İzmirli kadınların 25 Kasım mesajı

10:04

Handan Tufan / JINHA

İZMİR - 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'ne ilişkin mikrofon uzattığımız İzmirli kadınlar, "Ekonomik ve toplumsal olarak şiddet sarmalı içindeyiz" diyerek, buna karşı mücadelenin ortaklaşması ve derinleşmesi çağrısı yapıyor. Kadınlar eril şiddete karşı caydırıcı olacak yöntemin 'özsavunma' olduğu konusunda ise hemfikir.

Kadınların direniş ve mücadeleyi yükselttikleri 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü'ne ilişkin İzmirli kadınlara, "Şiddet nedir ve nasıl çözüm üretilmelidir?" sorularını yönelttik. Kadınlar her alanda şiddete karşı ortak mücadele çağrısı yaparak, şiddetin hem ekonomik hem de toplumsal olduğunu söyledi.

Ev içi emekçisi Dilek Bozkurt: Evde çocuğuma bakıyorum. Evde olduğum için çocuğuma baktığım için bir maaşın bağlanmasını istiyorum. Çünkü çocuğumu bırakacak kimsem yok. En azından çocuğa ya da bana bir maaşın bağlanmasını isterdim. Ev içi emeğin ücretlendirilmesi gereklidir. Tüm kadınları şiddete karşı mücadeleye çağırıyorum.

Melisa Aydın: Bir ülkeyi çok merak ediyorsanız, o ülkede yaşayan insanların ölüm şekline bir bakın. Bu cümledeki anlam bile ne yazık ki kadınlar üzerinden daha fazla değerlendirilebilinir. Bir de şiddeti meşrulaştıran yasalar var. Onlardan bir örnek verecek olursak, tacize eğilim göstermiş de ya da taciz etmişse veya tecavüz tam anlamıyla gerçekleştirmişse gibi başlıklar altında ayrı cezalar veriliyor. Kadının kıyafetinden tutun konuşmasına kadar ölüm nedeni olabiliyor. Bu durum Türkiye'de ne yazık ki gündem güne çok fazla artış gösteriyor. Ben bu durumda kadının öz savunmasının bir hak olduğunu ve bu durumun meşrulaştırılması gerektiğini inanıyorum.

Kadına yönelik şiddetin en büyük nedenlerinden birinin işsizlik olduğunu dile getiren Züleyha Yalçın: İş bulamayan erkek şiddete yöneliyor. Bu şiddetin önüne geçilmesi için işsizliğe son verilmesi gerekiyor. Kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadele edilmesi gerekiyor.

Kürt olduğunu ve İzmir'de büyüdüğünü anlatan Çiğdem Aktürk: Burada olduğum için Kürt kimliğimi zaman zaman saklamak zorunda kaldım. Kendi kimliğimden uzak büyümek zorunda kaldım. Kimliğim dolayı toplumsal şiddete maruz kalmaktan korktum. Hem Kürdüm hem bir emekçiyim. Toplumsal baskı da şiddetin en büyüklerinden biridir. Şiddete karşı kadınların birleşmesi gereklidir. En doğrusu budur.

Arnavut göçmeni olduğunu anlatan Çilem Uslu: Ben kendi kimliğime uzak büyüdüm. Kendi kimliğime dair hiçbir şey bilmiyorum. Bir Türk olmadığım halde, Türk gibi büyümek zorunda kaldım. Bana göre benim için şiddet orada başladı. Şimdi kendi kimliğimi arıyorum, ama bulamıyorum. Türk gibi büyüdükten sonra evlendim. Eşimden şiddet gördüğüm için boşandım. Şimdi eşinden boşanmış bir kadın olarak yaşıyorum. Şuanda şiddet yok ama toplumsal bir şiddet var. En kötüsü de bu zaten.

Sevim Batur: Bazen çalıştım, bazen evde oturdum. Anne oldum. Örgütlü bir mücadele içindeyim. Kadın üzerindeki en büyük şiddet psikolojiktir. Sürekli bizim cinsiyetimiz üzerinden yapılan baskı çok bariz ortada. Biz buna çok şahit oluyoruz. Kadın üzerindeki baskıyı bedenimizde ve ruhumuzda hissedebiliyoruz. Biz bu algıyı kıramıyoruz. O kadar çok kadın cinayeti işlendi ki, insanlara artık normal geliyor. Bunun önüne geçecek bir şey yapmıyoruz. Biz kadınlar olarak bir sürü şey yapabiliriz ve yapacağız. Bunun içinde bizim kadınlarla bir araya gelmemiz gerekiyor. Ne olursa olsun baskının her şekline karşı çıkmamız gerekiyor.

5 yıldır sokaklarda satış yaparak yaşamını idame ettirdiğini ifade eden Gülten Makasçı: 2 çocuk annesiyim, evim kira. Yapabileceğim başka bir iş yok. Çoğu zaman doğru dürüst bir para kazanmadan evime gidiyorum. Devletten hiçbir yardım almadan yaşıyorum. Sokakta çalıştığım için her türlü insanla karşılaşabiliyor. Çoğu kadın olduğum için dalga geçip, sattığım ürünleri almıyor. Almaya bilirler ama neden alay ediyorlar ki? Bunu erkeklere yapamıyorlar.

Bahriye Duman: Eşim engelli. 1 yıldır bu işi yapıyorum. Öncesinde evlere temizliğe gidiyordum. Artık o işi yapamıyorum. Eşimin engelli maaşı kirayı gidiyor. Buradan aldıklarımda geçiniyoruz. Sıcakta olsa, soğukta olsa gelip bu satışı yapmamız gerekiyor. Buna mecburum. Tabi her türlü şeye şahit oluyoruz. Bazen kadınlar yanımızda dayak yiyor. Hiçbir şey demeden izliyoruz. İçimden müdahale etmek geçiyor ama sonrası ne olacak. O erkek beni de o kadın gibi dövecek. Ve ben belki bir daha bu işi yapamayacağım.

(fk)