Cumartesi Anneleri: Ünlüler buradayken değil her zaman yanımızda olun
13:54
JINHA
İSTANBUL - Cumartesi Annelerinin 555'inci eyleminde konuşan HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Sesimizi hiçbir şekilde duymak istemeyen zihniyet bu gün Silvan'da katliam gerçekleştiriyor. Ama şu bilinsin ki Cumartesi Annelerinin eli AKP'nin iki yakasında olacaktır" dedi. Yapılan konuşmalarda gazetecilere sitem eden kayıp yakınları, "Ünlüler buradayken değil her zaman yanımızda olun" dedi.
Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için sürdürdükleri adalet arayışının 555'inci haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Failler belli, kayıplar nerede?" pankartı ile kayıp yakınlarının fotoğrafları ve karanfiller taşıyan Cumartesi Anneleri'nin bu haftaki eyleminde, 23 Kasım 1993'te Diyarbakır'da gözaltında kaybettirilen Mehmet Şah Ekincisoy'un akıbetini sordu. Her hafta olduğu gibi bu hafta da CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun destek verdiği annelerin eylemine ayrıca HDP İstanbul Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Pervin Buldan ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş katılım gösterdi. Silvan'da devam eden saldırılara dikkat çekmek amacıyla "Silvan'da vahşet var, insanlık ses ver" pankartının açıldığı eylemde ilk olarak kayıp yakınları konuştu.
'Celladına aşık Türkiye halkı AKP'yi yine iktidar yaptı'
Gözaltında kaybettirilen Kenan Bilgin'in kardeşi İrfan Bilgin, basının sadece tanınmış kişilerin eyleme destek verdiği haftalarda Cumartesi Annelerinin eylemine ilgi göstermesini eleştirdi. İrfan, "Ünlüler burada değilken de sizi görmek istiyoruz, siz sesimizi duymadıkça bu ateş sizi de yakar. Resmini taşıdığımız bu insanlar Başbakan'ın beyaz Toroslarla tehdit ettiği Toroslarla katledildi. Ama hala kimse sesimizi duymak istemiyor, Türkiye halkı celladına aşık bir halk, ne yazık ki sesimizi daha halka dahi ulaştıramamışız ki, AKP yine iktidar" diye konuştu. Ardından söz alan Sezgin Tanrıkulu, Paris'te yaşanan katliama dikkat çekerek, "Paris ve Silvan'da yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum. Bu katliamları yapanlar ve buna zemin hazırlayanlar bilsinler ki elbet bir gün halk tarafından yargılanacaklar" diye konuştu.
'Cumartesi Annelerinin eli AKP'nin iki yakasında olacaktır'
Cumartesi Anneleriyle birlikte bir kayıp yakını olarak ilk günden bu yana adalet arayışında olan HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan, "Yıllardır kayıp yakınları olarak adalet arayışımızı sürdürüyoruz. Sesimizi hiçbir şekilde duymak istemeyen zihniyet bu gün Silvan'da katliam gerçekleştiriyor. Ama şu bilinsin ki Cumartesi Annelerinin eli AKP'nin iki yakasında olacaktır" ifadelerini kaydetti.
'Silvan DAİŞ zihniyetinin iktidarda olduğunu göstermiyor mu?'
Ardından Selahattin Demirtaş söz aldı. Paris katliamında yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Selahattin, "Paris'te olanlar, ülkemizde yabancısı olmadığımız bir olaydır ne yazık ki. Fransa halkının acısını paylaşıyoruz ama aynı zamanda Türkiye halkını da bu katliamlara karşı mücadele etme ye çağırıyoruz. Bu devlet katliamların birinci sorumlusudur. Suruç'tan, Amed'e, Ankara'ya kadar DAİŞ'i destekleyenlerin kim olduğunu biliyoruz. Silvan'da olanlar zaten DAİŞ zihniyetinin iktidarda olduğunu göstermiyor mu? Parlamentoya giren vekillerimiz ve partimizin eş genel başkanı polis tarafından açık şekilde hedef alınarak saldırıya uğruyor ve buna karşı hala bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük şovmenlerinden biri olan Başbakan'ı, 'kimse şov yapmasın' diyor. Şunu bilsinler ki biz saldırılardan korkup geri adım atacak bir parti değiliz. Burada Cumartesi Annelerinin kesintisiz sürdürdüğü eylemi, tüm yapılanlara karşı sergilenen insanlığın en büyük göstergesidir" diye konuştu.
'22 yıllık cezasızlık son bulsun'
Ardından geçilen basın açıklamasını okuyan Çiğdem Demirbilek şu ifadelere yer verdi: "22 yaşındaki Mehmetşah, askerden yeni gelmişti. Silvan'da köyleri yakıldığı için Diyarbakır'a yerleşen Mehmet Şah ailesiyle birlikte yaşıyordu. Mehmet Şah ve 3 arkadaşı amcasının evinde misafirlikte olduğu sırada polis baskın yaptı ve iki arkadaşını başka oda sorguya çekti. Kısa sürede odada çatışma çıktı ve bir arkadaşı ile bir polis öldü. Daha sonra gözaltına alınan Mehmet Şah ise ağır işkencelerden geçirildi ve ailesi buna tanık olsun. Gözaltına alındığı dönemden bu yana Mehmet Şah'tan bir daha haber alınamadı. Yıllardır adalet arayışını sürdüren ailenin açtığı davalar sonuçsuz kaldı ve aile AİHM'e başvurdu. Bu sırada Diyarbakır Başsavcılığı tarafından aile tehdit edildi ama aile vazgeçmedi. AİHM Türkiye'yi Mehmet Şah davasında mahkum etti. Tüm bu olanlardan dönemin başbakanı Tansu Çiller ve bölgede görev yapan tüm askeri yetkililer, polis amirleri ve 50'inci dönem hükümeti sorumludur."
(öç-zd/fk)
