BDP’li vekilden Meclis’e 3 soru ve araştırma önergesi

14:52

JINHA


ANKARA - BDP’li Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, tutuklu gazeteciler, Google’ye sansür talebi, Batman ve bölgenin diğer illerindeki elektrik kesintilerini ve sağlık hizmetlerine ilişkin Meclis’e 3 araştırma ve soru önergesi sundu.


BDP’li Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi CPJ'nin açıkladığı raporda da belirtilen Türkiye'nin "en büyük gazeteci cezaevi" olma durumu üzerinden basın özgürlüğü önündeki engellerin aşılmasını amaçlamak için Meclis’e Araştırma Önergesi sundu. Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ)'nin 2013 yılı Aralık ayında yayınladığı rapora göre Türkiye bu yıl da dünyada en fazla tutuklu gazetecinin hapiste olduğu ülke olmayı sürdürdüğüne dikkat çeken Ayla, “Raporda yer alan verilere göre, dünyada toplam 211 gazeteci hapisteyken, bunların 40 tanesi Türkiye cezaevlerindedir. Raporda değinilen bir diğer nokta da  tutuklu gazetecilerin büyük çoğunluğunun Kürt oluşu ve tutuklu gazetecilerin tümünün yaptıkları haberlerden dolayı yargılanmasıdır. 2 yıl üst üste en fazla gazetecinin cezaevinde olduğu ülke olma statüsünü koruyan Türkiye birçok uluslararası gazetecilik kuruluşu tarafından ‘dünyanın en büyük gazeteci cezaevi’ olarak nitelenmektedir” dedi.


Türkiyede basın özgürlüğü ayaklar altında


Sınır Tanımayan Gazeteciler’in bu yılın Temmuz ayında yayınladığı raporda Türkiye'nin basın özgürlüğü açısından 179 ülke arasında 154. sırada olduğunu kaydeden Ayla, “Aynı raporda, 2005 yılında 98. sırada olan  Türkiye'nin o yıldan bu yana git gide düşüş gösterdiği, basın özgürlüğü karnesinin daha da zayıflamakta olduğu ifade edilmiştir. Cezaevindeki gazeteci sayısının 12 Eylül 1980'le başlayan Cunta rejimindeki sayının bile üzerinde olması, günümüz iktidarının baskıcı karakterini gözler önüne seren çarpıcı bir örnektir. Tutuklu gazetecilerin tamamının gazetecilik faaliyetlerinden ötürü yargılanması, Türkiye'de basın özgürlüğünün ayaklar altına alındığını göstermektedir. Ayrıca söz konusu gazetecilerin çoğu, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yargılanmakta, ‘örgüt üyesi olmak’ ya da ‘anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkmak’ suçları kendilerine isnat edilmektedir” sözlerine yer verdi.


Yaptıkları haberlerden dolayı cezalandırılıyorlar


Bu uygulamanın demokratik hakların savunucusu olan her kesimin "terörist" addedilerek baskı ve şiddete maruz bırakılmasına yol açan despotik devlet zihniyetinin bir ürünü olduğuna vurgu yapan Ayla, “Hapisteki gazetecilerin bağlı olduğu yayın organlarına bakıldığında Dicle Haber Ajansı, Azadiya Welat, Atılım, Evrensel gibi sol bir çizgide yayın yapan muhalif basın kuruluşları olduğu görülmektedir. Dolayısıyla yargılanan esas olarak Türkiye'nin muhalif kamuoyunun ifade özgürlüğü olmaktadır. Türkiye'de basın emekçilerine uygulanan baskı ve sansür politikaları aslında devletin her türlü muhalefet odağına yönelttiği haksız, hukuksuz uygulamaların bir parçasıdır. Cezaevlerinde somut kanıt olmadan ya da iddianame hazırlanmadan yıllarca keyfi biçimde tutulan binlerce tutsağın en temel özgürlükleri yok sayılmaktadır. Yargılanan gazetecilerin iddianamelerinde kendilerine isnat edilen suçlara bakıldığında yaptıkları haberlerden dolayı cezalandırıldıkları ve yargılamaların siyasi kararlar sonucunda yapıldığı anlaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.


Başbakan gazetecileri hedef göstermiştir


Basın özgürlüğünün kısıtlanmasının bir başka boyutunun yayın organları üzerindeki baskı ve sansür mekanizması olduğuna işaret eden Ayla, “CPJ'nin raporunda da belirtildiği üzere, 2012'de 60'tan fazla olan tutuklu gazeteci sayısı bir nebze düşmüşse de hükümetin medya organları ve basın emekçilerine karşı aldığı sansürcü ve baskıcı tavır ve yaptırımların azalmayıp, aksine ifade özgürlüğünün git gide daha fazla kısıtlanıyor oluşu Gezi protestoları sırasında da bir kez daha ortaya çıkmıştır. Basın kuruluşlarında hangi haber ve yazılara yer verileceği hükümet tarafından belirlenmeye çalışılmakta, hükümet yanlısı yayınlar yapmayan basın organları çeşitli baskı unsurlarıyla susturulmaya çalışılmaktadır. Daha önce de Başbakan tarafından ‘gazeteci kılığına girmiş teröristler’, ‘bu gazeteleri evinize sokmayın’ gibi ifadeler kullanılarak gazeteciler hedef gösterilmiş ve tutuklu gazetecilerin maruz kaldığı hukuksuz uygulamalar meşrulaştırılmaya çalışılmıştır” dedi.


Özgür basının sesinin kısılmaya çalışılmasının demokratik bir ülke olabilmenin önündeki en temel engellerinden birini oluşturduğunu kaydeden ayla, bu sebeple, Türkiye’de basın emekçilerinin maruz kaldığı baskıların araştırılarak basın özgürlüğünün önündeki engellerin ortadan kaldırılması için alınacak önlemlerin tespiti amacıyla hazırladığı önergeyi Meclis’e sunarak, araştırılmasını istedi.


Ayla tutuklu gazetecilere ilişkin sunduğu Araştırma Önergesi’nin yanı sıra Batman'da ve bölgenin diğer illerindeki elektrik kesintileri ve Dicle Elektrik Dağıtım Şirketi'nin belli ilçe ve köylere elektrik kesintisi yapılmasına ilişkin gönderdiği e-postayı Bakan Taner Yıldız'a sordu. Google'ın yayınladığı Şeffaflık Raporu'nda Türkiye hükümetinin en çok sansür talebinde bulunan hükümet olduğu yönündeki ifadeyi ve Kürdistan haritası ve Kürt partisiyle ilgili sansür talebini de Bakan Binali Yıldırım'a soran Ayla, Türkiye'de sağlık hakkının temel unsuru olan sağlık hizmetlerine ulaşımın önündeki engellerin kaldırılmasına ilişkin de Araştırma Önergesi verdi.


(mg)