‘Toprağını koruyan Kürt kadınlarla, batılı kadınların öz savunması birleşmeli'
14:18
JINHA
İSTANBUL - "Şiddetinizle savaşıyoruz örgütlenme tek özgürleşiyoruz" panelinde kadınlar Kürdistan’da ilan edilen öz yönetimlerle beraber kadınların sergilediği öz savunmaya dikkat çekerek, “Biz buradaki kadınla Kürdistan’da evini toprağını vatanın savunan kadınları buluşturamıyoruz. Toprağını koruyan Kürt kadınlarla, batılı kadınların öz savunmasını birleştirmeliyiz” vurgusunu yaptı.
İstanbul’da Sosyalist Kadın Meclisi ve Özgür Genç Kadın tarafından "Şiddetinizle savaşıyoruz örgütlenme tek özgürleşiyoruz" şiarıyla panel gerçekleştirdi. Makina Mühendisleri Odasında (TMMOB) gerçekleştirilen panele demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşu ile başlandı. Panelde KJA aktivisti Ayşe Berktay, Sosyalist Kadın Meclisi üyesi Mukaddes Erdoğdu Çelik ve HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm panelist olarak yer alırken, SKM üyesi kadınlar panele dinleyici olarak katıldı. Panelde Cizre deneyimlerini aktaran SKM üyesi Mukaddes Erdoğdu Çelik, "Cizre de yasağın kalktığı gün girdik ve henüz şehit olanların cenazelerini kaldırılamadığı sırada girdik. Peş peşe yaşama hikayeler devam ediyor. Silvan Nusaybin ve Lice ardından özel güvenlik bölgeleri ilan edildi. Ve bununla birlikte halk sıkışan bir noktada duruyor. Bu bir tün imansızlaştırma politikası. Karakol etrafında ve gerillanın olduğu alanlarda bu kararları alıyorlar ve ormanlar yakılıp kutsal yerlere girişler yasaklanmıştı. Oraya da herkes izin alarak girebiliyor" dedi.
‘Kadınlar öz savunmanın en temel hak olduğunu söylüyor’
Cizre’nin savaş alanı olduğunu ve en yoğun saldırıların olduğu yerlerin öz savunmaların yapıldığı alanlar olduğunu ifade eden Mukaddes, "Mahallenin dışarıdan gören yerler çok hedef olmuştu ve iç taraflara kalan yerler çok hedef olmamıştı. Devlet kurumlarından ateş açılmıştı ve buna karşı evler arası geçişler yapılmıştı" şeklinde ifade etti. Çok küçük yerlerin sığınak olarak kullandığını ve en ağır yükü yine kadınların çektiğini sözlerine ekleyen Mukaddes, Kadınların erkeklerle birlikte direnişte olduğunu genç kadınların barikatlar önünde yer aldığını ancak kadınlar üzerinde büyük bir sorumluluğun olduğunu ifade etti. Mukaddes, kadınların yaşlılara ve çocuklara da bakmak zorunda kaldığını dikkat çekerek, "Doğum yapmak zorunda olan ve düşük yapan kadınlar vardı. 'Biz burada direnmezsek hepimiz ölecektik. Hendekler olmasa hepimiz katledilirdik' diyerek aslında öz savunmanın en temel hak olduğunu anlatmış oldular" şeklinde aktardı. Kadınların her şeye rağmen barışı dillerinde düşürmediklerini aktaran Ayşe, halkın en fazla seslerinin batıdan duyulmadığına tepki gösterdiklerini vurguladı. Mukaddes, temel sorunun direnişe batının ses vermemesinde olduğunun altını çizdi.
‘Öz yönetime sessiz kaldıkça baskılar artar’
Ardından konuşan HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ise Kürdistan’da yaşanan saldırılara karşı, batıdan yükseltilecek tepkilerin çok önemli olduğuna işaret etti. Züleyha, "Devletin terörist yüzünü biz Kürdistan’da olduğu gibi Ankara’da katliam politikalarını gördük. Korku şiddet atmosferini kadınlar çok iyi bilir. Kadına yönelik şiddet neyse öbürü de onun katlanmış halidir. Şiddetin amacı itaat ettirmektir. Bunun icin kadına yönelik şiddet de bunla ilgilidir. Kadınlar olarak bunu alt etmek için mücadele ediyoruz" dedi. Şiddetin Kürdistan’daki imha saldırısının ve tüm il ve ilçeleri kuşatan ve katliamlar girişiminin neye yönelim olduğu konusunda net olmak gerektiğini ifade eden Züleyha, "Bu saldırılar sadece seçime yönelik olsaydı seçimden sonra bitmesi gerekirdi. Aslında Kürt halkının öz yönetim iradesine yönelik ve kökleşmesini önlemek üzere yapılan saldırılardır. Hem öz yönetilen meşruluğu haklılık ve ne olduğu yeterince güçlü savunulmadı. Bizimde böyle bir yönetim tarzını benimsediğini açıklama konusunda batı eksik kaldı öz yönetimi sahiplenemedi. Artık öz yönetimin tartışılmasına bile izin verilmiyor" diyerek sessiz kaldıkça baskıların daha da arttığının vurgusunu yaptı.
Züleyha, "Toplumun kendi iradesiyle yaşama hakkını veriyor. Biz kadınların da istediği şey budur. Halkın kendi iradelerine sahip çıkmaları bulundukları her alanda komünlerinin olması demek. Bu sebeplerden dolayı bizim öz yönetimi öyle uzaktan bakmamamız gerekiyor. Rojava’dan Cizre’ye örneği olan bir sistem bizim hayatımıza denk düşen, sorunlarımıza çözüm olabilecek bir sistem olarak sahip çıkmamız gerekiyor. Bunun mutlaka tartışılması anlaşılması bizim öncelikli islerimizdendir" dedi.
‘Kadınlar savaşta köle olmayı kabul etmiyor’
Öz yönetimin ve öz savunmanın en çok kadınlar için geçerli olduğunun altını çizen KJA aktivisti Ayşe Berktay ise "Erkek egemen sisteme karşı kadının kendi iradesi ile yaşamını kurması buna bağlıdır. Bizim şiddet dediğimiz şey devlet eliyle gerçekleştirilen ve sistem aracı olarak kullanılan ve işgal ettiği ülkede işgal sloganlarını duvarlara yazan devlet, kadına yönelik şiddetini de ortaya koyuyor. Nerde bir sınıf çatışması varsa orada kadınla da bir savaş var. Ortadoğu bunun merkezlerinden biri" şeklinde ifade etti. Kürdistan’da bir kadın devrimi olduğunun altını çizen Ayse, "Kadınlar savaşta köle olmayı kabul etmiyor. Biz bu savaşların içinde öz yönetimi, öz savunmayı pratik olarak yaşadık. Devleti deli eden de buydu. Gezi’de yaşanan işçi direnişlerinde aslında öz yönetim talebi ve öz savunmanın olduğunu gördük" dedi. Öz yönetim ve öz savunmanın kadınların yaşadığı şiddete karşı kadınların devlete vereceği en büyük cevap olduğunu sözlerine ekleyen Ayşe, “"Biz buradaki kadınla Kürdistan’da evini toprağını vatanın savunan kadınları buluşturamıyoruz. Bizlerin en önemli görevi bu kadınları buluşturmak olmalıdır" dedi.
Konuşmaların ardından panel soru ve cevap kısmıyla son buldu.
(sg-ödk/zd/fk)

