'Değer Deniz, kadın kimliği ve müziği ile var olma mücadelesi veriyordu'
09:03
Meral Laçoğlu/JINHA
İSTANBUL - Evine giren 17 yaşındaki C.M. tarafından tecavüz saldırısına uğradıktan sonra katledilen Değer Deniz davasında katilin değiştirdiği ifadeleri yargının eril yaklaşımın bir kanıtı olduğunu söyleyen Değer’in müzisyen arkadaşı Duygu Demir, "Katilin verdiği ifade oldukça çirkin. Bu savunma sadece bir erkeğin değil erkek zihniyetinin yalnız başına yaşayan bir kadına bakış açısının dışa vurumudur. Eminim ki bu ifade şekli de erk yargı tarafından cezai indirim sağlayacaktır" dedi.
Müzisyen Değer Deniz geçtiğimiz Mayıs ayında, 17 yaşındaki C.M. tarafından tecavüz saldırısına uğradıktan sonra katledilmişti. Havuz medyası tarafından cinsiyetçi bir dille ele alınan Değer katliamına ilişkin 4 Kasım’da görülen davanın ikinci duruşması 25 Aralık’a ertelendi. Katil zanlısının verdiği ifadeyi, kadınların tek başlarına var olabilme mücadelesini ve "Yeni Türkiye" söyleminde kadına bakış açısını Değer'in arkadaşı, müzisyen Duygu Demir ile konuştuk.
'Kadın kimliği ve müziği ile var olma mücadelesi veriyordu'
"Değer’in katledilişine dair olan gerçekleri daha yeni öğreniyorum" diyen Deniz, Değer'in çok zarif, naif bir kadın olduğuna işaret ederek, "Bu haftaya çok kötü haberlerle uyandım. Çok sevdiğim, değer verdiğim dostumdu, Değer hayata bakış açısı adeta bir kelebek inceliğindeydi. Müziği ile büyük bir mücadele veriyordu hayata karşı. Bütün kadınlarda hepimizde olduğu gibi kendi başına, kadın kimliği ile var olma mücadelesi içindeydi, bütün bu olanlara inanmak gerçekten çok güç. Olayın gerçekleşme şekli birde bunun sevdiğimiz bir arkadaşımızın başına gelmiş olması gerçeği çok üzücü, sarsıcı" diye konuştu.
'O artık bir çocuk değil...'
Değer gibi binlerce kadının hala katledilmeye devam ettiğini hatırlatan Duygu, "Geçtiğimiz günkü duruşmada katil zanlısının verdiği ifade oldukça çirkindi. Bu çirkinlik sadece zanlı ile sınırlı da değildi" diyerek "Ana akım medyanın" bu tür haberleri veriş şeklini de eleştirerek şunları söyledi: "Değer'in ölüm haberini aldıktan sonra bazı gazetelerin yaptığı haberler zaten yaralı olan yakınlarını bir kez daha yaraladı, incitti. Katilin bu savunmasın da ki sözler maalesef ki sadece bir erkeğin değil erkek zihniyetinin yalnız başına yaşayan bir kadına bakış açısının dışa vurumu. Çünkü eminim ki bu ifade şekli cezai indirim sağlayacaktır. Sanki bir kadının yalnız yaşamaya hakkı yokmuş ve yalnız yaşarsa başına gelen her şey kendisine müstahakmış gibi bir algı oluşturdular. Bu çok daha yakıcıydı ben arkadaşı olarak çok üzüldüm, ailesinin nasıl yaralandığını tahmin bile edemiyorum. Düşünsenize bir insanın bütün bir hayat mücadelesi, yaptıkları, hayalleri, hayatındaki bütün ümitleri, sevdiklerinin onun için besledikleri bütün duyguları bir çıldırma anında öldüren bir caniden bahsediyoruz. Benim için o bir çocuk değildir bir canidir. Böyle canileşen bir insanı umut ediyorum ki cezai indirim almasın, umut ediyorum ki bu tarz suçlar hak ettiği şekilde cezalandırılsın. İnsanlar böyle suçları bu kadar kolay işlemesinler caydırıcılığı olsun bu tür suçların" dedi.
'Benim, sokaklar da özgürce yaşama tercihime kimsenin karışma hakkı olamaz'
Kendisinin de yıllardır sokak da müzik yaptığını ve müziğini icra ederken erkekler tarafından çeşitli tacizlere maruz kaldığına işaret eden Duygu kısa süre önce yaşadığı bir olayı şu şekilde anlattı: " Geçtiğimiz günlerde sanırım aklı dengesi çok da yerinde olmayan biri tarafından sokak da müziğimi yaparken saldırıya uğradım. Olayı karakola taşıdığım da ise polisin bana dediği Şöyleydi ' Sende vursaydın adama kendi aranızda hal olurdu', polisin bu söylemi üzerinde bende kendi aramızda işleri böyle mi çözeceğiz, ben ona vuracağım o da benim boğazımı kesecek sonra da tahrik indirimi alacak, böyle mi çözeceğiz, o zaman sizin işiniz ne oluyor bu durumda? Davacı olmamam için vazgeçirmeye çalıştılar. Bunu asla kabul etmedim. Hiç kimsenin benim sokaklarda özgürce yaşama tercihime saldırıda bulunmaya hakkı olamaz."
'Savcının yaklaşımı: kır dizini evinde otur'
Bu tür olayların şiddetle çözülemeyeceğini, yargı karşısında insanların işledikleri suçların karşılığını ödeyebilir pozisyonda olmasını gerektiğini vurgulayan Duygu, maruz kaldığı saldırı karşısında sadece polisin değil yargının da kadına bakış açısının "erkekçe" olduğunu söyleyerek şunları kaydetti: " Şikayet davama bakan hakimin de yaklaşımı kabul edilir değildi. Bana sokağa çıkmamamı, o adamın serseri olduğunu, bu tür insanların sokaklarda çok fazla olduğunu ve bu nedenle kendimi korumak istiyorsam elimden geldiğince dışarı çıkmamamı yani kısacası dizimi kırıp evimde oturmam anlamına gelecek sözler sarf etti. Yani sokak da ve yalnız başıma yaşayan bir kadınsam bunların bana müstahak olduğunu düşünen bir algıyla karşı karşıyaydım."
'Siyasi söylemler kadın cinayetlerini arttırdı'
Mahkemede karşılaştığı söylemlerin sadece mahkeme ile sınırlı olmadığını özellikle AKP'nin, "Yeni Türkiye" sinin kadınlar için daha çok şiddet, ölüm anlamına geldiğinin altını çizen Duygu, siyasetçilerin topluma söylediği sözlerin toplumu çok fazla şekillendirdiğini söyledi. Duygu, "Siyasetçiler kadınlar hakkında ileri geri konuşma hakkına sahip olduklarını düşünüyorlar. Kadınları, evlerde oturan, sürekli çocuk doğuran, hayatına içine karışmaması gerekenler olarak görüyorlar. Bu söylemler alt metinde hem kadın cinayetlerini arttırdı hem de yaptıklarının yanlarına kar kaldığını düşünen bir erkek güruhu yarattı."
'İnsan artık nefes alamaz hale gelince mücadele etmeye başlar'
Tüm erkeklerin kadınların yaşamlarına karışma hakkını kendinde gördüğünü ifade eden Duygu, "Kadınlar bu tür yaklaşımlara karşı daha da direnişte olacak” vurgusunu yaptı. Bu anlamda bütün kadınları direnmeye çağıran Duygu, "Erkeklerin çoğu hiç tanımadığı bir kadına bile karışma hakkını kendine vazife olarak görüyor. Hiç bir erkeğin bir kadının seçtiği yaşam şekline karışma hakkı yoktur. Ama maalesef ki bazı kadınların buna rıza gösterdiğini görüyoruz. Birçok eğitimli, çalışan kadının sosyal yaşamdan çekildiğini gözlemledim. Ben bunu doğru bulmuyorum, bu yöntem kolay olanı seçmek, mücadeleden kaçmaktır. Bu noktada evet kadınlar seçimlerinin bedelini ödüyor fakat seçme hakkı olmayan kadınlar da var. Tamam mücadele etmek kolay değil ama insan öyle bir noktaya gelir ki artık nefes alamaz, işte tamda bu anda sokağa, mücadele etmeye, sesini duyurmaya çıkar" dedi.
'Kadınlar inadına daha çok gülmeli daha çok mücadele etmeli'
Bülent Arınç'ın 'Kadınlar topluluk içinde yüksek sesle gülmemeli' söyleminde atıfta bulunan Duygu son olarak, " Her kesin mutlu olmaya, gülmeye hakkı var. Özellikle yaşamı yeniden yaratan, doğuran, Şekillendiren ve erkeğin aksine daha da güçlü olan kadınlar inadına daha çok gülmeli ve mücadele etmeli" dedi.
(ml-öç/zd/fk)
