Kayıp yakınları: Savaş kadın bedeni üzerinden yürütülüyor

14:21

JINHA

HABER MERKEZİ - Batman ve Diyarbakır'da kayıplar için adalet taleplerini yineleyen kayıp yakınları ve insan hakları aktivistleri, kayıp annelerinin yaşadığı acının bir şiddet olduğunu belirterek, Kürdistan'daki savaşın kadın bedeni üzerinden yürütülmeye çalışıldığını vurguladı.

DİYARBAKIR

İHD ve kayıp yakınların “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganı ile her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 354’üncüsü Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Kayıplar ile kadın özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin fotoğraf1larının taşındığı eyleme İHD Diyarbakır Şubesi yönetici ve üyeleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, kayıp yakınları ile insan hakları aktivistleri katıldı. Eylemde, 1994 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde, kimliği belirsiz silahlı kişilerce kaçırıldıktan sonra katledilen Abdullah Düşkün’ün faillerinin bulunup yargılanması talep edildi. Oturma eyleminden önce konuşma yapan İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması için 354 haftadır sürdürdükleri eylemlere rağmen, yargının duruma kayıtsız kaldığını söyledi. Eylem alanından her hafta kayıpların sorumlusunun devlet olduğunu ve failleri deşifre ettiklerini söyleyen Raci Bilici, kayıp dosyalarının zamanaşımına uğratıldığını söyledi. Yargı organlarına çağrıda bulunan Raci, “Her hafta deşifre ettiğimiz failleri yargılayın. Eğer yargılamıyorsanız, iftara atıyorsak o zaman bizi yargılayın. Failleri yargı önüne çıkarın ve yargılayın” diye konuştu.

‘Kayıp annelerinin acısı da bir şiddettir'

Raci'nin ardından KESK Şubeler Platformu Eş Sözcüsü Müyeser Gülcemal de 25 Kasım’ın Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olduğunu olduğunu belirterek, kayıp analarının yaşadığı acının bir şiddet olduğunu söyledi. Kayıp anneleri ile birlikte mücadele edeceklerini söyleyen Müyeser Gülcemal, bölgedeki savaşın kadın bedeni üzerinden yürütülmeye çalışıldığını belirterek, savaş ortamının son bulması istediklerini söyledi.

Konuşmaların ardından İHD Diyarbakır Kayıp Komisyonu Üyesi Nigar Kocaman 1994 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde, kimliği belirsiz silahlı kişilerce kaçırıldıktan sonra katledilen Abdullah Düşkün’ün hikâyesini paylaştı. Abdullah Düşkün’ün eşi Hediye Düşkün’ün olaya ilişkin beyanlarını aktaran Nigar şunları belirtti:

"Biz ailece Güçlükonak Damlarka köyünde oturuyorduk. Köyümüz yakıldığı için, Cizre’ye eşyalarımızı yeni taşımıştık. Eşim hayvanlarımızın satım işiyle uğraşıyordu. Ben kayınvalidem, eniştemiz Tacdin Düşkün ve eşim Abdullah evdeydik. Evimize 2 kişi geldi. Birisi ince, uzun boylu ve sarışındı. Diğeri kısa boylu, siyah ve gür bıyıklıydı. Şahısların göğüs ceplerinde telsizleri vardı. Sarışın olanın belinde tabanca, omzunda uzun namlulu silah asılıydı. Diğerinin silahı yoktu. Kimliklerimizi istediler. Eşime ‘aradığımız şahıs sensin’ dediler. Eşimi alıp yanlarında götürdüler. Peşlerinden gitmek istedik, ancak ‘bir adım daha atarsanız vururum’ dedi onlardan birisi. Eşimi, beyaz bir arabaya bindirip kaçırdılar. Gelenler Türkçe konuşuyorlardı. Bu olaydan 3 gün sonra bir minibüs şoförü bize, eşimin cesedinin bulunması ile ilgili haber verdi. Nusaybin ilçesinin, Kürtçe adı Girefşe olan köyünde, ana caddeye yakın kendilerine ait olduğu bir evde, bir gün önce bir erkek cesedi bulunmuş. Jandarmaya haber verilmiş. Gerekli işlemlerden sonra cesedi köye defnetmişler. Bize eşimin saati ve elbiseleri verildi. Eşyalarını bize köyün muhtarı verdi.”

Hikayenin paylaşılmasının ardından Abdullah Düşkün ve tüm kayıplar anısına 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı.

BATMAN

İHD Batman Şubesi kayıp yakınlarının "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" talebiyle her hafta düzenledikleri eylem 354. haftasında devam etti. Gülistan Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde gerçekleştirilen eylemde, kaybedilenlerin fotoğrafları taşınırken eyleme, DBP yöneticileri ve STK'lar da destek verdi. İHD Batman Şubesi Başkanı Mehmet Bağadır, sokağa çıkma yasaklarıyla ortaya çıkan hak ihlallerine dikkat çekerek, "Cizre, Silopi, Yüksekova, Silvan ve son olarak sokağa çıkma yasağının devam ettiği Nusaybin, Lice ve Hani yerleşim merkezinde yaşayan halkı, günlerce, insan onuruna aykırı muameleye tabi tutuldu" ifadelerini kullandı.

'Sokağa çıkma yasağı ardından saldırı başlatılmaktadır'

'Güvenlik paketiyle' yapılan yasal değişikliklerle valilere tanınan sokağa çıkma yasağı ilan etme yetkisinin genişletildiğini, hak ve özgürlüklerin aleyhine güçlendirildiğini belirten Mehmet, "Bilhassa bölge illerindeki mülki amirler sıklıkla 'sokağa çıkma yasağı' kararlarına başvurmaktadırlar. Akabinde sokağa çıkma yasağı uygulanan yerleşim yerlerinde ağır silahlarla saldırı başlatılmaktadır" şeklinde konuştu. Mehmet, ardından savaş koşullarında bile askıya alınmayacak haklar olduğunu ve bu hakları hatırlatarak uyulmadığı taktirde savaş suçunun işlenmiş olduğunu belirtti.

'2015'te 3 bin 861 çocuk hakkı ihlali yaşandı'

Ardından İHD'nin 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde Türkiye'deki çocukların durumuna ilişkin hazırladıkları raporla ilgili bilgiler veren Mehmet, "Rapora göre 2015'in 11 ayında 3 bin 861 çocuk hakkı ihlali yaşandı, 617 çocuk yaşamını yitirdi, 172 çocuk işkence ve kötü muameleye maruz kaldı" açıklamalarında bulundu.

Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.

(za/gc)