‘Kes sesini transfobi! Kes sesini homofobi!’
10:41
JINHA
MERSİN - 7 Renk Mersin LGBT Derneği, transseksüel seks işçisi Deniz’in Pazartesi günü Pozcu’da uğradığı transfobik nefret saldırısını bir basın açıklaması yaparak protesto etti. Açıklamada eylemciler, “Kes sesini transfobi! Kes sesini homofobi! Buradayız, gitmiyoruz, varız, varolacağız!" nefret saldırılarına karşı tepkilerini dile getirdi.
23 Aralık Pazartesi akşamı saat 20.30’da transseksüel seks işçisi Deniz, sopalı ve döner bıçaklı saldırıya uğradı. Saldırıda feci şekilde dövülen Deniz’in aldığı bıçak darbelerinden dolayı yüzünde derin kesikler oluştu. 7 Renk Mersin LGBT Derneği, hala hastanede ve doktor kontrolü altında tutulan Deniz’in uğradığı saldırıyı protesto etmek amaçlı saldırının gerçekleştiği Pozcu Akbank şubesinin önünde basın açıklaması gerçekleştirerek olayı kınadı. “Asıl transfobi hastalıktır, erkekseniz gelin bizi de dövün” pankartının açıldığı açıklamada LGBT üyeleri adına konuşan 7 Renk sözcüsü Tuna Şahin, saldırıyı gerçekleştirenlerin ortadan kaybolmasına ve polis tarafından hala bulunamamasına dikkat çekerek, “Bu canilere sesleniyoruz: Bu hakkı kendinizde nereden buluyorsunuz? Siz kim oluyorsunuz ki bizleri burada istememe cüretini kendinizde buluyorsunuz? Bu ne kibirdir, bu ne vahşiliktir?” şeklinde tepkisini dile getirdi.
‘Allah’ın yarattığı kulun yaşam hakkını savunanlar bu canlara nasıl kıyıyor?’
Deniz’e saldıranların insanlığından çıkmış cani olduğunu dile getiren Tuna, bir cana kastetmenin canavarlığın göstergesi olduğuna vurgu yaparak, “Denize saldıran caniler, ‘Sizi burada istemiyoruz defolun gidin buradan’ şeklinde transfobik nefret kusuyorlardı. Bu canilere sesleniyoruz: Bu hakkı kendinizde nereden buluyorsunuz? Siz kim oluyorsunuz ki bizleri burada istememe cüretini kendinizde buluyorsunuz? Bu ne kibirdir, bu ne vahşiliktir? Hiç kimsenin kendinden farklı olanı istememe ve barındırmama hakkı yoktur. Buradan yaratılışçılara sesleniyoruz: Tanrı inancı ve İslam inancı Allah’ın yarattığı her kulun yaşam hakkı olduğunu savunurken, sizler bu nefret dolu kibirle canlara nasıl kıyıyorsunuz? Siz kendini demokrat kabul edip konu eşcinsellere geldiğinde suratını ekşitip dudak bükenler; toplumun bir kesimini hor gören zihinlerinize rağmen siz hangi demokratlıktan bahsediyorsunuz?” dedi.
‘Bu yaşanan olay Mersin’deki ilk transfobik nefret saldırısı değil’
Mersin’de 2006 yılından bu yana 4 transfobik nefret cinayeti işlendiğine dikkat çeken Tuna, cinayetlerin hiç birinin kayıtlara nefret cinayeti olarak geçmediğini söyledi. Tuna, “ Şoray’ın katili sadece 3 yıl hapis yattı ve şu anda dışarda. Cansu’nun katilleri 7’şer yıl ceza aldı, şu anda cezaevindeler fakat gereken cezayı almayan katiller çıkınca ne yapacaklar belli değil! Bir diğer arkadaşımız Şiar Avcı’nın katilleri ise onu 87 yerinden bıçaklayarak canına kıydılar. Bir insanı 87 yerinden bıçaklayan nefrete rağmen bu cinayet de kayıtlara nefret cinayeti olarak geçmedi. Son yaşanan vakada ise Deniz arkadaşımız resmen ölümden döndü. Sopalar ve döner bıçaklarıyla saldıran gözü dönmüş caniler arkadaşımızı öldüresiye dövdükten sonra yolda seyir halindeki bir aracın önüne attılar. Saldırının yapılış biçimi de gösteriyor ki bu resmen cinayete teşebbüstür. Bu saldırı, öldürme kastı taşımaktadır. Ne gariptir ki modern-ilerici insanların yaşadığı ileri sürülen Pozcu’da olmaktadır bu olay! Buradan bir kez daha anlıyoruz ki homofobinin, transfobinin gericisi-ilericisi yok” şeklinde konuştu.
‘Nefret cinayetlerinin takipçisi olacağız’
“Faillerin yakalanması için üzerimize düşen her şeyi yapacağız” diyen Tuna, “Zira hemen hemen bütün homofobik ve transfobik nefret vakalarında kolluk kuvvetlerinin ve adli mekanizmanın, suçluları aklama gayretleri akıllarımıza gelmektedir. Suçlular bir şekilde ceza indirimine tabi tutulmakta, bunun sonucunda ise nefret saldırılarının önü alınamamaktadır. Öte yandan olayın yaşandığı gün, Toros Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde orada görevli polislerin, Deniz’i acile yetiştiren trans arkadaşlarımıza suçlu muamelesi yaparak etraflarında güvenlik çemberi oluşturması, bu yöndeki tereddütlerimizin son somut örneğidir” dedi.
‘Bütün bu olumsuzluklara karşı en büyük görev devlete düşüyor’
Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği kavramlarını Anayasada tanınmadığına işaret eden Tuna, “İktidar, bu saldırılara meşruiyet kazandırmaktadır. Suçlu, ceza almayacağını bilmektedir. Az cezayla kurtulacağını düşünmektedir. Bütün bunlar, suçluları cesaretlendirmektedir” dedi.
Açılamadan sonra katılımcılar, “Kes sesini transfobi! Kes sesini homofobi! Buradayız, gitmiyoruz, varız, varolacağız!" sloganlarıyla dağıldı.
(zd)

