İHD'den savaş bilançosu: 262 ölüm, 759 yaralı
14:45
JINHA
ANKARA - İHD raporuna göre, 7 Haziran- 9 Kasım 2015 tarihleri arasında silahlı çatışma ortamı dışında doğrudan doğruya büyük çoğunluğu devletin silahlı güçleri tarafından olmak üzere 41'i 128 sivil yaşamını yitirdi, 195 sivil yaralandı. Suruç ve Ankara katliamıyla birlikte 262 sivil öldüğü ortamda insan hakları savunucuları silahlı çatışmaların bir an önce bitirilerek kalıcı bir çatışmasızlığın sağlanmasını sürekli talep etti.
İHD Genel Merkezi, 1 Kasım 2015 milletvekili genel seçim süreci ile 7 Haziran-1 Kasım dönemi arasındaki yaşam hakkı ihlalleri, gözaltı ve tutuklamalar ile ilgili değerlendir ve bilanço raporunu açıkladı. Genel merkezde yapılan basın toplantısında, 1 Kasım seçimlerine gidilen süreçte Mart 2013’ten beri devam eden çatışmasızlık ortamının sona erdiği ve 24 Temmuz 2015 tarihi itibari ile silahlı çatışma döneminin yeniden başladığı belirtilerek, . KCK’nin 10 Ekim 2015 günü ilan ettiği eylemsizlik kararının devlet tarafından görülmediği, 1 Kasım seçimlerinin deşiddet ortamında yapıldığı kaydedildi.
262 ölüm, 759 yaralı
İHD raporuna göre, 7 Haziran 2015-9 Kasım 2015 tarihleri arasında silahlı çatışma ortamı dışında doğrudan doğruya büyük çoğunluğu devletin silahlı güçleri tarafından olmak üzere 41'i çocuk 128 kişi yaşamını yitirdi, 51’i çocuk olmak üzere 195 kişi yaralandı. Bu süre içerisinde silahlı çatışmalarda 181 PKK silahlı gerillası yaşamını yitirmiş, 19’u da yaralandı. 150 asker, polis ve korucu yaşamını yitirmiş, 421’i de yaralandı. Silahlı çatışma ortamı içerisinde kalan sivillerden 9’u yaşamını yitirdi, 101’i de yaralandı. 20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç’ta gerçekleşen saldırıda öldürülen 33 kişi ile yaralanan 104 kişi 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara da ki canlı bomba saldırılarında öldürülen 101 kişi ve 460 yaralı ile birlikte toplam sivil ölüm sayısı 262, sivil yaralı sayısı 759’dur.
Çoğunluğu Kürt hareketinden bin 713 gözaltı
Bu süre içerisinde büyük çoğunluğu Kürt siyasal hareketi içerisinde bulunan kişiler olmak üzere bin 713 Kişi gözaltına alındı, bin 4’ü de tutuklandı. Bu kişiler içerisinde HDP ve DBP’li 19 belediye eş başkanı ile bu partilere mensup il ve ilçe yöneticilerinden 63’ü de bulunmakta. Bu süre içerisinde tespit edebildiğimiz kadarı ile HDP’ye 133, AKP’ye 8, CHP’ye 3, DBP’ye 4, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ne 1 kez saldırı gerçekleştirildi. 6-7-8 Eylül 2015 günlerinde Türkiye’nin çok büyük bir kesiminde HDP’lilere ve Kürtlere yönelik ırkçı ve nefret saldırıları ise sistematik olarak yapılmış ve seçim ortamı adeta yok edilerek şiddetin gölgesinde kampanya yapılmaksızın seçim ortamı gerçekleştirildi. Bu süreçte sadece iktidar partisi kendi kampanyasını gerçekleştirebildi.
'Türkiye barışta ısrarcı olduğunu ortaya koydu'
İHD, 1 Kasım 2015 seçim günü 34 Şubesinin bulunduğu illerde bağımsız seçim gözlemciliğini yapmaya çalıştı. "En önemli ihlal olarak yaptığımız tespit sandık başkanlarının sandıklar kapanmadan sandık görevlilerine seçim sonuç tutanağını boş bir şekilde imzalatmış olmalarıdır" diyen İHD, bu konuda YSK’yi yazılı olarak uyardığını bildirdi. Bu durumun seçimler üzerindeki en önemli şaibenin oluşmasına sebep olduğunu belirten İHD, "Bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye seçmeni 7 Haziran’da olduğu gibi 4 siyasal partiyi baraj üstünde tutarak barışta ısrarcı olduğunu ortaya koymuştur" diyerek şöyle devam etti:
'AKP'nin şiddet politkaları tek taraflı eylemsizliği sona erdirdi'
"1 Kasım seçimlerinden sonra seçimi kazanan AKP sözcülerinin Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü yerine bu sorunu terörle mücadele kapsamında değerlendirip güvenlik ve şiddet politikalarını sonuna kadar uygulayacaklarına dair beyanları KCK’nin tek taraflı eylemsizlik kararını sona erdirmesine gerekçe yapılmıştır. Türkiye şu anda silahlı çatışmaların yoğun olarak yaşandığı ve hergün çok sayıda insanın yaşamını yitirdiği bir şiddet ortamında bırakılmıştır. Siyasal iktidarın barış ve çözüm sürecindeki siyasal ortamı göz önüne alarak yeniden çatışmasızlık ortamına dönülmesini sağlayacak politikalar benimsemesi gerekmektedir. Aksi taktirde silahlı çatışma ortamının Türkiye’yi çok daha büyük şiddet ortamına sürüklemesine ve bir kaosun oluşmasına sebep olma ihtimali vardır."
Anayasada Kürt sorunu
Yeni Anayasa yapılırken 4 temel ilkeye mutlaka uyulması gerektiğini vurgulayan İHD, Anayasanın insan haklarına dayalı olması ve temel hak ve özgürlüklere aykırı hiçbir önermeyi içermemesi gerektiğini belirterek, "Anayasa yeniden yapılırken Türkiye’nin temel sorunlarını çözecek şekilde tasarlanmalıdır. Bunların başında Kürt sorunu, vesayet problemi, din ve vicdan özgürlüğü, ifade özgürlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği, ademi merkeziyetçiliğe dayalı yeni bir yapılanma ve sosyal devletin görevlerinin yerine getirilmesi olarak sıralanabilir" ifadelerini kullandı.
'Bir an önce kalıcı çatışmasızlık sağlanmalı'
İnsan hakları savunucularının halen devam etmekte olan silahlı çatışmaların bir an önce bitirilerek kalıcı bir çatışmasızlığın sağlanmasını sürekli talep ettiğini ifade eden İHD, şöyle devam etti: "Siyasal iktidar Türkiye’de yaşanan çatışmalara gerek ulusal gerekse de uluslararası hukuku uygulamak istememektedir. Türkiye’de yaşanan silahlı çatışmalara Türkiye’nin de taraf olduğu ve 21 Ocak 1953 tarih ve 6020 sayılı kanunla onaylanıp 30 Ocak 1953 tarihli Resmi Gazete ile yürürlüğe koyduğu Cenevre Sözleşmelerinin ortak 3. Maddesini uygulama sorumluluğu ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Hak savunucuları olarak yaşanan çatışmalarda insancıl hukuk ihlallerinin belgelendirilip raporlanmasında ve bu konuda gerekli hukuksal müeyyidelere başvurulmasında en etkili yöntemlere başvuracağımızı belirtmek isteriz."
(sy/fk)
