Antalya 3. Kadın Zirvesi'nin sonuç bildirgesi açıklandı
16:32
JINHA
ANTALYA - Antalya'da düzenlenen 3. Kadın Zirvesi'nin sonuç bildirgesinde, toplumun kadın- erkek eşitliği konusunda eğitilip bilinçlendirilmesi gerektiği vurgulanırken, özellikle kadına yönelik şiddeti kanıksanır hale getirecek haberlerden kaçınılması gerektiği belirtildi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından “Medyanın Kadına Yaklaşımı” sloganıyla düzenlenen 3. Antalya Kadın Zirvesi'nin sonuç bildirgesi açıklandı. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, taraf olduğu Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) gibi evrensel çağdaş kriterler konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır” denilen bildirgede, 2013 Dünya Ekonomik Forumu'nun verilerine göre Türkiye'nin kadın-erkek eşitliği konusunda 136 ülkede 120'nci sırada yer aldığına dikkat çekildi. Avrupa Birliği (AB) uyum sürecinde Kopenhag Kriterleri uyarınca mecbur olunmasına rağmen hala ulusal kadın istihdamı stratejisinin oluşturulamadığı ve derhal oluşturulması gerektiği belirtilen bildirgede, yükümlü olunduğu halde hala hazırlanmamış olan ulusal kadın istihdamı stratejisinin bir an önce hazırlanması gerektiği ifade edildi.
‘Politikacılar cinsiyet eşitliği eğitiminden geçirilmeli’
Sonuç bildirgesinde 4 bin 320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasa'nın kadınların güçlendirilmesi yönünde yeniden düzenlenmesi gerektiği vurgulanarak, "Sosyal hizmet ve bakım alanlarında kadını güçlendirmeyi amaçlayan değil, kadını çalışma yaşamına uygun görmeyen politikalara son verilmesi, iş yerlerine kreş açılmasının yeniden gündeme getirilmesi gerekmektedir. Politikacıların ve yerel yöneticilerin, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda eğitimden geçirilmesi gerekmektedir” sözlerine yer verildi. Kadınlara yönelik, onların ihtiyaçlarını, düşüncelerini ifade etmeleri ve geleneksel kalıpların dışındaki dengeli rollerle temsil edilmeleri için nitelikli programlar hazırlanması konusunda yayıncı kuruluşların teşvik edilmesi gerektiği kaydedilen bildirgede, tüm alanlarda olduğu gibi medyada da kadınların karar mekanizmalarında ve içerik belirleyici etkin konumlarda olması için cinsiyet kotası ya da teşvik içeren yasal düzenlemelerin hazırlanması gerektiği dile getirildi.
‘Medya şiddet haberlerini eleştirel bir dille vermelidir’
Medyaya ilişkin bütün alanlarda ve iletişim sistemlerinde faaliyet gösteren kadın gruplarının desteklenmesi gerektiği ifade edilen bildirgede, "Haberlerde şiddet görüntüleri, şiddet olgusunu görsel ve dramatik ses efektleriyle abartmadan, mağdur kişi ya da yakınlarını deşifre etmeden, şiddet olgusu yakın planlarda, büyük ölçeklerde yansıtılmadan, görüntü ve yayın tekrarı ile kanıksatılmadan ve hepsinden önemlisi olumlanmadan, eleştirel bir dille, 'haber' niteliği içinde yani dikkatli biçimde verilmelidir. Böylece toplumda mevcut olan, gelenekler ve göreneklerle beslenen, kadın ve erkeğe ait önyargıların yeniden üretilmesine neden olan ayrımcı dil, engellenmelidir” diye belirtildi.
‘Medya Okuryazarlığı Dersi geliştirilmeli’
Sonuç bildirgesinde tüm medya çalışanlarının, içerik üreticileri ve karar vericilerin toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ve medyanın toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamadaki etkisi konusunda eğitim almalarının sağlanması gerektiği aktarılarak, "Zorunlu olarak yayınlanan kamu spotlarında ağırlığın toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesi yönünde kullanılmasına dikkat edilmelidir. Toplumdaki cinsiyet eşitsizliğini önlemek amacıyla 'Medya Okuryazarlığı' reklamlarda, radyoda, sosyal medyada, dizilerde, filmlerde süregelen cinsiyet eşitsizliğini tanıma ve kavrama kabiliyeti olarak yerleştirilmelidir. 2007 yılından itibaren ilköğretimde seçmeli olarak okutulmaya başlanan 'Medya Okuryazarlığı Dersi'nin önemsenmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir" diye kaydedildi.
‘MEDİZ desteklenmeli’
Çok sayıda kadın örgütünün oluşturduğu Medya İzleme Grubu'nun (MEDİZ) daha etkin çalışmalar yapmak üzere desteklenmesi gerektiği belirtilen sonuç bildirgesinde, medya tüketicisinin yayın organlarına tepkilerini ve eleştirilerini bireysel olarak iletebilmeye teşvik edilmesi gerektiği vurgulandı. Kadınların medya okuryazarlığı ve yeni iletişim teknolojilerinden yararlanabilmesi için medya okuryazarlığı eğitiminin sivil toplum kuruluşları tarafından hazırlanan eğitim programları kapsamına alınması gerektiği açıklanan bildirgede, "Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı konusunun bir medya içeriği olarak ciddi programlarda da tartışılması sağlanmalı, gerekirse bu içerik bir kampanyaya dönüştürülmeli ve bunu koordine edecek bir eylem platformu kurulmalıdır. Bütün bunları gerçekleştirmek üzere de hükümetin gerekli fonu sağlaması konusunda etkin ikna süreci başlatılmalıdır” ifadeleri kullanıldı.
(mg)

