'Kadının ötekileştirilmesine zemin sunan kelimelere dikkat edilmeli'

18:32

JINHA

İSTANBUL - 'Barış Gazeteciliği yeni bir etik pratik ve gazetecilik eğitimi' panelinde konuşan Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş, medyada kadının ötekileştirilmesi üzerinde durulması gerektiğini belirterek, "Kadınlığa en kötü hali yakıştırıyorsak, Ekin Wan'ın bedenini yerde sürüklüyorsak, bu önemli bir sorundur. Kadının ötekileştirilmesine zemin sunan kelimelere dikkat etmek gerekiyor" dedi.

IPS İletişim Vakfı ve Bağımsız İletişim Ağı (bianet) tarafından Cezayir Toplantı Salonu'nda, "Barış Gazeteciliği yeni bir etik pratik ve gazetecilik eğitimi" başlıklı panel düzenledi. Panelin ilk bölümünde barış gazeteciliğinin tanımı yapılırken, ikinci bölümde barış gazeteciliği nasıl olacak noktasında tartışma yürütüldü. Basın çalışanlarının ve iletişim fakültelerinde çalışan akademisyenlerin yoğun ilgi gösterdiği panelde, Hafıza Merkezi'nden Gazeteci Murat Çelikkan moderatör, Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş ve Yeni Zelanda Auckland Teknoloji Üniversitesi'nden (AUT) Dr. Rukhsana Aslan konuşmacı olarak katıldı.

'Barış neden önemli'

Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş, barışın bir tavır almak biçimi olduğunu belirterek, Türkiye'de adı konulmamış bir savaş yaşanıyorsa yapılmak istenen şeye de barış gazeteciliği denmesi gerektiğini söyledi. "Barış neden önemli?" diye soran Sevda, barışın sürekli olarak haber değeri haline getirilmesi gerektiğini dile getirdi. Sevda, bütün tarafların anlatıları üzerinden "gerçek bu değil" gazeteciliğinin yapılması gerektiğini söyleyen Sevda, "Hakikatler üstü yapılması gereken bir şey varsa o da barıştır. Hakikat diye bir şey varsa eğer insanlık olma halidir" dedi. Kadının ötekileştirilmesi meselesi üzerinde durulması gerektiğini söyleyen Sevda, "Kadınlığa en kötü hali yakıştırıyorsak, Ekin Wan'ın bedenini yerde sürüklüyorsak, bu önemli bir sorundur. Kadının ötekileştirilmesine zemin sunan kelimelere dikkat etmek gerekiyor" dedi.

'Gazetecinin belgelere de şüpheyle bakması gerekiyor'

Sadece Türkiye'de değil tüm dünyada yandaş medyanın, "istemiyorlarsa okumasınlar" algısının olduğunu belirten Sevda, "Ne yazık ki artık şu aşamadayız. Genellikle haberliğin kesinliği konusunda, adli tıp raporu gibi kesin bir belgeleme isteniyor. Bu olumlu ama belgelere de şüpheci bakmak gerek. Özellikle kadın cinayetlerinin dikkatle işlenmesi gerekiyor. Şüphecilik, resmi kaynakların belgelerine dair de bir şüphecilik olmalı. Kadına dair haberlerde, otopsi kanıtlarında dahi yanlışlıklar ortaya çıkıyor veya Roboski haberlerinin 24 saat sonra işlenmesi ve Genel Kurmayın açıklamalarına yer verilmesi gibi, bence resmi kaynaklara da şüpheyle bakması gerekiyor gazetecilerin. Bir etikten söz edilecekse, toplumsal olarak yüzleşmelerle gitmesi gereken bir durum oluşmalı. Bunun içinde her yaşta insanları koyuyorum" diye konuştu.

'Barış sürekli işlenmeli'

Yeni Zelanda Auckland Teknoloji Üniversitesi'nden (AUT) Dr. Rukhsana Aslam ise gazetecilerin çatışmanın çözümü olmak yerine tetikleyicisi olduğunu vurguladı. Rukhsana, gazetecilerin medyanın elinde oyuncak olduğunu söyledi. Gazetecilerin değerlerini bıraktığı için hükümetlerin elinde oyuncak olduklarını dile getiren Rukhsana, gazetecilerin bu sorunları tartışması gerektiğini belirtti.
Rukhsana, "Gazetecilikte yanlılık sorunu var. Dünyadaki şiddet seviyesi giderek artıyor. Siyasete bu kadar bağımlı hale geliyorsak, sinik, alaycı olabiliyoruz. İyi şeylerin olabilme ihtimalini düşünemiyoruz. Burada ilk kurban, 'gerçek' olmuyor barışın kendisi oluyor. Barış gazeteciliği gazetecilere bir şeyleri değiştirme şansı veriyor" ifadesinde bulundu.

'Barışın mümkün olduğunu anlatalım'

Gazetecilerin isterlerse barışa giden yolu hazırlayabileceğini kaydeden Rukhsana, "Barış gazetecileri isterlerse barışa giden yolu hazırlayabilirler. Buradan hepimizin alacağı bir ders var. Biz, 'her yerde barışı dayatalım' demiyoruz, 'barışı mümkün kılalım' diyoruz. Bütün taraflara 'barış mümkün' diyelim. O sürecin barışa gitmesine neden olalım. Barış gazeteciliği yeni bir söylem. Bunu bilmeliyiz, barış iyi bir değerdir ve gazetecilik de iyi bir platformdur. Biliyorum çok zor bir meslek ve sıklıkla barış gazeteciliğinde birçok hatalar da yapılabilir ama istemek önemli. Her seferinde bir haber bir haber derken, sonunda bu dili yakaladığınızı görürsünüz. Böylece barış gazeteciliğinin dairesi de genişlemiş olur. Şu şekilde bitirmek istiyorum: Barış gazeteciliği ve barışın gazetecileri için çok büyük bir umut var" diye konuştu.
Panel soru-cevap bölümü ile sona erdi.

(zd/gc)