Sığınaksız bir dünya için: Erkek şiddetine karşı kadınların kolektif gücü

12:23

JINHA

ANKARA - Kadın örgütleri ve alanda çalışan kadınların bir araya gelerek Türkiye’de kadına yönelik şiddeti alanındaki uygulamaları ve deneyimleri paylaştığı Kadın Sığınakları Kurultayı, bu sene 'Erkek Şiddetine Karşı Kadınların Kolektif Gücü: Dayanışma ve Mücadele Alanlarımız" başlığı altında dayanışma ve mücadele alanlarını tartışıyor. ‘Sığınaksız Bir Dünya İçin’ bir araya gelen kadınlar, Kürdistan’da özsavunmasını gerçekleştiren kadınlara da selam gönderdi.

18. Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezleri Kurultayı Ankara'da başladı. Her yıl başka bir ilde olan kurultay, bu yıl ‘Sığınaksız Bir Dünya İçin’ sloganıyla "Erkek Şiddetine Karşı Kadınların Kolektif Gücü: Dayanışma ve Mücadele Alanlarımız" başlığı altında Ankara’da gerçekleştirilecek.

Savaş ve çatışma ortamında şiddetle mücadele

Kurultayda üç gün boyunca 41 ilden 60 kadın örgütü ve 325 katılımcı ile, farklı şiddet biçimleri ve bunlarla mücadele, şiddetle mücadelede yasal mevzuatın nasıl kullanılabileceği, şiddetle mücadelenin savaş ve çatışma ortamlarında nasıl sürdürülebileceği ve şiddete karşı daha fazla güçlenileceği, savunma, kadın dayanışmasını kurma ve büyütme konuşulacak.

Bera Otel’de gerçekleştirilen kurultayın açılış konuşmasını 19 bileşen adına Kadın Dayanışma Vakfı’ndan Pınar Çetinkaya yaptı. Konuşmaya bu yıl elde edilen kazanımlardan bahsederek başlamak istediklerini, ancak içinde bulunulan karanlık savaş ortamının buna izin vermediğini belirten Pınar, hak ve özgürlüklerin askıya alındığı ve baskıların arttığı dönemlerden geçildiğini söyledi.

Aileden sokağa, gözaltından cezaevlerine şiddet sürüyor

Herkes için zor geçen bu şiddet dolu dönemde, kadınların toplumsal cinsiyet, cinsellik ve bedeni üzerinden şiddeti daha farklı biçimlerde yaşadığına dikkat çeken Pınar, “Aile içinde, yakın ilişkilerimizde erkeklerin şiddetine maruz kalıyor ve buna karşı mücadelemiz sürüyorken, kolluk kuvvetlerinin sokakta, gözaltında ve cezaevlerinde kadınlara açıkça şiddet uyguladığına tanık oluyoruz” dedi. Lezbiyen, biseksüel, trans ve intersekslerin marjinalleştirilerek nefret suçlarının hedefi haline getirildiğini belirten Pınar, engelli kadınların maruz bırakıldıkları şiddeti ise kimsenin görmediğini söyledi.

‘Feminist mücadele umut veriyor’

Çoğu zaman zaten ikincilleştirilen ve ötelenen kadına yönelik şiddet ile mücadelenin, savaş ve çatışma ortamları gibi hak ihlallerinin çok yoğun bir şekilde yaşandığı dönemlerde daha da gündemden düştüğüne tanıklık edildiğini ifade eden Pınar, bugünlerde kadınlara özellikle daha büyük iş düştüğünün altını çizerek, “Biliyoruz ki savaş ve çatışma ortamları kadına yönelik şiddeti yaygınlaştırıyor ve derinleştiriyor. Şiddet ortamlarında en ağır bedelleri ödeyenler yine kadınlar ve çocuklar oluyor. Bu birliktelik ve dayanışma, mücadeleyi sürdürmek için bize güç ve umut veriyor. Bu yüzden feminist mücadeleyi tüm zorluklarına rağmen yaşamlarının amacı haline getirmiş tüm kadınları selamlıyoruz” diye konuştu.

Mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdüreceklerinden şüphe duyulamayacağını vurgulayan Pınar, “Yaşasın kadın mücadelesi, yaşasın kadın dayanışması” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

‘Yaşamak için barışa ihtiyaç duyuyoruz’

Açılış konuşmasının ardından oturumlara geçildi. İlk olarak, ‘Yaşamak için dayanışmaya ve barışa ihtiyaç duyuyoruz’ başlığı altında barış deneyimleri ve dayanışma örnekleri konuşuldu. Konuşmacılardan Hatice Erbay, ‘Sığınaksız Bir Dünya İçin’ Paris, Cizre ve Silvan'ı anarak başladı. Kurultayın yapıldığı salonda, Ankara katliamında yaşamını yitirenlerin yer aldığı bir afiş de asıldı.

14-16 Kasım tarihleri arasında Bera Otel’de yapılacak olan kurultayda, “Kadın ve LBT Mahpuslarla Nasıl Bir Dayanışma”, “Savaş ve Çatışma Ortamında Şiddetle Mücadele”, “Üreme ve Ürememe hakkımız: Kadın Cinselliğine Devlet Müdahalesi”, “Feminist Yöntemlerle Da(ya)nışma Merkezi” ve “Feminist Yöntemlerle Sığınak” başlıkları altında atölyeler de düzenlenecek.

(sy/fk)