Kadın öğrencilere gözaltında 'Sizi İŞİD'e versek nasıl olur' tehditti
09:20
Ceren Karlıdağ/ JINHA
İSTANBUL- YÖK protestoları sırasında gözaltına alınan ve gözaltı süreci boyunca polislerin fiziki ve sözlü şiddetine maruz kalan Anarşist Gençlik Üyesi Ece Uzun ve Pelin Derici polislerin İŞİD'i de kendilerine yönelik psikolojik bir tehdit olarak kullandığını ve "Sizi IŞİD'e versek nasıl olur?" diye tehdit ettiğini söyledi.
Geçtiğimiz Eylül ayında Urfa'da yapılan operasyonda yaralanan ve gözaltına alınan kadınlar emniyet müdürlüğünde IŞİD olduklarını iddia eden kişiler tarafından cinsel tacize ve işkenceye maruz kaldıklarını söylemiş, kadınların yaşadıkları IŞİD ve devlet arasındaki iş birliğini açıkça ortaya koymuştu. Bu kez polis, İstanbul'da IŞID'i psikolojik bir işkence yöntemi olarak kullandı. 6 Kasım YÖK protestolarında göz altına alınan kadınlar, polislerin kendilerine " Sizi IŞID'e versek nasıl olur? Sizin gibiler bunu hak ediyor" diyerek hem sözlü hem de fiziki şiddet uyguladıklarını dile getirdi.
'Polisin kendisi başlı başına taciz unsuru'
YÖK'ün bir darbe uygulaması olarak ortaya çıktığını ve buna karşı durmak için 6 Kasım günü İstanbul Üniversitesi'nde ki eylemlere katıldığını dile getiren Ece Uzun, "Edebiyat fakültesinden merkez kampüse doğru yürüyüş gerçekleştirecektik ama bize saldırdılar.Biz alanı terk etmedik. Birbirimize kenetlendikten sonra elimizdeki dövizleri bahane ederek gözaltına başladılar. Zaten polisin orada karşımızda olması bile başlı başına bir tacizken, bizi döverek tekme atarak gözaltına aldılar" dedi.
Gözaltı aracında ise şiddetin devam ettiğini söyleyen Ece, "Aracın içerisinde ters kelepçe yapılmasına karşı çıktık. Ters kelepçe yönteminin insan hakkı ihlali olduğunu söyledik. Bunun üzerine direk yüzümüze hedef alarak, polis aracında biber gazı sıktılar" diye konuştu.
Tek bir kadın polis yoktu'
Ayrıca araçta tek bir kadın polisin bile olmadığını söyleyen Ece, tuvalet ihtiyaçlarına, doktor muayenesine erkek polislerle gitmek zorunda bırakıldıklarını ifade etti.Gözaltı aracında uzun bir süre sözlü ve fiziki şiddete maruz kaldıklarını dile getiren Ece," Susma hakkımızı kullanıp ifade vermedik. Bu anayasal hakkımız olmasına rağmen susma hakkı kullananlar serbest bırakılmadı. Bir gece nezarethanede kaldık" dedi.
Asansörde darp...
Ertesi gün adliyeye getirildiklerinde ise şiddetin devam ettiğini söyleyen Pelin Derici, " Adliye önünde arkadaşlarımızın beklediğini görünce polislerin korkusu ve gerginliği daha da arttı. Bunun üzerine adliye önünde yoldaşlarımızın gözü önünde şiddet uygulamaya devam ettiler. İçeri girdiğimizde asansöre erkek polislerle binmek istemediğimizi zaten asansörün çok küçük olduğunu dile getirdik. Bunun üzerine bizi asansöre bindirip darp etmeye devam ettiler" diye belirtti.
'Sizi IŞİD'e versek nasıl olur?'
Adliye içerisinde ise kadınları ayrı bir duvara, erkekleri ayrı bir duvara yaslayarak hareket etmelerine izin vermediklerini söyleyen Pelin, "Sırf kadın olduğumuz için bizi daha çok tahrik etmek istediler. Ettikleri küfürler ve sözlü taciz bunu amaçlıyordu. Bize 'Sizi IŞİD'e versek nasıl olur? Sizin gibiler bunu hak ediyor. Biz sizin neler yaptığınızı biliyoruz. İstanbul'da da, Cizre'de de, Amed'de de cezanızı vermeye devam edeceğiz' dediler" diye yaşadıkları süreci anlattı.
'Yapılması gereken öz örgütlü mücadele'
Son olarak yaşadıkları süreçle ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Pelin ve Ece şiddet sürecinin okulda, fabrikada, sokakta tüm kadınların yaşadığı erkek şiddetinden farklı bir durum olmadığını dile getirerek, "Bu şiddeti yaşadığımız alanlardan birisi de gözaltı süreci oldu. Devletin, IŞİD'in, askerin, erkeklerin uyguladığı şiddete karşı yapılması gereken tek şey kadınların öz örgütlü mücadelesidir" dedi.
(zd/fk)

