'Ezidîler Türkiye'de güvende hissetmedikleri için gitmek istiyorlar'

18:22

JINHA

İSTANBUL - KİH-YÇ, tarafından düzenlenen, "Göçmen kadınlar ve LGBTİ'lerin cinsel ve bedensel hakları" başlıklı panelde konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nde çalışan Müzeyyen Anık Aydın, "Ezidîler Roboski'den geçtikleri için kaçak yollardan geldi denilerek Türkiye'ye alınmadı. Halk kendisi Ezidîleri aldı. Ezidîler Türkiye'de kendilerini güvende hissetmedikleri için burada kalmak istemiyorlar" dedi.

Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği (KİH-YÇ) tarafından, "Göçmen kadınlar ve LGBTİ'lerin cinsel ve bedensel hakları" konulu panel düzenledi. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde bulunan Bilgi Sosyal Kulukça Merkezi'nde düzenlenen panelin moderatörlüğünü İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Zeynep Kıvılcım gerçekleştirdi. Panele konuşmacı olarak Kadınlarla Dayanışma Vakfı ( KADAV)'dan Özgül Kaplan, İnsan Kaynağını Gelişitrme Vakfı (İKGV) Nilgün Yıldırım Şener, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nden Müzeyyen Anık Şener ve Lambda İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği Avukatı Fırat Söyle katıldı.

'Türkiye'ye gönderilmekten korktuğu için kayıt yaptırmıyorlar'

Panelde ilk olarak söz alan KADAV'dan Özgül Kaplan, Suriyeliler için toplum tarafından 'misafir' dendiğine dikkat çekerek, kullanılan terimlerin mültecilerin hayatlarını etkilediğini söyledi. Mültecilerin en temel sorununun barınma olduğunu söyleyen Özgül, mültecilerle ilgili yaşanan durumun son derece önemli olduğuna, sorunların acilen çözülmesi gerektiğine dikkat çekti. Özgül'ün ardından söz alan İKVG'den Nilgün Yıldırım Şener, İstanbul'da 285 bin Suriyeli varken, 30 bin kişinin sadece kayıtlı olduğunu söyleyen Nilgün, "Neden kayıt yaptırmadıklarını sorduğumuzda, kaçak yollarla bir yere gittiklerinden tekrar Türkiye'ye gönderilmekten korktukları için kayıt yaptırmadıklarını söylüyorlar" dedi.

' Cinsel şiddetten kaynaklı 89 kadın başvurdu'

"Türkiye'de artan bir nefret söylemi ve ayrımcılık durumu var. Kadınlarla konuşunca ' bizler orada insandık ama gittiğimiz yerlerde insan olarak görülmüyoruz' diyorlar. Nefret söylemi Türkiye'nin içinde yaşadığı farklı sorunlardan oluşuyor" diyen Nilgün, cinsel ve toplumsal şiddete bağlı olarak 89 kadının başvurduğunu sözlerine ekledi. Cinsel saldırıların sadece 89 kadından oluşmadığını ifade eden Nilgün, "Türkiye'ye geldikten sonra bir çocuğa cinsel tacizde bulunmasına rağmen aldıkları tehditlerle şehri terk etmek zorunda bırakılıyor. Trans mülteci ise kimliğinin ailesine açıklanmasıyla tehdit edilerek, gasp edildi" diyerek mültecilere yönelik ayrımcılık politikalarını anlattı.

'Kamp için devlet yardım etmedi'

Nilgün'ün ardından ise söz alan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nde çalışan Müzeyyen Anık Aydın, Ezidî sığınmacıları ve kamp hayatlarını anlattı. "Ezidîler Roboski'den geçtikleri için kaçak yollardan geldi denilerek Türkiye'ye alınmadı. Halk kendisi Ezidîleri aldı. Ezidîler Türkiye'de kendilerini güvende hissetmedikleri için burada kalmak istemiyorlar" dedi. Kampın yeterli gelmediğine dikkat çeken Müzeyyen, "Devlet hiç bir konuda bize destek olmadı. Tanıdık doktorlarla bir noktaya kadar geldik. Kendi çabalarımızla kamptakilere yardımcı olduk" dedi. Ezidîlerin yaşadıklarını anlatan Müzeyyen, "5 bölge oluşturduk, her bölgede kadın merkezi kurduk. Orada kadınların çadırdan çıkması bile yasaktı. Kadınların çalışmasına izin verilmiyordu görüşmeler sayesinde az daha olsa kadının dışarı çıkmasında fayda sağlayabilirdik " diyerek yaşanan süreci anlattı.

'Mülteci eşcinseller çok yoğun ayrımcılığa maruz kalıyor'

Müzeyyen'in ardından söz alan Lambda İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği Avukatı Fırat Söyle, Türkiye'deki LGBTİ göçmenlerin hukuksal varoluşları üzerine değerlendirmelerde bulundu. "Eş cinsellerin bir kısmı topluca yaşıyorlar. Eve girip çıkarken komşularının tacizine maruz kalmışlar. Genel de mahallerin baskısına ve saldırısına maruz kalıyorlar. Yaşanan saldırı olaylarında ise polisin müdahale etmediği söyleyen Fırat, mülteci ve eşcinsel olanların Türkiye'de çok yoğun olarak ayrımcılığa maruz kalındığını ifade etti. Mülteciler konusunda da yasal bir düzenleme yapılmadığını söyleyen Fırat, "Mülteciler tarafından, AİHM'e giden birçok dava var. Başvuranların çoğu kazanılmış ve Türkiye mahkum edilmiş. Türkiye'nin kendi vatandaşlarına uyguladığı hak ihlallerini, mültecilere de uyguluyor" dedi. Türkiye'de mültecilerin sorunları konusunda sürekli olarak mağdur edildiğini ifade eden Fırat, "Burada misafir konumunda olan insanlar neden burayı terk ediyorlar diye düşününce, burada ayrımcılığa uğradığı için gidiyorlar. Onlar burada bir insan olara görülmüyor. Onlar burada yarı açık cezaevi hayatı yaşamak yerine boğulmayı göze alarak kaçıyorlar" diye konuştu.

Soru-cevap kısmının ardından panel sona erdi.

(ödk-öç/zd/dk)