Hem kadın hem de siyahiysen...

09:02

Handan Tufan /JINHA

İZMİR - Yrd. Doç. Dr. Lülüfer Körükmez, her gün bir ayrımcılığa maruz kalan siyahi kadınların toplumsal bir şiddetin altında olduğuna dikkat çekerek, "Ruhsal olarak bunun altında eziliyorsunuz. Kadınların Türkiye'de yaşadıkları şiddeti biliyoruz. Bunların üzerine birde siyahlığı ekleyim. 3 ile yada 5 ile çarpmaktır" dedi.

Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Lülüfer Körükmez, yaklaşık beş yıldır Afrikalılar Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma (Afro-Türk) Derneği'nde gönüllü olarak çalışıyor. Akademik ilgi alanında uluslararası göç, etnisite, yoksulluk yer alan Lülüfer, Ten Rengi Ayrımcılığı konulu araştırmasında Afro Türklerin sorunlarına ışık tutmaya çalışıyor. Afro Türklerin daha çok Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaşadığını ifade eden Lülüfer, bunun nedenin de bu bölgelerde büyük çiftliklerin olması olduğu söyledi. Türkiye'de yaşayan Afro Türkler'in bazılarının beyazlaşma sendromu yaşadığını ve bunun azımsanmayacak bir durum olduğunu belirten Lülüfer, Türkiye'de yaşayan Afro Türk kadınların yaşadığı sorunları anlattı.

Cumhuriyetin tektipleştirme çabasından sonra siyahilerin vatandaşlık kazandığını ifade eden Lülüfer, "Bunlar artı diyebileceğimiz durumlar. Ama yaşamını köle olarak geçirmiş kadınlara bir kerede vatandaşlık hakkını koruma kabiliyeti gelmiyor. Bir yandan özellikle ikinci kuşaktan sonra kölelik geçmişi unutulmak isteniyor. Ama diğer yandan unutturmayan bir ten rengi var. Üçüncü kuşakta kendi tarihini aramaya başlıyor" dedi.

'Güzellik kavramı kadınlarda derin yaralar bıraktı'

Güzellik kavramının birçok kadında derin yaralar bıraktığına işaret eden Lülüfer, "Beyaz olan bir toplumda siyah tenli olmak başlı başına bir problem. Ataerkil ilişkilerin bu kadar dominant olduğu bir toplumda, ten renginizden dolayı ötekileştirildiğinizde kendinize yer bulmaya çalışmayla ilgili sıkıntı yaşarsınız. Siyah tenli bir genç kadınsanız eş bulmayla ilgili sıkıntınız var. Köylerde genç kadınların beyaz tenli erkekle evlenme istediğini görebiliyoruz. Bu yolla çocuğunun beyaz olmasını sağlamak istiyor. Beyaz bir erkekle, o erkek kim olursa ve ne olursa olsun evlenebiliyorlar. Bu tür evlilikler çok kötü sonuçlanabiliyor. Köylerde çocuğuyla birlikte geri bırakılan kadınları görebilirsiniz. Beyaz koca bir lütuf gibi görünebiliyor" diye belirtti.

'Ne kadar koyu tenliysen iş bulma ihtimalin o kadar düşebiliyor'

Siyahi kadınların çoğunun oldukça düşük gelirlerinin olduğuna dikkat çeken Lülüfer, "Düşük ücretli işler yapıyorlar. Çoğunun eğitime erişme imkanları olmadığı için üst düzey iş bulma imkanları yok. Ama bir kaç örnekte şunu gördük; ne kadar koyu tenliysen iş bulma ihtimalin o kadar düşebiliyor. Görünür hiç bir işe alınmıyorlar. Anaokulu öğretmenliğini okumuş bir kadın, çocuklar korkar diye öğretmenlik yapmasına izin verilmiyor. Etik olarak doğru olduğunu düşünmediğimiz bir alanda iş bulabiliyorlar. İlgi çekici olması nedeni ile sevimlileştirme yoluyla iş verme. Yani pazarlamacı olarak iş verme. Yada barlarda çalışma. Bu nedenle pek çoğu turizmde çalışabiliyor" şeklinde ifade etti.

'Ruhsal olarak bunun altında eziliyorsunuz'

Her gün bir ayrımcılığa maruz kalan siyahi kadınların toplumsal bir şiddetin altında olduğuna değinen Lülüfer sözlerine şöyle devam etti: "Birisi suratınıza şaşkın gözlerle baktığında yada birbirlerinin kolunu çindiklediğinde yada besleme çektiğinde çeşitli baş etme stratejileri geliştirebiliyorsunuz, bazen de geliştiremiyorsunuz. Ruhsal olarak bunun altında eziliyorsunuz. Kadınların Türkiye'de yaşadıkları şiddeti biliyoruz. Bunların üzerine birde siyahlığı ekleyim. 3 ile yada 5 ile çarpmaktır."

(mg)