeleleri için savaş endüstrisi, silah sanayi, vahşet teknolojileri her daim mücadele alanıdır” diye konuştu.
‘Ekoloji mücadelesi özgürlük mücadelesidir’
Bu noktadan hareketle, ekoloji mücadelesinin konjonktürel çıkışlarla yürümemekte olduğunu dile getiren Şehbal,”Bu tıpkı, sığınmacıların, mültecilerin yaşam standartları konusunda yapılan çalışmalarla, sığınmacılığın, mülteciliğin yaşanmaması için sürdürülen çalışmalar arasındaki fark gibi. İnsan hakları mücadelesi sürdürenler reel politik durumların yarattığı sorunlara cevap olmaya çalışıyor, ekoloji mücadelesi sürdürenler doğa gibi uyumlu bir barış ortamı için köklü/kalıcı sahici bir model oluşturmaya çalışıyorlar. Bu nedenle metotlar farklı. Bugün Silvan’da, daha önce birçok yerde yaşanan bu vahşete artık dur demek için herkesin etkin tavır alması büyük zorunluluktur. Ekoloji mücadelesi, her tür iktidara, muktedirlerin doğa/kültür her tür talanına karşı yürütülen özgürlük mücadelesidir” dedi.
‘Ekoloji üzerine kurgulanmış özyönetim yok’
Dünyada yirmiye yakın ülkede altmışı aşkın özerk yönetim oluşumları olduğunu ifade eden Şehbal, “Bunlar arasında paradigmasını ekoloji ve kadın üzerine kurgulamış olan neredeyse yok gibi. Bu anlamda bütün ekolojistlerin Rojava kantonları başta olmak üzere, Kuzey Kürdistan’da oluşturulma mücadelesi verilen özerk yönetimlerin yaşama tutunması için özgün çaba sarf etmesi gerekiyor” diye belirtti.
‘Savaş orman yangınları ile başladı’
“Gerek alana gelerek gösterilecek dayanışma, gerekse kendi bulundukları yerlerde, bölgede yaşanan savaşı, talanı, katliamları bu bilgiyi güçlü bir şekilde yaygınlaştırma, gündemleştirme çabalarının tümü çok değerli katkılar olacaktır” diyen Şehbal, savaş konseptinin ilk olarak orman yangınları ile başladığını ifade etti. Ekolojistlerin bu süreçte geç dahi olsa önemli tepkiler verdiğini, raporlar hazırladıklarını ve suç duyurularında bulunduklarını dile getiren Şehbal “Ancak, elbette ki oldukça yetersiz kaldı. Öz yönetim tartışmalarına ilişkin şu gerçeği vurgulamak gerek, bölgedeki yerel yönetim uygulamalarında ekolojik yaklaşımdan uzak pratiklerin yarattığı güvensizlik, Türkiye genelindeki ekoloji çalışmaları yürütenler arasında oldukça yaygın tartışma konusu. Öte yandan Türkiye genelinde doğa mücadelesini çevreci perspektif üzerinden yürüten geniş kesimler arasında bölgeye ilişkin ön yargılar da henüz tam olarak bertaraf edilmiş değil. Yine de, benzeri gerekçelere rağmen, ekolojik uygulamalar yönünden, bölge gerçekliğini aktarma yönünden eksikleri de tamamlamaya dönük, öz yönetimlerde ekolojik yaklaşım üzerinden Türkiye cephesinde de daha güçlü bir tartışma ile sahiplenişin yükseltilmesi için güçlü çalışma planlarının açığa çıkarılacağını umut ediyorum” diye belirtti.
(ck/zd)
