'Kadına yönelik şiddette hukuksal boşluklar kapatılmalı'

09:01

JINHA

WAN - Kadına yönelik şiddetin hız kesmediği 2015 yılında da alanlarda seslerini yükselten kadınlar, şiddetin devlet ve medya eliyle meşrulaştırıldığına dikkat çekti. Kadına yönelik şiddete karşı verilecek cezaların caydırıcı olması gerektiği üzerinde duran Vanlı kadınlar, bunun için hukuksal boşlukların bir an önce kapatılması gerektiğini söyledi.

Dünyada, Türkiye'de ve Kürdistan'da kadına yönelik şiddet her geçen gün artıyor. Kadınlar işyerinde, evde, cezaevlerinde, hastanelerde, okulda ve kısacası yaşamın her alanında şiddete maruz kalıyor. Kadına yönelik şiddete ilişkin yargının verdiği cezaların caydırıcı olması konusunda mücadelelerini sürdüren kadınlar, hukuksal boşluklar ve çevresel faktörlere dikkat çekiyorlar. Vanlı kadınlardan Emine Sever, hukuki anlamda kadına yönelik şiddete karşı cezaların artırılması gerektiğine dikkat çekiyor.

'Kadınlar erkek çocuklarını bilinçlendirmeliler'

Emine, ataerkil bir toplumun etkisinin yoğunlukta olduğunu belirterek, bu yaşananların daha sonraki nesillerde yaşanmaması için ailenin kız ve erkek çocuklarının arasında bir fark olmadığını öğretmek, benimsetmek gerektiğini söyledi. Emine, "Kadının eğitim hayatı, ailedeki yeri, her durumda maalesef ki erkekten sonra gelmektedir. Bizim toplumumuz ataerkil bir toplum olduğu için erkekler her zaman kadınlardan önce geliyor. Erkeklerin istekleri öncelikli oluyor. Bu eve giriş saatlerin 'de bile değişiyor. Ailenin öncelikle kadının arkasında durması şart ailenin erkek ve kız çocuğunun arasında bir fark olmadığını bilmeleri gerekir. İlerleyen zamanlarda çocuk evde ne görmüşse onu uygulayacaktır. Sonuçta erkekleri de kadınlar yetiştiriyor. Kadınlar kendilerine yapılanları erkek çocuklarına anlatıp, onları bilinçli bir şekilde yetiştirirse, ilerleyen sürede onlarda eşlerine çocuklarına o şekilde davranır bir düzelme olur diye düşünüyorum" diye konuştu.

'Kadınlar susmak yerine örgütlenip ses çıkarmalılar'

Kadınların şiddete maruz kaldıklarında susarak üstünü kapatmak yerine örgütlenerek mücadele etmeleri gerektiğini vurgulayan Emine, "Kadınlar hiçbir şekilde sessiz kalmasınlar. Toplumsal dayanışma evleri var. Birçok belediyenin bu konuda çalışmaları var, bunlar takip etsinler" diye belirtti. Emine, sadece fiziksel şiddetin değil, aynı zamanda sözlü şiddetinde kadın üzerinde olumsuz bir etki yarattığına değindi.

'Kadına yönelik şiddet karşılıksız kalmamalı'

Vanlı kadınlardan Aslıhan Yıldız ise, kadınların şiddete karşı kendilerini savunmaları gerektiğini söyleyerek, kadına yönelik şiddetin karşılıksız kalmaması gerektiğini kaydetti. Aslıhan şöyle devam etti: "Erkekler şiddete meyilli, ama kadınlar bu duruma karşı susarak ve ses çıkarmayarak ortak oluyor. Kadınlarımızda böyle bir algı var. 'Erkek öldürebilir, tecavüz edebilir, kadınlar sokakta kalabilir, yemek ve çocuk yapabilir' diye düşünüyorlar. Oysa kadınların kader algılarını değiştirmeleri gerekiyor. 'Kaderimizde bu var' değil de kaderimiz elimizde, biz bir şeyleri değiştirebiliriz."

'Şiddeti devlet ve ana akım medya meşrulaştırıyor'

Kadınlardan Özlem Tekin de, kadına yönelik şiddetin ana akım medya aracılığıyla meşrulaştırıldığına işaret etti. Özlem, kadına yönelik şiddetin, tacizin ve tecavüzün giderek çoğaldığı bir ülkede yaşadıklarını ifade ederek, "Gördüğümüz bir tecavüz, bir şiddetse göremediğimiz bin şiddet ve tecavüz var. Biz yaşanılanların hepsini görmüyoruz. Bunu iktidara ve ana akım medyanın meşrulaştırılmasına bağlıyorum. Çünkü iktidar buna yönelik politikalar uyguluyor. Çözüm olarak ise kadının dış hayattan dış çalışmadan soyutlayıp eve yönlendiriyorlar. Fakat bunda en ufak bir iyileşme yok. Hatta gün geçtikçe artıyor" diye konuştu.

'Ben bir kadın olarak gece sokakta yürüyemiyorum'

Kadınlardan Nazan Kurunç ta kadına yönelik şiddetin gün geçtikçe çoğaldığını ve birçoğunun ölümle sonuçlandığını söyledi. Nazan, şiddetin en acı yanının ise, küçük yaşta zorla evlendirilen çocukların olduğunu ifade etti. Nazan, kadınların hem şiddete uğradığını hem de kendisi suçluymuş gibi yansıtıldığını belirterek, devamında şöyle konuştu: "Bir kadın öldürüldüğünde dayak yediğinde hemen kadın suçlanıyor. 'Açık giyinmesiydi' diyorlar, 'gece dışarıda ne işi vardı' deyip yargılıyorlar. Ben sabah erken otobüse bindiğimde tacize uğrayabiliyorum. Erkeklerin yanına oturamıyorum benim için korku haline geldi. Sokakta biri sözle taciz ettiğinde çoğu zaman dönüp cevap veremiyorsun, acaba ters bir hareket yapar mı daha kötü bir şey yapar mı diye susuyoruz. Bir kadın öldürüldüğü zaman katiller polis tarafından alınıp bir kaç saat gözaltına alınıp bırakılabiliyor."

(ga/mg)