Mehveş Evin: JINHA, eril mantığın canını daha fazla yakıyor

09:07

JINHA

İSTANBUL- AKP hükümetinin medya özgürlüğü noktasında kendinden önceki hükümetlerin yasakçı, tekçi zihniyetine ek olarak "eril" yaklaşımını eleştiren gazeteci Mehveş Evin, "Toplumda kesinlikle bir kadın düşmanlığı, ataerkillik ve kadına şiddet sorunumuz var. JINHA' ya yönelik bu saldırıları sadece basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendiremeyiz. Bu çerçevenin dışına çıktığımızda bu saldırıların eril iktidar mantığının dışa vurumu olduğunu görüyoruz" dedi.

Yeni Türkiye söylemleri ile Türkiye'de hiçbir şeyin eskisi olmayacağı vurgusu ile 13 yıldır iktidarda olan AKP hükümeti özellikle de medya özgürlüğü noktasında tıpkı kendisinden önce tek başına iktidar olan hükümetlerin sansür, gazete kapatma, gazetecileri tehdit etme politikasını arttırarak devam ettiriyor. AKP hükümeti iktidarda bulunduğu yıllar boyunca adeta muhalif basını "iç düşman" telakki ederek savaş yöntemlerini aratmayacak yöntemlerle saldırdı. Bu saldırıların son hedefleri ise Van'da haber takibi yaptıkları esnada gözaltına alındıktan sonra tutuklanan JİNHA muhabiri Vildan Atmaca ve DİHA muhabiri İdris Yılmaz oldu.

'JİNHA'ya yönelik saldırılar eril iktidar mantığının dışa vurumudur'

Hükümetlerin ve söylemlerinin değişmesine rağmen muhalif medyaya tahammülsüzlükleri, değişmeyen iktidarların bu yaklaşımlarını AKP güncelinde değerlendiren Gazeteci Mehveş Evin, son olarak JINHA muhabirlerine yönelik gözaltı ve tutuklamalara dikkat çekerek,"Toplumda kesinlikle bir kadın düşmanlığı, ataerkillik ve kadına şiddet sorunumuz var. JINHA' ya yönelik bu saldırıları sadece basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendiremeyiz. Bu çerçevenin dışına çıktığımızda bu saldırıların eril iktidar mantığının dışa vurumu olduğunu görüyoruz. Kadınların alanlarda giderek çoğalması, cinsiyetçi söylemlerin olmadığı haberler yapmaları uygulanan erişim engellerinin yanı sıra göz altıların ve tutuklamaların bir diğer nedenidir. Sizler mikrofonlarınızı erkeklere değil de kadınlara uzattığınız için, sizlerin yaptığınız haberleri okurken daha farklı bir şekilde rahatsız oluyorlar ve bu rahatsızlık aslında eril mantığın canının daha fazla yandığının göstergesidir" dedi.

'Türkiye'de hep uzatılmış bir sıkıyönetim hali var'

İçinden geçtiğimiz dönemi, "Bugün çok olağanüstü şartlar altındayız, olağanüstü ihlaller yaşıyoruz" sözleri ile tarifleyen Mehveş, "Türkiye' de basın hiçbir zaman özgür olamadı. Maalesef ki Cumhuriyet kurulduğundan beridir özellikle Takriri-i Sükun kanunu ile sadece basının değil muhalif her türlü ağzın avazı susturulmuş ve bütün faaliyetler yasaklanmıştır.1931'de ki Matbuat Kanunu ile gazete kapatma ,gazetecileri hapse atma kanunla garantilenmiştir. Tabi o dönemki İstiklal Mahkemeleri bu baskıların yöntemiydi ve bu yöntemler tek partili dönemde epeyce uzun sürdü, sadece Menderes döneminde değil, 1930'lu yıllardan 47'lere kadar oradan bugünlere kadar Türkiye'de hep uzatılmış bir sıkıyönetim hali var diyebiliriz" diye konuştu.

'Basın özgürdür dediler en çok da onlar hapsettiler'

Türkiye'nin Çok partili sisteme geçiş aşamasında Menderes hükümetinin söylemlerini AKP hükümetinin iktidara ilk geldiği 2000'lerde ki söylemleri ile aynı olduğunu vurgulayan Mehveş," Demokrat Parti iktidara gelirken tek parti hükümetinin basın üzerinde ki yasaklamalarını eleştirmesine rağmen gücü eline geçirir geçirmez kendisine muhalif olan herkese çok ciddi baskılar uygulamıştır. Aynı şekilde 2002'lerde ki AKP hükümeti de iktidara geldiği zaman kendisinden önceki iktidarları eleştirmiş ve basın özgürlüğünü savunmuştur. AKP'nin bu özgürlükçü söylemleri birkaç yıl sonra tersine dönmüştür. Tıpkı 80 darbesi sonrasında ordunun yaptığı gibi her kesimin kendilerine itaat etmelerini istemiştir. Sürekli eskiye, CHP dönemi uygulamalarını eleştiren AKP hükümeti özellikle de 2011 genel seçimlerinden sonra diktatörleşmiştir ve bu tarihten sonra artık Türkiye için basın özgürlüğünden söz etmek mümkün olmamıştır" ifadelerini kullandı.

'90'lı yıllarla gerekli hesaplaşmayı yapamadık'

Mehveş, özellikle 7 Haziran sonrası 90'lı yılların pek çok anlamıyla yaşandığına işaret ederek o zamanlarda da "total" bir orduya baş eğme durumu olduğunu söyledi. Bugün yaşanan durumun en temel nedeninin geçmişle gerekli hesaplaşmanın yapılamamış olmasından kaynaklandığını belirten Mehveş, "Sadece 1992'de öldürülen 15 gazeteciden 14'ü Kürdistan da öldürüldü ve bunlar yeteri kadar gündemleşmedi. Özgür Gündem Gazetesi'nin o dönem yaşadıklarını çok sonradan öğrendik. Düşünün bir basın kuruluşunun başına gelenleri bile bizler basın çalışanları olarak ya çok sonradan öğrendik ya da görmezden geldik. O günlerle hesaplaşılamadığı, yaşanan faili meçhuller, hak ihlalleri ve bütün adaletsizlikler ile yüzleşilemediği için bugün olanları yaşıyoruz" dedi.

'Kanunlarımız, gazeteci tutuklanması için gerekli zemini sunuyor'

Türkiye gibi ülkelerde Ceza kanununda, "Terörle Mücadele Kanu"nakadar pek çok kanunun gazete kapatmak, gazeteci tutuklamak için gerekli zemini sunduğunu vurgulayan Mehveş şunları aktardı: "Hukuka aykırı olduğu halde bir telefonla bile haber siteleri kapatılabiliyor. Bu uygulamalar hep kuvvetler ayrılığının olmamasının ve basının kanunsuz uygulamalara itiraz konusunda birlik olamayışından kaynaklıdır. Bence Türkiye'de iki kutuplu değil çok kutuplu basın var. Bugün ana akım medyanın yaşadığı dramda bu kanunsuz uygulamalara hiçbir zaman yeterli sesi çıkaramayışlarındandır. Çünkü dün yani 90'larda olduğu gibi hatta son dönem 7 Haziran sonrasında olduğu gibi pek çok habere pek çok meslektaşlarına ayrımcılık yaptılar ve bugünde aynı ayrımcılık başlarına geliyor yani bir anlamda yolun sonuna gelmiş oluyorlar."

'Medya üzerinde ki baskılar bir hükümetin zavallılığıdır'

AKP hükümetinin medya üzerindeki yoğun saldırılarının kendi zavallılığının bir göstergesi olduğunu belirten Mehveş, "Bu kadar korkan, kendine muhalif gerçi bu kavram çok da doğru bir kavram değil çünkü medyanın işi zaten basın ilkeleri çerçevesinde haber yapmak, doğruyu yazmak ve yanlış gidişata ses olanların sesini duyurmak olan medyadan bu kadar korkan, Cadı avcılığı misali gazetecilerin peşine tek tek düşen onların twitlerini bile takip edip Cumhurbaşkanına hakaret soruşturması için tweet peşinden koşmak, mali açıdan sorgulayıp açık bulmaya çalışmak bulamayınca da kapıya polis dayamak, bunlar gerçekten de aciz bir hükümetin işidir" dedi.

(ck-ml/zd/fk)