Diyarbakır Barosu, Cezaevi Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı
16:09
JINHA
AMED – Edirne ve Tekirdağ cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini yerinde incelemek amacıyla cezaevlerinde kalan tutsakları ziyaret eden Diyarbakır Barosu Cezaevi Komisyonu üyesi avukatlar, yaptıkları basın açıklaması ile hazırladıkları raporu açıkladı. Açıklanan raporda, Bölge cezaevlerinden Türkiye cezaevlerine sürgün edilen politik tutsakların sevk anlarından şimdiye kadar geçen süre boyunca “işkence boyutunda” hak ihlalleri ile karşı karşıya bırakıldıklarına vurgu yapıldı.
Edirne ve Tekirdağ Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere yönelik insan hakları ihlalleri şikayetleri ve tutsakların adı geçen cezaevlerine nakilleri esnasında yaşadıkları kimi hak ihlalleri, yazılı ve görsel medyada sıkça yer aldı. Yine müvekkilleri Edirne ve Tekirdağ Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan Diyarbakır Barosu üyesi avukatlar, müvekkillerine yönelik hak ihlallerini baroya bildirmelerinin ardından şikâyetlerin yerinde incelenmesi ve tespitlerde bulunmak amacıyla Diyarbakır Barosu Cezaevi Komisyonu Üyeleri Avukat Selvi TUNÇ, Sidar AVŞAR ve Sinan CAN, 10-11 Aralık 2013 tarihlerinde adı geçen cezaevlerine giderek, bu cezaevlerinde çeşitli incelemelerde bulundu. Komisyon üyeleri, tutsakların şikayet ve taleplerinden yola çıkarak hazırladıkları raporu, Baroya bağlı Adli Yardım Binası’nda yaptıkları basın toplantısı ile açıkladı. Açıklamaya baro avukatları katılırken, Baro adına basın açıklamasını yapan avukat Sidar Avşar, cezaevlerindeki hak ihlallerinin hiç kesintiye uğramaksızın devam ettiğine vurgu yaptı.
‘Hak ihlallerinin önemli bir kısmı uygulayıcılardan kaynaklı’
Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin bir kısmı mevzuattan kaynaklansa da önemli bir kısmının uygulayıcılardan kaynaklandığını belirten Avukat Sidar Avşar, “Hak ihlalleri, devlet politikalarıyla beraber, cezaevi idaresinin ve infaz koruma memurlarının kişisel tutum ve davranışlarından da kaynaklanmaktadır” dedi. Özellikle politik tutsakların ayrımcı davranışlara en çok maruz kalan tutsak gruplarının başında geldiğine işaret eden Sidar, son dönemlerde politik tutsaklara dönük tecrit ve izole politikaları ile beraber, yaygın sevk ve sürgünlerle hem tutsakların hem de ailelerin mağdur edildiğini dile getirdi.
‘Tutsaklar, işkence denilebilecek uygulamalara maruz kaldı’
Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nden 61 tutsağın Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne, Muş E Tipi Kapalı Cezaevi'nden 61, Batman M Tipi Kapalı Cezaevi'nden 16, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi'nden 38 tutsağın da yakın zamanda Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildiğini hatırlatan Sidar, Edirne ve Tekirdağ cezaevlerine sürgün edilen tutsakların sevk aşamasında ve cezaevine nakledilene kadar geçen süre içerisinde “hak ihlalinin ötesinde işkence denebilecek uygulamalara” maruz kaldıklarının altını çizdi. Tutsaklar sevk edilirken hangi cezaevlerine götürüleceği dahi söylenmediğini ifade eden Sidar, tutsakların arkadaşlarına ve ailelerine dahi bu konuda bilgi verilmeyerek kaygı ve korku yaratıldığını belirtti.
Raporda, sürgün edilen tutsakların yaşadıkları sorunlara yer verildi
Sidar, tutsakların sevkleri sırasında yaşadıkları sorunları şöyle dile getirdi:
“Sevk yerine ulaşıldığı zaman, tutsaklar ring araçlarında uzun süre bekletilmiş, kelepçeleri sökülmemiş, bu sebeple ellerinde yaralanmalara dahi neden olunmuştur. Tuvalet ihtiyaçlarını karşılamaları bilinçli olarak aksatılmış, bu ihtiyacın dile getirilmesi esnasında alayvari tutumlar sergilenmiş ve durumun tutsaklar tarafından dile getirilmesi üzerine kendilerine sinkaflı küfürler edilmiştir.
Cezaevine kabul esnasında ceza infaz koruma memurları tarafından çıplak arama uygulaması dayatılmış, aramayı kabul etmeyen tutsakların giysileri yırtılmak suretiyle zorla çıplak arama yapılmıştır. Çıplak arama esnasında tutsaklar, infaz koruma görevlileri tarafından darp edilmiş, sözlü şiddete maruz bırakılmışlardır. Aramalardan sonra tutsaklar çıplak vaziyette koğuşlara götürülmüştür. Cezaevlerinde sıcak su ancak haftada 1-2 kez verilmekte olup zaman zaman da arıza olduğu söylenerek 2-3 haftada bir verilmektedir. Tutsakların kaldıkları odaların içerisine yağmur suyu girmekte ve idareden talep edilmesine rağmen gerekli önlemler alınmamaktadır. İdare tarafından koğuşların içini görecek şekilde güvenlik kameraları takılmaktadır.
Her iki cezaevinde de tutsaklar, hastane sevklerinin düzenli yapılmadığını ve bazı tutsakların 4-5 aya kadar bekletildiğini, hastaneye giderken ayakaltlarına dahi bakıldığını, buna karşı çıkan tutsaklara görevli memura direndikleri iddiasıyla soruşturmalar açıldığını belirtmişlerdir.
Tutsaklar, nakilden sonra gerekçe gösterilmeksizin 1 buçuk ay boyunca ortak alanlara çıkmalarının yasaklandığını, ayrıca adı geçen yasağın kendilerine yazılı olarak tebliğ edilmediği gibi sadece sözlü olarak söylendiğini belirtmişlerdir. Tutsaklar cezaevi idaresinin keyfi olarak yasada tanınan hakları bir disiplin cezası kararı olmadan kısıtladığını belirtmişlerdir.
Tutsaklar nakilden bu yana ortak alanlara çıkamadıklarını odalarındaki tutsaklar dışında tutuklu veya hükümlülerle görüşemediklerini belirtmişlerdir. Spor, kütüphane, kurs, el işi, atölye ve diğer etkinliklere hiçbir şekilde çıkamadıklarını, cezaevi idaresinin kendilerine önümüzdeki 3-4 ay boyunca da ortak alana çıkarılmayacaklarını söylediğini, buna dair idarenin bir gerekçe sunmadığı gibi herhangi bir yazılı tebliğ de yapmadığını belirtmişlerdir.
Tutsaklar idarenin kendilerine keyfi disiplin cezaları verdiğini buna karşı hukuksal mekanizmalara başvurma hakkının ise engellendiğini, vermiş oldukları dilekçelerin işleme konulmadığını neticesinin taraflarına bildirilmediğini belirtmişleridir.”
‘Tutsaklara yaklaşımlar, irade kırmaya yöneliktir’
Sıralanan hak ihlalleri dışında birçok ihlalin de yaşandığını söyleyen Sidar, “Tüm bu hak ihlallerinin bir kısmı mevzuattan kaynaklanmakla birlikte, daha ziyade devletin özellikle siyasi tutsaklara yönelik yaklaşımı olup, sevk ve sürgünlerle tutsakları yalnızlaştırma ve iradelerini kırmaya yönelik çabalamakta ve ailelerinden uzaklaştırarak aileleri de cezalandırmaktadır. Bu hususta Adalet Bakanlığını ve bütün ilgilileri önlem almaya ve sorumlular hakkında gerekli işlemleri yapmaya davet ediyoruz” dedi.
(gk)

