'Güçler küresel ise dayanışma da küresel olmalı'

15:36

JINHA

İSTANBUL - Barış Bloku tarafından, Silvan'da 11 gündür devam eden devlet terörünü kınamak ve uluslararası kuruluşlara gönderdikleri dayanılama metnini kamuoyuyla paylaşmak adına düzenlenen basın açıklamasında, "Güçler küresel ise dayanışma da küresel olmalı. Bizler aynı ülkenin değil, aynı dünyanın yurttaşları olmayı beceremedik. El ele olmaktan başka bir umut düşünemiyoruz" denildi.

Diyarbakır'ın Silvan ilçesinin Tekel, Konak, Mescit mahallelerinde halkın kendi iradesine sahip çıkma talebinin devlet güçleri tarafından katliamla yok sayılması 11'inci gününde de devam ediyor. Silvan'da yaşanan katliama dikkat çekmek ve AKP'nin halkın özyönetim talebine katliamla değil barışla cevap olabilmesi için Barış Bloku tarafından Türk Mühendis Mimarlar ve Odalar birliği (TMMOB) binasında basın açıklaması düzenlendi. "Silvan Yalnız değildir" pankartının açıldığı açıklamaya, İstanbul milletvekillerinden Filiz Kerestecioğu, Sezai Temelli, HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel, HDP eski milletvekili Beyza Üstün, EMEP Eş Başkanı Selma Gürkan, CHP eski milletvekili Melda Onur, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Türk Tabibler Birliği Başkanı Başkanı Raşit Tükel, Şair-Yazar Murathan Mungan ve Barış Bloku'u bileşenlerinin temsilcileri katıldı.

'Fiilen polis ve asker işgali yaşanıyor'

Açıklamada ilk olarak konuşan Barış Bloku Eş Sözcüsü Gencay Gürsoy, Barış Bloku'nun dayanışma için uluslararası kuruluşlara yazdığı, "Silvan Ablukasını Kaldırın!" adlı çağrı mektubunu okudu. 4 dilde yazılan mektupta şu ifadeler yer aldı: "Fiilen polis ve asker işgali yaşanıyor. Vatandaşlar yiyecek almak, yaralılarını hastaneye götürmek, ölülerini toprağa vermek için evlerinden çıkamıyor. İnsanlar bodrumlara sığınıyor, akrepler evleri tarıyor, helikopterler bölgeye ateş açmak için kullanılıyor. Kadın, çocuk ve yaşlıların dahil olduğu düşünülen ölü ve yaralı sayısı tam olarak bilinemiyor."

'Devlet Silvan'daki üç mahalleyi haritadan sileceğiz diye tehdit ediyor'

HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir'in saldırılara ilişki olarak İçişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili ile görüştükten sonra yetkili ile Ziya Pir arasında geçen konuşmaları aktaran Gencay," Ziya Pir görüştüğü yetkilinin kendilerine 'Biz Silvan'daki üç mahalleyi haritadan sileceğiz' dediğini aktardı. Sivil halk gözetilmeden her yere ateş açılıyor. Asker, polis ya da hiçbir yerde kaydı olmayan, benim 'kelle avcısı' dediğim kişiler yaşam gördükleri her evi yukarıdan aşağıya tarıyor. Mahalleleri gören yerlere de tanklar konuşlandırılmış. Kimse dışarıya çıkamıyor" diye konuştu.

'Uluslararası düzeyde acil dayanışma gerekiyor'

15-16 Kasım tarihleri arasında Türkiye hükümetinin Antalya'da düzenlenecek olan G20 toplantısına ev sahipliği yapacağını hatırlatan Gencay " G20 toplantısı Türkiye hükümeti açısından önemli bir prestij değere sahip ve ne yazık ki Avrupa hükümetleri Avrupa'ya mülteci akınını durdurabileceği umudu ile Türkiye hükümetini insan hakları ihlalleri konusu eleştirmekten geri duruyorlar. Uluslararası düzeyde acil dayanışma bu durumda bir değişiklik yaratabilir. Bizler hayatları kurtarabilmemiz için, milletvekilleri, insan hakları temsilcileri ve barış delegasyonlarının mahallere girmesine izin verilmesini ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin bölgeye erişimin sağlanması gerekiyor" diye konuştu.

'Medya Silvan'da yaşananları sanki başka bir ülkedeymiş gibi sunuyor'

Gencay Gürsoy' un ardından konuşan Melda Onur, Silvan'da yeniden şiddet, ölüm ve katliamların yaşandığını söyleyerek Silvan'a sanki başka bir ülkenin sınırları içinde olan bir yermiş gibi saldırıldığını ve adeta düşman bir ordunun güçleri tarafından Silvan'ın işgal edildiğini söyledi. Ana akım medyanın da bu uygulamalarla ortaklaştığını ve Silvan'la ilgili haberlerini başka bir ülkeden bildiriyorlarmış gibi sunduğunu ifade eden Melda, "Silvan' da yaşananlar kendi ülkemizin sınırları içinde yaşanıyor yani hemen yanı başımızda insanlar katlediliyor. Ben asker çocuğuyum ve inanın ki hiç bir asker ailesi savaş istemez hiç bir anne oğlunu ölsün diye askere göndermez. Biz sadece siviller için değil herkes için barış istiyoruz ve hiç kimse ölmesin diyoruz" şeklinde konuştu.

'HDP'li vekiller itibarsızlaştırmaya çalışılıyor'

"Silvan'da yaşananlar sokaklara hendek kazılması gibi sıradanlaştırılmış ve orada yaşananlar sanki bundan ibaretmiş gibi sunuluyor. Oysaki Silvan'da yaşanan katliamlar bir halkın özgürlüğüne, kendi anadili ile var olma istemine, öz yönetimine ve iradesine yönelik bir saldırıdır" diyen Filiz Kerestecioğlu ise yaşanan katliamın durdurulması için Silvan'a giden HDP'li vekillere yönelik saldırıları eleştirdi. Filiz, "7 Haziran seçim sonuçlarını iptal ederek 80 milletvekilimizi tanımadıkları yetmiyormuş gibi şimdi de Silvan' a giden vekillerimize saldırarak, onları itibarsızlaştırmaya ve siz de hiç bir şey yapamazsınız demeye çalışıyorlar ama bunu başaramayacaklar, bu abluka kırılacaktır. Güçler küresel ise dayanışma da küresel olmalı" diyerek uluslararası güçlere gönderdikleri metnin önemine değindi.

"Direnenlerde var bu havada'

Şengal'de YPG'nin ilerleyişini selamlayarak konuşmasına başlayan Sebahat Tuncel de "bölgede sadece katliamlar, kötü şeyler olmuyor" diyerek Şair Ahmed Arif'in dizlerini hatırlatarak, "Bu sabaha daha mutlu, umutlu uyandım. Şengal' den gelen haberler umut tazeleyici. Dövüşenler, direnenler, kazananlar da var bu havada" dedi. AKP'nin Silvan'da yürüttüğü katliama kendi imzaladığı uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini hatırlatan Sebahat, "Siz hiç bir hak, hukuk tanımadan insanları katlediyorsunuz. İnsanlar bu durumda ne yapacaklar, oturup katledilmeyi mi bekleyecekler, tabi ki haklı olarak direnecekler" dedi.

'Köprüden çıkışımız için son şans '

Murathan Mungan ise Türkiye' de yaşanan katliamlardan sonra söylenecek her sözün, kelimenin de insanlar gibi kanadığını söyleyerek, " Türkiye için hep Avrupa ile Asya arasında bir köprü metaforu kullanılıyordu. Evet Türkiye bir köprü, köprüden çıkışımız için son şansımız. Bizler 12 Eylül'den beri zaten katliamlara maruz kaldık, şu anki çabamız gençler için. Biz bu toplantıları Silvan'sa olup bitenleri bilmeyenlere anlatmak ve onları barışın sahasına indirmek için yapıyoruz. Bizler aynı ülkenin değil, aynı dünyanın yurttaşları olmayı beceremedik. El ele olmaktan başka bir umut düşünemiyorum " şeklinde konuştu.

(ml/zd)