'Çoğunlukçu irademizle başımızı ezmek isteyenleri yenilgiye uğratırız'
09:01
Öykü Dilara Keskin/JINHA
İSTANBUL - Çerkes ve Kürt halkının verdiği mücadelelerin benzerliklerini anlatan gazeteci İnci Hekimoğlu, "Birlikte mücadele büyütülmezse, tek tek katletmeleri, sindirmeleri, yalnızlaştırmaları kolay oluyor. Çoğunluğu harekete geçirecek dinamikleri bulmak, yaratmak, zorlamak durumundayız. Bunu yapabilirsek, azınlığın çoğunlukçu iradesiyle, başımızı ezmekten bahsedenleri yenilgiye uğratabiliriz" dedi.
Yıllardır Kürdistan'da devam eden direniş mücadelesi tüm dünya halklarına örnek teşkil ederken, Çerkes halkının da Gürcistan ve Rusya'ya karşı verdiği mücadeleyle de benzerlik içeriyor. Bağımsızlığını ilan etmesinin ardından başkenti Soçi olan Çerkesy'da, ait olduğu asırda imparatorluklarla yönetilen bir dünyada, eyaletler ve halk meclislerine dayanan yönetim şekli bulunuyordu. Yönetim şekli Kürdistan'da oluşan öz yönetime ve Rojava'daki yönetim şeklinde dair benzerlikler içeren Çerkes halkı da Rusya ve Gürcistan tarafından nefret söylemine maruz kaldı. Gazeteci İnci Hekimoğlu, Çerkes ve Kürt halkının yaşadığı benzerlikleri anlatarak, halkların birbirilerinin tarihlerinin öğrenip birlikte mücadele etmelerinin önemine vurgu yaptı.
'Çerkesler bağımsızlığını koruyamadı soykırıma uğradı'
Tarihi Çerkesya ile Kobanê'nin yönetim şeklinin ve emperyal devletlere karşı verdiği mücadelenin aradan geçen 3 asra rağmen birbirine şaşırtıcı derecede benzerlikler içerdiğini söyleyen İnci, "Çerkesya başkenti Soçi olan, ait olduğu asırda imparatorluklarla yönetilen bir dünyada eyaletler ve halk meclislerine dayanan yönetim şekliyle adeta çölde bir vaha gibiydi. Çarlık Rusyası, İngiltere ve Osmanlı imparatorluklarının, her biri kendine özgü çıkarları nedeniyle Çerkesya'nın tarihten silinmesini ve topraklarından sürülmesini yararlı buldu" dedi.
Çerkes halklarının, 100 yıla yakın verdiği savaşa rağmen bağımsızlığını koruyamadığını ifade eden İnci, böylelikle de Çerkeslerin kendi topraklarından sürüldüğünü ve tarihin bilinen ilk soykırımına maruz kaldığını dile getirdi.
'Çerkesya'nın Kobanê ile benzerlikleri var'
Çerkesya'nın yönetim şeklini anlatan İnci, "Çerkesya 12 bölgeye ayrılmıştı ve Soçi'de merkezileşen Çerkesya Halk Meclisi bu bölgelerin temsilcilerinden oluşurdu. Birbirinden farklı halklar, farklı etnik ve dini gruplar eşit söz hakkına, eşit haklara sahipti. Çünkü bütün kararlar halka açık yapılan meclis toplantılarında alınırdı" diye ifade etti.Çerkesya'nın bir cezaevine bile ihtiyaç duymayan bir toplum olduğunu söyleyen İnci, "Kendi rızalarıyla alınan kararlara, yazılı bir anayasa olmamasına rağmen herkes gönüllü olarak uyardı" diyerek Çerkesya'nın Kobanê ile olan benzerliğine dikkat çekti.
'Kürt gerillaları için kullanılanlar Abhazlar için de kullanıldı'
Çerkes ve Kürt halkının arasında yaşanan benzerliğin hala devam ettiğini belirten İnci, "Abhazya'da yaşananlara bakarsak yine inanılmaz benzerlikler görebilirsiniz. Rusya'nın Lenin döneminde verilen bağımsızlık hakkı ile Özgür Abhazya Cumhuriyeti kuruldu. Daha sonra işbaşına gelen Gürcü kökenli Stalin, maalesef Abhazya'yı özerk cumhuriyet statüsüne indirerek Gürcistan'a bağladı. Abhazya bugün hâlâ bu nedenle çeşitli sıkıntılar yaşıyor" diyerek yaşananları anlattı.
Gürcistan'ın iki kez Abhazya'ya saldırarak, işgal etmeye kalktığını hatırlatan İnci, "Bugün tıpkı Kürt gerillalar için kullanılan tanımlar Abhazlar için kullanılmıştı. Hâlâ bugün havuz medyası dahil pek çok ülke basınında Abhazya'nın başına 'ayrılıkçı', 'isyancı' gibi kavramları koyarak haber yapıldığını görürsünüz. Oysa Abhazya bugün bağımsız bir devlet olarak sınırlı olsa da bazı ülkeler tarafından tanınmıştır" diye anlattı.
'Tıpkı Kobanê'ye savaşmak için gidenler gibi...'
İnci, Kürt halkı ile Çerkes halkının başka bir benzerliğinin ise 1998'de Abhazya'nın Gali bölgesinin Gürcüler tarafından işgal edildiği haberleri gelir gelmez, Türkiye'den ve Kafkasya'daki çeşitli Çerkes cumhuriyetlerinden kadın erkek yüzlerce kişinin savaşmak üzere Abhazya'ya koşması olduğunu söyledi. İnci, "Bu savaşta onlarca şehit geldi. Tıpkı buradan Kobanê'ye savaşmak için giden kadınlar erkekler gibi. O dönemde cephede çekilmiş videolara bakarsanız, üniformalı genç kadınların ve erkeklerin görüntülerini bulursunuz. Savaş arasında birlikte milli oyunlarımızı oynadıklarını görürsünüz" dedi.
'Birbirimizi tanımak başarmak zorundayız'
Halkların ortak mücadeleler verdiğini vurgulayan İnci, "Halkların birbirlerinin tarihini, deneyimlerini öğrenmeleri sağlanmalı. Tabi daha da önce halklar kendi tarihlerini 'resmi' ağızlardan değil bağımsız kaynaklardan öğrenmeli. Bunun başlı başına empati ardından dayanışma geliştirecek en önemli adım olduğunu düşünüyorum" dedi. "Gürcistan-Abhazya savaşına ait internetten görüntüleri bulsanız, benzerliğe şaşarsınız" diyen İnci "Bağımsızlık savaşları çünkü birbirine benzer. Önce aynı biçimde düşmanlaştırma, şeytanlaştırma, ardından yalıtma ve yalnızlaştırma gelir" dedi.
Rusya'nın da Çerkesler için "barbar", "dağlı", "vahşi" gibi kavramlar kullandığını söyleyen İnci şöyle devam etti: "Kürtlere yıllarca yakıştırılan sıfatlarla bire bir aynıdır. Yaratılan bu mesafeyi kırmanın tek yolu birbirlerini tanımanın yollarını açmak. Zor ama başarmak zorundayız. Görüldüğü gibi birlikte mücadele büyütülmezse, tek tek katletmeleri, sindirmeleri, yalnızlaştırmaları kolay oluyor. Oysa biz çoğunluğuz. Bu çoğunluğu harekete geçirecek dinamikleri bulmak, yaratmak, zorlamak durumundayız. Bunu yapabilirsek, azınlığın 'çoğunlukçu' iradesiyle, "başımızı ezmekten' bahsedenleri yenilgiye uğratabiliriz. Ancak o zaman eşit-özgür-adil bir dünya idealimizi gerçekleştirebiliriz."
(zd/gc)
