Poyraz Ali zindanda ve 4 yaşında, unutmayın!
09:00
JINHA
İSTANBUL - Atipik Otizm teşhisi konulan 4 yaşındaki Poyraz Al’nin annesi Zeynep Bakır, Poyraz’ın doğum günü vesilesiyle bir kez daha dışardakilere duyarlılık çağrısında bulunan bir yazı kaleme aldı: “‘Aylan’ bebeklerin cesetlerinin kıyıya vurduğu bir dünyada pek önemsiz bir şeydir Poyraz Ali’nin doğum günü ve hatta kendisi. Gene de biz anneler çocuklarımızın ‘hiç’ muamelesi görmesini kabullenemeyiz.Şartsız koşulsuz ‘Çocuk Yasası’ndan faydalanmak istiyorum. Hatta ‘Denetimli Serbestlik’ koşullarımın çocuğumun ihtiyaçlarına göre düzenlenmesini istiyorum. Poyraz Ali’yi hapishanede unutmayın!’
Atipik Otizm teşhisi konulan 4 yaşındaki Poyraz Al’nin annesi Zeynep Bakır, Bakırköy Kadın Cezaevi’nden oğlu için bir yazı daha kaleme aldı. Poyraz Ali’nin cezaevinde yaşadığı sorunları anlatan Zeynep Bakır, oğlunun sağlıklı bir şekilde tedavi görebilmesi için kaybedilecek 1 dakikanın bile olmadığını söyleyerek duyarlılık çağrısında bulundu.
Zeynep’in dışardakilere mektubu şöyle:
Bugün 13 Kasım. Poyraz Ali adlı bir halk çocuğunun –ki benim oğlum olur- doğum günü bugün. ‘Aylan’ bebeklerin cesetlerinin kıyıya vurduğu bir dünyada pek önemsiz bir şeydir Poyraz Ali’nin doğum günü ve hatta kendisi. Gene de biz anneler çocuklarımızın ‘hiç’ muamelesi görmesini kabullenemeyiz. Aklı başında olanlarımız, bu acımasız çarkın içinde ezilmesine tepkisiz kalamaz. Hiçbir şey beceremezsek ağıt yakarız, illa ki ulaşır sesimiz birilerine, illa ki rahatsız olanlar da olur. Ama ben ağıt yakmayacağım. Hep anlatacağım Poyraz Ali’nin ödediği bedeli. Zararın neresinden dönersek faydasınadır Poyraz Ali’nin çocukluğunun. Yok bu olmayacaksa bu çocuğa yaşatılanlar teşhir edilmelidir. Başka çocuklara yaşatılmasın diye, yaşatanların yanına kar kalmasın diye. Poyraz Ali ilerde dönüp baktığında ‘ailem elinden geleni yapmıştı’ diyebilsin diye.
‘Bir kez daha anlatıyım oğlumun hikayesini…’
Bir kez daha özetleyeyim Poyraz Ali’nin hikayesini; Bugün artık tam olarak ‘4’yaşında. ‘2’yıldır hapishanede. Poyraz Ali’ye hapishaneye girdiğimizde ‘atipik otizm’ tanısı kondu. Rehabilitasyon ve kreş şarttı, acilen başlamalıydı. Başlayamadık. Tutuklanalı 5 ay olmuştu, 3 hapishane değiştirmiştik bile. (Lütfen bu konunun uzmanı olan birileri sadece bu tutuklanıp 3 hapishane değiştirme faslının bile ‘atipik otizm’ raporlu bir çocuğa ne zararlar verdiğini anlatsın!) Nihayet Bakırköy Hapishanesi’nde, o da sadece haftada 2 saat rehabilitasyona gitmeye başladık. Sonra da kreşe. Kreşle ilgili hiçbir bilgi verilmiyordu. Tamamen bir karanlıktı çocuğumuzu gönderdiğimiz kreş bizim için. Ancak tedavisi için ‘şart’ diye mecbur gönderiyordum. Poyraz Ali kreşten nefret ediyordu. Zorla gardiyana veriyordum onu. Çığlık çığlığa ağlıyordu… Her gün… Yemekler problemdi, oyuncak yasaktı…
‘Poyraz Ali tartışıldı ama sonuç aynı’
Koğuştaki arkadaşlarımın desteğiyle o günleri atlatmaya çalışırken dışardaki arkadaşlarım da bir kampanya başlattı. ‘Hasta ve rehabilitasyona ihtiyaç duyan çocuk annelerine denetimli serbestlik’ istiyorduk. Kimi eylem ve etkinlikler düzenlendi. Sosyal medyada, gazetelerde, tv’lerde tartışıldı bu konu. O dönemki Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın kimi sözleri de oldu konuya dair. Neticede bu talebimiz kabul edilmedi. Ceza ertelemesi bile alamadık. Ancak bu çabalar sayesinde eğitim saatlerimiz arttı, kreşe oğlumu kendim götürüp getirmeye başladım, bazı oyuncaklar hapishaneye alınmaya başlandı. Tüm bunlar oğlumun eğitiminde işimi kolaylaştırdı. Genel olarak hapishanedeki çocuklar sorunu tartışıldı. Yetkililer bu konuda kimi kez daha temkinli davranmak zorunda kaldı.
‘Poyraz Ali için kazandığımız haklar da garanti değil biliyoruz’
Aradan aylar geçti. Türkiye 2 seçim, pek çok katliam, sayısız tartışma gördü. Bunca karmaşanın ortasında cümle kazanılmış haklar risk altındayken Poyraz Ali için kazandığımız haklar da garanti değil biliyoruz. Daha bu hafta ‘kalın kapaklı’ diye bir kitap içeri alınmadı. Kuşlara kafes için ahşap olsun şartı aranırken Poyraz Ali’nin yap-bozu ‘ince sunta’ diye alınmadı. Neyin yasak neyin olmadığı çok muallak. Her adım bürokrasi ve keyfiyete takılıyor. Bir kitap için defalarca dilekçe yazıyor, yetkili birilerini bulmaya çalışıp görüş yapıyorsun. Poyraz Ali’nin şu hücrede ne kadar oyuncağı, kitabı varsa hepsini tek tek uğraşarak didişerek kazandık desem abartmış olmam. İki yıl böyle geçti. Ocak 2016’da çıkmamıza ‘2’ yıl kalıyor. ‘Çocuk Yasası’ diye anılan bir yasa var. Bu yasaya göre 0-6 yaş çocuk sahibi anneler infazlarının bitimine 2 yıl kala ‘Denetimli Serbestlik’le bırakılıyorlar. 0-6 yaş çocuk sahibiyim (hem de rehabilitasyona ihtiyaç duyan bir çocuk). Ancak hapishane yetkililerinin söylediğine göre bu yasa bana vurmuyor. Neden? Çünkü ben ‘siyasi hükümlü’yüm. Peki bunda benim ‘anne’liğimi, Poyraz Ali’nin ‘çocuk’luğunu bağlayan ne var? ‘Hasta ve rehabilitasyona muhtaç çocuk anneleri için denetimli serbestlik’ istemekten geçtik; mevcut çocuk yasasından bile faydalanamadığımız çıplak gerçeğiyle karşı karşıya kaldık.
‘Çocuk Yasası’ var ve o da beni kapsamıyor öyle mi?’
Ancak bunu kabul etmiyorum. ‘1 Mayıs’a gitmek’, ‘Devrimci cenazelerine katılmak’, ‘Gazete çıkarmak’, gibi tamamen yasal faaliyetlerden ‘yasadışı örgüt üyeliği’ cezası almışım, düşüncelerim suçlanmış, üstüne çocuğumla hapis yatmışım, bu hapislikte çocuğumun tedavisi için türlü türlü engelleri aşmak zorunda bırakılmışım. Bir ‘Çocuk Yasası’ var ve o da beni kapsamıyor. Öyle mi? Neden? Adalet Bakanlığı bunu açıklasın. Ben anne değil miyim? Ya Poyraz Ali? O, çocuk değil mi?
Üstelik tedaviye, rehabilitasyona ihtiyaç duyan bir çocuk. Şartsız koşulsuz ‘Çocuk Yasası’ndan faydalanmak istiyorum. Hatta ‘Denetimli Serbestlik’ koşullarımın çocuğumun ihtiyaçlarına göre düzenlenmesini istiyorum.
Ve siz de bunu isterseniz olur, biliyorum. Bir çocuğun çocukluğunu kurtarmak dünyayı kurtarmak değildir belki ama onun dünyasını kurtarmaktır ve bu daha güzel bir ülke için atılan adımlardan biridir. Poraz Ali’yi hapishanede unutmayın…”
(zd)

