Diyarbakırlı kadınlardan çağrı: Alanlara çıkalım haklarımızı savunalım

09:14

Nurcan Yalçın / JINHA

AMED- 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü dolayısıyla kadınlar etkinliklerine devam ederken Diyarbakırlı kadınlar da 25 Kasım ruhuyla tüm kadınları her gün mücadele alanlarına çağırdı.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nde 'Erkek şiddeti ideolojiktir özsavunma haktır' şiarıyla alanlara çıkacak olan kadınlar, toplum içerisinde yaşanan şiddettin boyutlarını değerlendirdi. Diyarbakır'da yaşayan kadınlar, şiddet gören tüm kadınların sadece 25 Kasım'da değil yılın 365 gününde alanlara çıkmaları ve şiddete dur demeleri gerektiğinin altını çizdi.

'Bütün kadınlar alanlara çıksın ve haklarını savunsun'

Kadının yıllarca erkek şiddeti altında erkeklerle yaşamasının zorluğunu anlatan Zarife Özbekli, "Bunları çok gördük, duyduk ve yaşadık. 25 Kasım'da kadına şiddete 'hayır' deniyor ve bunun için dünya çapında bütün dünyada, illerde, ilçelerde kadına şiddete hayır demek ve bunu kınamak için, mitingler paneller düzenleniyor. Bütün annelerimizi genç kızlarımızı bu miting ve panellere çağırıyorum. Bütün kadınlar alanlara çıksın ve haklarını savunsun. Kadınlar erkek baskısı altında kalmamayı öğrenmelidir. Genelde erkeklerin dışarıda çalıştığı ve stres altında olduğu bilinir fakat kadınlar da dışarıda çalışıyor ve para kazanıyor. Ayrıca evinin temizliğinin yanı sıra çocuk da büyütüyor" dedi.

'Şiddetin olmadığı dünya istiyoruz'

Her zaman hor görülen ve kınananın kadın olduğunu vurgulayan Zarife, "Hiçbir şekilde şiddetin uygulanmayacağı bir ülkede yaşamak istiyoruz. Biz kadınlar insanca yaşamak istiyoruz. Kadınlarımız sürekli tacize ve tecavüze maruz kaldığı halde bunları yapanlara hiçbir ceza verilmiyor ve yargılanmıyor. Kadına şiddete hayır demek için bütün kadınlar mitinglere katılsın. Bütün kadınlara şiddetsiz bir yaşam ve dünya diliyorum" ifadelerini kullandı.

'25 Kasım sadece bir güne tekabül etmemeli'

Hayatında çok kez fiziksel ve psikolojik şiddet gördüğünü söyleyen Meryem Kaya, "Ayrıca eğitim alanında da kısıtlandım. Hayatım boyunca beni en çok etkileyen olay kızımı erken doğuma götüren kayınvalidemden gördüğüm şiddet oldu. Yaşadığım toplumda en çok psikolojik ve ekonomik şiddet var. Kadınlar ekonomik yetersizlikten dolayı fiziksel şiddete de maruz kalıyorlar. Bunun için de annelerin kızlarını çok iyi yetiştirmeleri gerekiyor. Kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir zemin oluşturmalılar. Bunu yapmalılar ki kadınlar kendilerini şiddetten koruyabilsinler. 25 Kasım tek bir güne tekabül edecek şekilde değil de her alanda her anlamda hayatımızın her anında yaşamak daha mantıklı olur diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

'Toplumda ekonomik şiddet baskın'

En büyük şiddetin ekonomik şiddet olduğunu ifade eden Kader Topal, "İnsanlar çalışmadığı zaman bu durum ekonomik olarak eve yansıyor. Bu da bir şiddet şeklidir. Bir insanın eşine ve çocuklarına şiddet uygulaması maddiyattan de kaynaklanabiliyor. Varlık olmadığı zaman insan ekonomik olarak çöküyor. İhtiyaçlar karşılanmadığı zaman sorunlardan kaynaklı şiddet ortaya çıkıyor. Birçok erkek eşlerinin çalışmasını istemiyor ama biz istiyoruz ki kadınlar çalışsın ve ev ekonomisine destek olsun. Kadınlar eğitim yönünden de kısıtlanıyor. Bunun için daha çok mücadele etmemiz gerekiyor" dedi.

'Ataerkil bir yaklaşımı olan anayasanın değişmesi lazım'

"Kadın sorunları bir güne sığdırılmamalı" diyen Kader Kır ise, "Şiddet her an her yerde yaşanıyor. Bu salt dayak ve öldürmek olmamakla birlikte yoğun bir kadın şiddeti var. Cinsiyetçi bir yaklaşım var bu sosyal yaşantının içinde evde iş yerinde her yerde var. Bunun için öce ataerkil bir yaklaşımı olan anayasanın değişmesi lazım. 3 çocuk, doğum izni gibi yasaların uygulanmasının kadının eve kapatılmasına sebep olduğunu düşünüyorum. Ben kadının gücüne kadının dayanışmasına ve kadının iradesine güvendiğim için bunun değişeceğini düşünüyorum. Dünyanın her tarafında kadına şiddet uygulanıyor. Buna karşı mücadele vermeliyiz. Şiddet sadece fiziksel değil psikolojik de uygulanıyor. Kadınlar rahat ve özgür bir otama sahip olmalı ve bunun içinde sonuna kadar mücadele etmeliler" diye konuştu.

(nç/gc)