Nimet Tanrıkulu: İsyanımızın sesini yükseltmeliyiz

12:07

Eylem Daş-Derya Ceylan/ JINHA


İSTANBUL - Barış İçin Kadın Girişimi’nden Nimet Tanrıkulu, siyaset yapan ve barış isteyen kadınların hala tutuklu olduğuna vurgu yaparak, “Türkiye’deki siyasal sistem içerisindeki kadınlar olarak devletin kolladığı, koruduğu ve kutsadığı erkek egemen şiddetine maruz kalıyoruz. Kadınların yaşadıkları taciz, tecavüz, asimilasyon, dilsizleştirme, yerinden edinme ve şiddettin tüm boyutlarına karşı isyanımızın sesini yükselterek, ortak ve örgütlü mücadele etmeliyiz” dedi.


Türkiye’de yaşayan, aynı şiddetten etkilenen, farklı politik ve sosyal çevrelerden, farklı kimliklerden, farklı inançlardan ve farklı cinsel yönelimlerden dolayı kadınlar, yıllardır savaşa ve erkek egemen şiddete karşı mücadele veriyor. Barış İçin Kadın Girişimi’nden (BİKG) Nimet Tanrıkulu, 2013 yılını ve 30 yılı aşkın süredir devam eden savaşın kadınlar üzerinde yarattığı travmayı anlattı. Savaşın kadınlar için ne anlama geldiğini iyi bildiklerini ifade eden Nimet, BİKG olarak geçmiş yılların deneyimleri ile birlikte Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir devam eden savaşın sonuçlarıyla ortadan kalkması, geçmişle yüzleşmek, hakikatlerin açığa çıkması ve barışın gelmesi için mücadele eden kadınlarız” dedi.


‘Barış isteyen kadınlar cezaevinde’


KESK’li, DÖKH’lü, BDP’li kadınların 5 yıldır cezaevlerinde tutulduğuna dikkat çeken Nimet, “Türkiye’deki siyasal sistem içerisinde meşru haklar temeli ile yürüyüş yapan kadınlar olarak her zaman devlet şiddetine, devletin kolladığı, koruduğu ve kutsadığı erkek egemen şiddete maruz kalıyoruz” dedi. Siyaset yapan barış isteyen kadınların hala tutuklu olduğuna işaret eden Nimet, devletin kadınlar üzerindeki erkek egemen zihniyetinin “vahşet” boyutuyla sürdüğünün altını çizdi. Kadın cinayetlerinin, kadına yönelik taciz, tecavüzün en üst boyutta sürdüğüne vurgu yapan Nimet, devletin kadının bedeninin her noktasına müdahale ettiğini dile getirdi.


‘Türban siyasal bir araç olarak kullanıldı’


“Hükümet kadının doğurmasına, aile içindeki yaşamına, bebeğini doğurma kararını verip vermemesine, kızlı-erkekli yaşama kadar müdahale ediyor” diyen Nimet, devletin türban üzerinden de kadınların bedenlerine, giyim kuşamlarına müdahale ederek, bunu siyasal bir araç olarak kullandığını ifade etti. Türkiye’de barış sürecinin yaşandığını ancak barışın dilinin farklı olması gerektiğini vurgulayan Nimet, “Barışın tesisindeki güven arttırıcı önlemler farklı olması gerekirken biz bunun tam tersini izliyoruz. BİKG olarak, temas ve gözlemlerde bulunduk. 30 yılı aşkın süren savaşta Kürt kadınlarının yaşadıklarını anlatmak, mümkün değil” dedi. Nimet, kadına yönelik şiddet, baskı, zorlama, göç ve asimilasyon politikalarının halen sürdüğüne işaret etti.


‘Şiddet artarak devam ediyor’


BİKG olarak bölgenin birçok ilinde ve ilçelerinde temas ve gözlemler yaptıklarını kaydeden Nimet, “Dersim Lice gibi bölgelere gittik. Buralardan gördük ki, hem kadınların anlatımlarından hem de bizlerin izlenimlerimizden kadınlara yönelik her türlü şiddetin artarak, devam ettiğini söyleyebiliriz. Dersim’de görüştüğümüz kadınlar barış sürecinde bile kendilerini güvende hissetmiyorlar. Kadınlara neden diye sorduğumuzda kadınların, ‘Geri çekilme süreci olmadan önce askerler bizim kapımızda oturmazlardı, ellerinde ağır silahlarla sokaklarda dolaşmazlardı ama şimdi bizim bahçelerimizde, çardaklarımızda sokaklarımızda geziyorlar. Biz artık kapılarımızı kapattık. Geçmişi unutmamız çok zor’ diyorlar” dedi. Nimet, taciz, tecavüz, yerinden edinme, dilsizleştirme gibi travmaları yaşayan bu kadınların şimdi başka bir durumla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, kadınların yaşam alanlarının hemen hemen hepsine kalekollar yapıldığını vurguladı.


‘Sokağa çıkan kadın tedirgin’


Yapılan kalekolların orada yaşayan kadınlar için şiddetin bir başka yüzü olduğunu söyleyen Nimet, “Barış sürecinde şiddetin farklı şekillerde halen devam etmesi şiddetin ne boyutlara ulaştığını bir kez daha gösteriyor” dedi. Lice’de yaptıkları gözlemleri aktaran Nimet, “Lice’de 1990’lı yıllarda yaşanan vahşetin bugün farklı bir boyutu yaşanıyor. Lice’nin dört tarafı kalekollarla, karakollarla ve askerlerle çevrilmiş durumda. Kadınlar, sokağa çıkarken tedirgin oluyorlar” sözlerine yer verdi. Kadınların geçmiş yaşanmışlıkları olduğuna vurgu yapan Nimet, geçmiş yıllarda yaşanan taciz ve tecavüz olaylarını hatırlattı.


‘Sesimizi yükseltmeliyiz’


Lice’deki deneyimini çarpıcı bir şekilde anlatan Nimet, “Lice’de belediyenin hemen yanında askeri bir karargah var. Belediyede kadınlar hayatlarını kolaylaştırmak için çalışmalar yaparken o silahlar belediyeye dönmüş durumda ve patlamaya hazır. O silahların patlaması için her türlü tahrik unsurunu askerler kullanıyor” ifadelerini kullandı. Son olarak, kadınların yaşadıkları taciz, tecavüz, asimilasyon, dilsizleştirme, yerinden edinme ve şiddettin tüm boyutlarına karşı acilen birlikte ortak bir mücadele etmeleri gerektiğini vurgulayan Nimet, “Kadınların sesinin güçlü çıkması, isyanımızın sesini yükseltmemiz için ortak ve örgütlü mücadele etmeliyiz” diye konuştu.


(ed-dc/mg)