DTK: Yeni Anayasa'da Kürt halkının statüsü belirlenmeli
13:05
JINHA
AMED - Demokratik Toplum Kongresi (DTK) 3. Ara Dönem Genel Kurul sonuç bildirgesinde Anayasa'da Kürt halkının temel hakkı olan statüsünün belirlenmesi gerektiği belirtilerek, "Demokratik özerlik ve özyönetim bir statü talebidir. Halkımızın ilan ettiği ve yaşamsallaştırdığı özyönetim ilanlar tüm bileşenler tarafından sahiplenmelidir" denildi.
DTK, 14-15 Kasım tarihleri arasında genel kurul gerçekleştiren DTK, sonuç bildirgesini açıkladı. Sonuç bildirgesinde Dersim direnişinin önderi Seyit Rıza ve arkadaşlarının anılırken, Paris'te DAİŞ çeteleri tarafından gerçekleştirilen katliam kınandı. Şengal'in özgürleştirilmesi hamlesinin de selamlandığı bildirgede, Rojava Devrimi'nin Ortadoğu halklarının geleceği için demokratik bir model ve kazanım ortaya çıkardığı ancak başta Türkiye ve bölgedeki müttefiklerinin halklara üçüncü bir yol öneren kazanımdan ürküntüye düşerek, Rojava Devrimi'ne yönelik imha, inkar ve tehdit politikasını öne çıkardığı kaydedildi.
'Öz yönetim demokrasinin olmazsa olmazıdır'
Devlet ve AKP hükümetinin inkar, imha ve tehdit politikası Kürt halkını bu yüzyılda statüsüz bırakmaya dönük bir politika olduğu belirtilen bildirgede, "Bu politikanın ısrarı ve devamı halinde Kürdistan halkının kendi statüsünü kurmak ve geliştirmek için topyekün direnişi ile cevap vereceği açıktır. Demokratik öz yönetim demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Bu tespit evrensel demokrasi prensipleri tarafından belirlenmiştir. Nasıl kendine göre demokrasi olmazsa, öz yönetimsiz, güçlendirilmiş yerel yönetimsiz demokrasi de olmaz.
7 Haziran seçimlerinin yok sayıldığı, katliamların yaşandığı, mezarlıklara ve halkın manevi değerlerine saldırıların yapıldığı, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde tecridin derinleştirildiği bir sürecin yaşandığı belirtilen bildirgede, şu kararlara yer verildi:
"*Türkiye'de demokrasinin gelişimi, Kürt sorunun çözümü Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü ile doğrudan bağlantılıdır. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın tarihsel rolünü oynayabilmesi için, tecride derhal son verilmeli, görüşmelere başlanılmalıdır. Geliştirilen çözüm süreci ve yol haritası Dolmabahçe mutabakatı ile ortaya konmuştur ve bu belge geçerliliğini korumaktadır.
*Demokratik özerlik ve özyönetim bir statü talebidir. Halkımızın ilan ettiği ve yaşamsallaştırdığı özyönetim ilanlar tüm bileşenler tarafından sahiplenmelidir.
*Son aylarda, devletin Cizre, Farqin, Nusaybin, Silopi gibi kentlerimize düzenlediği öldürmeyi, yok etmeyi, irade kırmayı amaçlayan saldırılara karşı halkın kendini her boyutta savunması doğaldır, meşrudur. Bu insani ve toplumsal refleksi sadece "hendek" ve "barikat"a indirgeyen AKP hükümeti, aslında yürüttükleri kirli savaşa, bir meşruiyet yaratmak istemektedir. Öte yandan bu saldırılarını "kamu düzeni" yaratmak adına yapıyor olması da bir aldatmadan ibarettir. Zira hükümet ve Cumhurbaşkanı yasa ve anayasayı hiçe sayarak, yargı ve yasama gücünü kendi dar politik amaçlarına uygun hale getirerek, bizzat kendileri "kamu düzeni"ni ortadan kaldırmışlardır. Bu keyfi uygulamalar karşısında halk ve demokratik siyaset, baskı ve imha saldırılarına karşı ''öz yönetimle'' cevap vermiştir.
*Yukarıda da vurguladığımız gibi devlet ve AKP hükümetinin çözüm adına geliştirdikleri söylemin özünde muhatapsızlık ve çözümsüzlük olduğu iyi bilinmelidir. Herkes biliyor ki Kürt halkının siyasal temsilcileri bellidir. Şimdi başka muhataplar arayarak çözümsüzlüğü bir çözüm gibi göstermekte ve Kürdü Kürde karşı kullanmanın zeminini yaratmak istemektedir. Tüm Kürdistanlı siyasi parti ve kişiliklerini, dini ve aşiret önderlerini, sivil toplum örgütlerini, iş çevreleri ve kanaat önderlerini iktidarın dayattığı bu kirli politik tuzağa düşmemeye çağırıyoruz.
*Bu gelişmelerin yanında, 1 Kasım seçimlerinden sonra kurulacak olan yeni hükümetle birlikte yeni anayasa tartışmaları da Türkiye gündemine gelecektir. Türkiye'nin demokratikleştirilmesi için yeni Anayasada Kürt halkının temel hakkı olan statüsünün belirlenmesi, güçlendirilmiş yerel demokrasi ve evrensel hukuk gözetilerek ele alınırsa Türkiye gerçek anlamda bir çözüm sürecine kavuşabilir. Aksi halde yeni Anayasa, merkezi, oligarşik, otokratik rejimler üretmekten öteye geçemeyecektir.
*Şengal'in özgürleştirilmesi insanlığa bir müjdedir. Bir kez daha Kürdistani halkların birliğinin, askeri ve siyasi öncülüğünün insanlık için ve demokrasi için ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmıştır. KDP ve diğer Kürdistani güçlerin bu bilinçle hareket etmelerinin önemini vurgularız. Ezidilerin, gelecekte bir daha aynı katliamlara maruz kalmaması için kendine yeterli ve öz savunma ile güçlendirilmiş bir özerk bölge olarak yeniden inşa edilmelidir. Ancak bu yolla 74. ve daha fazla katliamlardan kendilerini koruyabilir, yaşamlarını ve kültürel değerlerini sürdürebilirler.
*Devletin imha ve inkara dayalı saldırılarına karşı Kürt halkının başlatmış olduğu "sokaklardayız, direniyoruz ve yasaklara karşıyız" kampanyasının tüm bileşenlerimizce desteklenmesi çağrısında bulunuyoruz.
*Farqîn, Silopi, Sur, Gewer, Nusaybin gibi devletin sokağa çıkma yasaklarının uyguladığı yerlerde halkın maddi ve manevi zararlarının tespiti ve giderilmesi için tüm halkımızı duyarlı olmaya ve katkı sunmaya çağırıyoruz.
*DTK genel kurulu tüm bileşenlerini 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'nde duyarlılık geliştirmeye ve bu konu ile ilgili yapılacak etkinliklere katılım sağlamaya çağırır, Demokratik ulusu inşa çalışmalarımızı hızlandıracağımız sözünü halkımıza veriyoruz."
(gc)

