Paris tanıkları: Acı ortak, katleden IŞİD, katledilenler halk
11:28
Sibel Yükler/JINHA
ANKARA - "Patlama olmasaydı cumartesi günü Paris'te Silvan için bir dayanışma yürüyüşü gerçekleştirilecekti" diyen katliam tanıklarından Tuğçe Yaşar ve Dilara Gürcü, "Biz Silvan'a gidemedik, Silvan'ı buraya getirdik. Çünkü katledenler de katledilenler de aynı. Ortada tek bir düşman var, o da IŞİD. Bu örgütün büyümesine izin veren her ülke bu katliamlardan sorumludur" dedi.
Fransa'nın başkenti Paris'te 13 Kasım Cuma gecesi 7 ayrı yerde düzenlenen silahlı ve bombalı saldırılarda en az 120 kişi öldü. Paris'te ünlü Bataclan Konser Salonu'nu silahlarla basan saldırganlar 100'den fazla kişiyi rehin aldı. Saldırıların yaşandığı sırada Paris'te olan iki kadın olay anını ve sonrasını JINHA'ya anlattı. 2006 yılında ailesiyle Paris'e yerleşen ve Sorbonne'un Dil kampüsünde Fransız Dili ve Edebiyatı-Türk Dili Edebiyatı okuyan Tuğçe Yaşar, aynı zamanda cuma ve cumartesi günleri bir restoranda çalışıyor. Tuğçe'nin çalıştığı restoran République Meydanı'na yürüyerek 20 dakika, Bataclan Konser Salonuna 25 dakika ve Voltaire Caddesi'ne ise yine 20 dakika uzaklıkta. Ancak en çok Le Carillon Kafesi'ne çok yakın olduğunu söylüyor. Tuğçe, "Silah seslerini işitiyorduk restoranda ve silah seslerini daha çok bastıran polislerin, ambulansların siren sesleriydi. Bomba sesleri geliyordu, ama biz bunları bomba olarak düşünmemiştik, havai fişek gösterisi oluyordur diye düşündük" diye belirtti.
'Ellerinde silahlı polisleri görmek çok korkunçtu'
Hemen yanı başlarındaki karakolun bomboş olduğunu dile getiren Tuğçe, "Çünkü, içersindeki bütün araçlar, motosikletler hatta bisikletler bile yola düşmüştü. Ne olduğunu anlamak hayli zordu. Polisler bütün yolu işgal etmiş, gördüğü bütün sivillere 'evlerinize gidin çağrısı' yapıyordu. İşletme sahiplerine, işyerlerini kapatmaları çağrısında bulunuyorlardı. Ellerinde silahlı polisleri görmek çok korkunçtu. İnsanlar ilk etapta bu görünüşten ürkerek endişeleniyordu. Ne yapacaklarını bilmiyordu, tabii biz de öyleydik" ifadelerinde bulundu.
'İlk defa tanık oldum'
Ömründe ilk kez silah sesine bu kadar yakın olduğunu söyleyen Tuğçe, çok kısa bir sürede, bütün dükkanların kepenk kapattığını ve sokakta yalnızca polislerin kaldığını söyledi. Tuğçe, "Buradaki kargaşayı anlatmak güç. İnsanların koşuşturmacaları, yüzlerindeki telaşı, nereye gideceklerini bilemeyişleri sessiz bir görüntü halindeydi. Böylesi telaşa canlı olarak ilk kez tanık oluyordum. Belleville'e geldiğimizde de sakin kaldım, Belleville'i hiç böyle sessiz görmemiştim. Tek bir kişi yoktu sokakta. Elbette polis araçlarından başk. Pazarcılar işe koyulmaya başlamışken yarım saat sonrasında polisler gelip onları oradan gönderdi. Sokağa çıkma yasağı gibi bir durum söz konusuydu" şeklinde konuştu.
'Saldırının yapıldığı yerler orta sınıfı hedef alıyordu'
Konser salonu, cafe, stadyum… Saldırıların yapıldığı yerler bu saldırıların orta sınıfı hedef aldığına işaret etti. Tuğçe bu durum için, "Buralar bizim yaşam alanlarımız. Carillon Kafe'ye gidip orada geçirdiğimiz zamanlar var. Bataclan Konser Salonu'nda dinlediğimiz konserler var. Biz sadece şans eseri o gece orada değildik" diye yorumladı. Her kesimden her kültürden insanın gideceği yerler olduğunu söyleyen Tuğçe, "Konsere giden, maç izlemeye giden, oturup bir kafede bir şeyler içen insanlar. Bütün bunları bizler de yapıyoruz, yaşıyoruz. çünkü bütün bunlar günün seyrinde olabilecek olağan etkinlikler. Buralar bizim yaşam alanlarımız. Evet, saldırının yapıldığı bu yerler orta sınıfı hedef alıyordu; ögrenciler, gençler, çocuklar her kesimden her kültürden insanın gidebileceği yerlerdi. Biz de orada olabilirdik. Biz de katledilebilirdik" sözlerine yer verdi.
Ana akım sansürledi: 'Biz Silvan'a gidemedik, Silvan'ı buraya getirdik'
Cumartesi günü patlamaların ardından CNN Türk'ün öğle haberine telefon ile bağlanarak konuk olan Tuğçe, orada tanık olduklarını anlattıktan sonra Silvan için de birkaç söz söylemek istediğini, fakat daha sonra bu haberin tekrar yayınında kurduğu cümlenin sansürlenmiş olduğunu gördüğünü ifade ediyor. Tuğçe, sansürlenmiş sözlerini JINHA'ya yeniden söylüyor: "Biz Silvan'a gidemedik, Silvan'ı buraya getirdik. Duymadık birilerinden bunca katliam haberlerini, okumadık gazetelerde, televizyon kanallarında izlemedik. Yaşadık. Terör örgütü IŞİD'in karşısında olmaktan elbette vazgeçmeyeceğiz. Cumartesi günü Paris'te Silvan'da yaşananlar için büyük bir yürüyüş yapılacaktı ancak saldırılar nedeniyle yapılamadı. Yürüyüşte Ankara, Suruç, Beyrut ve Bağdat katliamlarına ilişkin meydanlarda bir araya gelerek, tek ses olacaktık" dedi.
'Bu bilgiye ancak yerel yaşayanlar sahip olabilir'
Dilara ise, Avrupa'da ilk defa halkın yaşam tarzına karşı bu kadar kapsamlı bir saldırı düzenlendiğini belirtti. Dilara'ya göre, saldırı yapılan restoranlar, bistrolar, konser alanları lüks yerler değil, orta sınıfın gittiği mekanlar. "Bu saldırıları düzenleyenler bu mekanların popüler mekanlar olduğunu biliyor olmalılar, rastgele seçilmiş yerler değil. Bu bilgiye ancak yerel yaşayanlar sahip olabilir" diyen Dilara, şunları kaydetti: "Bu nasıl bir nefrettir, anlamak mümkün değil. IŞİD'in üstlendiği saldırılar gösteriyor ki, radikal İslamcıların hayatı kendi ilkel ve barbar dayatmaları dışında yaşayanlarla büyük sorunları var."
Silvan'la dayanışma yürüyüşü yapılacaktı
Şu an Silvan, Cizre ve Lice'de katliam girişiminin olduğunu ve buna karşı büyük bir direnişin de söz konusu olduğunu sözlerine ekleyen Dilara, "Kobanê için, Silvan için, Ankara için protestoların yapıldığı bir yer Paris. Tuğçe de, Silvan'da olan katliam girişimlerinin kendilerini etkilediğini, mesafelerin önemini yitirdiğini ve cumartesi günü Paris'te Silvan için bir dayanışma yürüyüşü gerçekleştirileceğini, ancak olamadığını belirtiyor. Mitingde olmak, öz savunmada olmak, direnişte olmak kimseyi daha az masum kılmaz. Hepimiz üniformasız sivilleriz en nihayetinde" diye belirtti.
4 ay önce IŞİD: 'Paris sokakları ölü insanlarla dolacak!'
Dilara, bu saldırının bir gün olacağını herkesin bildiğine işaret ederek, "22 Temmuz'da IŞİD bir video yayınlamıştı, Fransızca konuşan bir cihatçı 'Paris sokakları ölü insanlarla dolacak' demişti. Charlie Hebdo saldırısından bu yana, sokaklarda asker ve polisin arttırıldığı, kalabalık kamusal alanlarda ekstra güvenlik önlemlerin alındığı bir Paris'te yaşıyorduk. Fransa'ya giriş-çıkış yaparken Türkiye vatandaşı olduğum için fazladan sorulan güvenlik sorularına alışmıştım artık" sözlerine dikkat çekti.
'Dinlerin savaşı değil, tek düşman IŞİD'
Fransa'nın IŞİD'in büyümesinde direk rolü olduğunu söyleyen Dilara son olarak şunları söyledi: "Fransa'nın Ortadoğu'daki savaşlara müdahilliği olsun, silah ticaretinin ülkenin bir numaralı gelir kaynağı olması olsun, IŞİD'in bu kadar büyümesinde direkt ve dolaylı olarak sorumluluğu var. Ayrıca sınırlar da çok sorunlu, IŞİD cihatçıları ellerini kollarını sallayarak sınırlardan geçiş yapabiliyorlar. Bunu bir 'dinlerin savaşı' olarak görmüyorum. Ortada tek bir düşman var, o da IŞİD. Medeniyeti yok etmek isteyen, katliam seviyesi vahşi boyutlarda olan, kendi kuralları dışında var olmak isteyen her canlıyı acımasızca yok eden bir örgütle karşı karşıyayız. Bu örgütün büyümesine izin veren her ülke bu katliamlardan sorumludur. Şimdi hepsinin bir olarak bu örgütün yayılmasını engellemesi gerekmektedir."
(mg)

